diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

ALTMIŞLI YILLAR 3


Bu makale 2014-12-12 10:27:36 eklenmiş ve 7179 kez görüntülenmiştir.
Refika GÜL


Televizyonun, telefonun, cep telefonunun, bilgisayarın, elektrikli küçük ya da dayanıklı ev eşyalarının olmadığı günlerin çocuklarıydık bizler. Bu nedenle tavanda dalıyla yaprağıyla asılı duran ayvalara (hayva derlerdi) aşinayız ve de pişirilip dondurulmuş teker şeklindeki kıymalara...nar da asılanlardandı mesela. Daha düne kadar, evde açılan yufka katerleri tavandan inen tahta salıncak gibi askıda saklanıyordu, üzerleri örtülüyordu.


**Kışlık elmaların, bir küçük sandıkta samanların içinde saklandığını biliyorum,hatta o son elmayı arayışımızı...Saman hem meyveyi hem de meyvenin kokusunu aynen muhafaza ederdi...Yazın ise mesela karpuz gibi soğuk olması gereken yiyecekler, bahçenin bir köşesinde kaynayan gözeye konurdu...saatlerce o buz gibi suyun içinde dururdu.


**Buğday pazarı denen bir yer vardı, bir defasında o pazarda elinde uzun matbu destan okuyan ve satan bir adam görmüştüm..Acıklı ve yaşanmış olaylar şiirsel dille anlatılıyordu bu destanlarda. Sonraları bu gelenek yok oldu.


**Hatırladığım bir başka atraksiyon da, babamın bizi Ayvaz'a Ordulu Mustafa'nın güreş gösterisine götürmesidir..Şimdinin futbolcularının dilden dile konuşulması gibi, o zaman da güreşçiler, altın kemer kazananlar konuşuluyordu.


**Davul zurna ikilisi hayatımızda hep vardı fakat ince çalgı bir başkaydı. Sanat müziği eserlerini çalıp söylerlerdi..Düğünlerde misafiri karşılamanın müziği ayrı, gelini evden almanın müziği ayrı idi. Ben o zamanlar bunların irticalen olduğunu sanırdım..Meğer birincisinin adı Karşılama, ikincisinin adı Cezayir oyun havası imiş.


**Düğünlerde kazanlarla pişen yemekler de fiks idi. Düğün çorbası (gendime çorbası), patlıcan kebabı, etli pilav (sade pilav diye bir şey yoktu) ve onlarca tepsi baklava...Kadınlar baklavaları açar, çarşıdaki fırınlarda pişer sonra evde şerbetlenirdi.


**Günlük hayatta patates kızartması hep vardı fakat uzun uzun değil yuvarlak olarak. Ketçap yoktu fakat yeşil soğanla ve salçayla yapılan sos çok leziz olurdu. Baharda özellikle Hıdrellez'de ise marul-maydonoz-yeşil soğan-dereotu ve haşlanmış yumurta ile yapılan salata çok leziz olurdu. Ispanak ayıklamak yaşlıların mesaisiydi ve çocukların..Kökleri ayrı ,yaprakları ayrı kaba doğranırdı. Kökünden kısa tiritli (pirinçli) yemeği, yapraklarından ise yumurtalı mıhlaması yapılırdı.


**Günlük hayatı heyecanlandıran bir şey vardı: Deterjan kutularından hediye çıkması...Ne çok beklemişlerdi kim bilir ?


**O zamanlar yakınlarda biri vefat etmişse yası tutulurdu. Düğünle çakışmışsa davul çalınmazdı. Kırkı çıkması beklenirdi bazı şeyler için.


**Biz, yüzünü gözünü defalarca arı sokmuş çocuklardık...Bıçağın tersiyle arının iğnesini çıkarırlardı...Hep mi melektik hiç mi kızdırmazdık annelerimizi.. Eğer öyle olsaydık “Boyun bosun devrilsin”-“Zıkımın kökünü ye”-“Allah ıslah etsin-“Sen yarattın sen kayır Allahım”-“baba çıkasıca”-“adı batasıca”-“kahr u gazap olasıca”-“mendebur” gibi edebi sözler söylerler miydi? Zıkkım değil ama lahananın kök kısmını yerdik..Bir sofra bezi yere serilir biz etrafa dizilir ve lahana yaprakları bitince kalan kökü paylaşırdık..Annem sayılı şeyleri eşit olarak pay ederdi...İşte taa o zamandan beri matematiğe inanıyorum.


**İyi sözler de duyduk tabi: Sulün gibi, dal gibi, dalyan gibi, şimşek gibi tasvirler...;su gibi aziz ol, el öpenlerin çok olsun, efendiler kıysın nikahını...gibi dualar..Yine de yüzümüze karşı övmek istemezlerdi..''Sen övme ,başkaları övsün''derlerdi.


**ve bunun gibi şeyler...Çok önemli ayrıntılar değil belki,fakat yaşayan ve arkasında gizli daha nice hatıralar barındığını bilen için gözbebeği gibi.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400