porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

TÜRKİYEDE SİYASET VE SİYASİ PARTİLER ( I )


Bu makale 2015-01-03 19:07:01 eklenmiş ve 7572 kez görüntülenmiştir.
Selahaddin GÜMÜŞAY

Saygıdeğer  okurlar;  Bu  yazı  dizisinde  hiçbir  şahıs  veya  kurum  hedef   seçilmemiştir.  

Dizinin  amacı:

Türk  İslâm   Alemi'nin  müreffeh  bir  hayat  standardını  yakalayabilmesi,  Türk  İslâm  Ülküsü'nün  yücelmesi  için  kotarılan  çorbada  tuzum  bulunsun  diyenlerin  neler   yapması  gerektiği   konusunda  iyi  niyetli  bir  temenniden  ibarettir.

Demokrasi  ile  idare  edilen  toplumlarda   Siyasi  Partiler,  İdari  Mekanizmanın  vazgeçilmez  kurumlarıdır.  Anayasada  ifadesini  bulan  kuralların  ışığında  hazırlanan  tüzüklerle  icraat  yapan  bu  kurumların  amacı;  Ülkenin  güvenliğini,  halkın  refah  ve  huzurunu  sağlamak,  iç ve  dış  düşmanlara  karşı  Vatanı  koruyacak,   şer  ocaklarını  söndürecek   müesseseler  oluşturmak,  bu  kuruluşlar  vasıtası  ile  bütün  vatandaşlara  ayırım  gözetmeksizin  fırsat  eşitliği  sağlamaktır.

Ülkemizde  Siyasi  Partileri  kavram  olarak;

a)  Sistem   Partileri,

b)  Doktrin  Partileri  olarak  sınıflandırabiliriz.

a)  Sistem   Partileri:  Değişik  kültür  ve  ideolojileri  bünyesinde  barındıran,  başarıyı  yakalamak  için  tavizkâr  davranmakta  sakınca  görmeyen  siyasi  kuruluşlardır.

b)  Doktrin  Partileri;  Aynı  görüş  ve  düşünceyi  paylaşan  grupların;  belirlenen  hedefe  ulaşmak  için  tüm  bireylerin  uymak  zorunda  oldukları  bilimsel  veriler  yumağını  hayata  geçirmek  için  çalışan  kuruluşlardır.

Doktrin  Partilerinde  kural  ve  kavramlar;  Teşkilâtçı,  davayı  ve  başarı  yollarını  bilen,  Bilge  Kişilerce  tespit   edilir,  tolerans,  taviz  ve  ihmallere  kesinlikle  müsamaha  gösterilmez.

Siyasi  Partilerin  iki  önemli  gayesi  vardır;

a)  Genel   Seçimleri  kazanarak  iktidara  gelip  Ülke  Yönetimini  ele  almak  ve tasavvurlarını  gerçekleştirmek,   

b)  Mahallî  ( yerel )  Seçimlerde,  mahallinde  bizzat  müşahede  edilerek  yapılan  icraatlarla  başarıyı  yakalayıp,  halka  hizmet  anlayışını  ve   yönetimdeki  becerisini  göstererek,  geniş  tabanlı  bir  taraftar  ordusunu  oluşturarak   yapılacak  diğer  seçimlere daha  avantajlı  bir  konumda    girip,  başarıyı  yakalayabilmek,  yani  hedefe  merdiven  dayamaktır.

Demokrasilerde  siyasi  kuruluşlar;  Taraftar,  Üye,   Tüzüğe  göre;     

A)  İLÇE  KONGRE  DELEGELERİ:  Bunlar  da;

a)  Seçilmiş  Delegeler,

b)  Tabii  Delegeler,

B)  İL  KONGRE  DELEGELERİ,

C)  BÜYÜK  KONGRE    DELEGELERİ   (  ÜST  DELEGE )

D)  GENEL  KURUL  DELEGELERİ   ile;

Genel  Merkez   organlarından  oluşur. 

