diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

“AKIL TUTULMASI”


Bu makale 2015-01-03 18:40:06 eklenmiş ve 6817 kez görüntülenmiştir.
Cihat TAŞKIN

Toplum olarak birlik ve ortak akla gereksinim duyduğumuz günlerde derin bir Akıl Tutulması yaşıyor olmamız düşündürücü olduğu kadar üzücü de. Cahilleştirme ve kültürsüzleştirme uygulamalarının önemli bir parçası da kabul edilen Akıl Tutulması toplumun temel taşı sayılan birey'in öz niteliklerinden uzaklaşarak bencilleşmesine ve giderek kendi aklını kullanamaz hale dönüşmesine varan bir süreçte temel gereksinimlerini karşılayabildiğini sanacak kadar varlıklı ama fark etmediği kadar da kimlik ve kişilik yoksulu olmaktadır.  


Aklın önem ve değerini bilen büyüklerimiz “Akıl yaşta değil baştadır” derlerdi.. O, şu anlamı içeriyordu; “Kaç yaşında olursan ol, eğer aklını kullanamıyorsan sen boşuna yaşamışsın ya da hiç yaşamamışsın” demekti. “Çevrende olup biteni değerlendirmiyorsan, kâr - zarar hesabı yapamıyorsan, ulusuna, toplumuna ve vatanına neyin yararlı neyin zararlı olduğunu sorgulayamıyorsan o toplumun bireyi bile sayılmazsın” demekti. 


Akıl, insanın sahip olduğu ve yaşamına yön veren en önemli değerdir. Bu bağlamda, korunarak özenle kullanılması gereken de yine insan aklıdır. İnsanın yaşam döngüsünden aklı çıkardığınızda geriye sadece söyleneni yapan, emre itaat eden ve kolayca yönlendirilebilir insan modeli kalır. 


“Tek tip” insan modeli yaratmanın yegâne yolu, toplumda “Akıl Tutulması” yaratmaktır. Soran, sorgulayan ve araştıran bireyi; sadece söyleneni yapan, emri uygulayan insanlara dönüştüren “Akıl Tutulması” giderek artan bir süreklilik içinde bireyi kendi özgür yörüngesinin dışına atar ve onu başkasının yörüngesine oturtarak uydulaştırır.


Aklın, bir diğer aklın egemenliği altına girmesi olarak da tanımlayabileceğimiz “Akıl Tutulması” etki alanı içindeki herkesi “kendisi” olmaktan çıkartarak başkasının (diğer aklın) gözünden dünyayı ve yaşamı izler, değerlendirir, eleştirir, kıyaslar ve yorumlar..   


“kişisel çıkarlar ve çevresel faktörlerin etkisi altındaki bireylerin

farklı düşünmelerinin olanaksızlaşması” olarak tanımlanan “Akıl Tutulması”nı enine boyuna anlatan ünlü Alman düşünür ve sosyolog Max Horkheimer 1947 yılında yayınladığı “Eclipse of Reason” (Akıl Tutulması) adlı eserinde Akıl tutulmasına neden olan baş etkenin “kişisel çıkar” olduğunu, çevresel etkenlerin de akıl tutulmasına yol açarak bu durumun özgüvenden ve bağımsız (özgür) iradeden yoksun insanlarda beliren bir olumsuzluk olduğunu açıklamaktadır.

 

  Eleştirel felsefe yazılarından da tanıdığımız Immanuel Kant, aklın kullanımı ve özgür irade açıklamasında, aklın kullanılmasının pek kolay olmadığını ve mutlaka bir bedel ödendiğini ifade etmektedir. “Yalnızlık” bu bedelin en belirgin örneğidir. Akıl Tutulması yaşamayan ve özgün iradesiyle yaşayan bireyleri bekleyen sonuç toplum içinde yalnızlaşmadır. 


“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar” diye bir atasözümüz var.  Dokuz köyden kovulmamak ve yalnızlaşmamak adına kendi kişisel çıkarları doğrultusunda akıl tutulmasına kucak açanlar kendilerine emredileni yaparlar.. Yalnız olmadıklarını sanırlar oysa binlerce insanın içinde yokturlar, yoksundurlar.. 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400