Doktrin   Partilerin  temel  taşları  kendilerini  davaya  adayan  üyelerdir;   

Parti  Organlarında   görev  alacak  bireyler  seçilirken;  davaya  bağlılığı, tahsil  durumu,  genel  kültürü,  kişisel  becerisi,  çevresindeki   saygınlığı ,  kendisine  duyulan   güven,  meslek  hayatında ki   başarısı,    görev  üstlendiğinde  şahsi  ve  yandaş   çıkarlarından  önce  Vatan'ın  ve  Millet'in çıkarlarını  önde  tutan  bir  karaktere   sahip  olması,  kurumun  ideolojisini  benimsemiş  ve  yüceltmeyi   gaye  edinmiş,  şaibelerden  uzak,   medeni  cesaret   sahibi  olması,   kısaca  kişiliğinin  değerlendirmeye  tabi  tutulması  başarıyı  yakalayacak  bir  yönetim  oluşturmanın  birinci  şartıdır.

Yönetimde  görev  alacak  olanlar;  temsil   edeceği   makamın  imkânlarından  maddi-manevi  şahsi  çıkar  sağlamak  yerine,   temsil  etmekle  görevlendirildiği  kuruma;  yaşı ,  kültürü,  tecrübesi,  yeteneği,  beşeri  ilişkileri,  kritik  durumlarda  beyin  jimnastiği  yapabilecek  beceriye  sahip  olma  özellikleri   ile   en  önemlisi  de   hizmet  aşkı  ile  görev e  talip  olmalı,  davaya  hizmetin  önemini  kavramış  olmalıdır.

Bunun  için de;  Kurumun   yapısı  oluşturulurken,    SİYASİ  PARTİLER  KANUNU'NUN    ilgili  21.  maddesi  ile  PARTİ  TÜZÜĞÜNÜN   11.  maddesi   harfiyen  uygulanmalı,  yetki  ve  kademe  olarak  birbirine   yakın  biri-birini   çok  iyi  tanıyan   organlar  bir  üst  organı  seçmeli  ve  bu  kural  silsile-i   meratip   diye  ifade  edilen  kademeli  seçim   yöntemi   ile  ve   demokratik  kurallar  işletilerek   yapılmalıdır.  Her   organ  görev  ve  yetkisinin  bilincinde  olarak  vazifeyi  namusu  bilip,  bir  üst  kuruluşta  görev  alacak  kişileri  akıl  terazisinde  tartarak,  davaya  yapabileceği  katkıları  göz  önünde  bulundurarak  seçmeli,  tepeden  inme  emrivakilere   itibar  etmemeli,  doğruyu  bulabilmek  için,  mücadele   etme  medeni  cesaretine  sahip  olmalıdır.  

Toplum  menfaati  ile  ilgili  konularda  şahsi  ikbal  kesinlikle  söz  konusu  olmamalıdır.

Yani:  Kurumun  temel   taşı  konumunda  olan  üyeler;  kendi  aralarından,  gerekli  bilgiye  sahip,  görevini  müdrik,  kişilik  sahibi  delegeleri,   delegeler  yönetim   kurullarını,  Yönetim  Kurulları da   kurumun  ihtiyaç  duyduğu  organları  en  iyisini  yapabilecek  olan  bireylerden  seçerlerse  başarıyı  yakalamak  çabuk  ve  kalıcı  olur,  sistemin  çarkları  uyumlu  olarak  çalışmaya  başlar,  sisteme  uyum  sağlayamayan   çarkların  değiştirilmesi  kolay  ve  problemsiz  olur.

Tüzük  Kurallarının  uygulanmadığı,  ahbap  çavuş  ilişkilerine  dayanan  seçim  ve  görevlendirmeler  kuruma  ilgiyi  azaltır,  hasbelkader  yönetimi  ele  geçirenlerin,  eş-dost,  hısım  akraba   arasından  seçtiği,  üstlendiği  görevin  gayesini  ve  kutsiyetini  bilmeyen,  kendisine  görevi  veya  makamı  verenlerin  güdümünde  hareket  eden,   eğilimi  belli  delegelerin  hakim  olduğu  seçimlere  ilgi  olmaz,  kuruma  katkı  sağlayabilecek   tahsil,  tecrübe  ve  becerisi   olan kimseler  hizmet  yarışından  uzaklaşır,  meydan  ehliyetsiz  kişilere  kalır.

Oluşumun  temelinde başlayan  bu  çarpık  yapılaşma,  en  üst  kademeye   kadar  çeşitli  düzensizliklerle  devam  eder,  dava  ve  vazgeçilmez  kriterleri   unutularak,  şahsi  ikbal  veya  çıkar  çatışmaları  tek  hedef  olarak  gündeme  oturur.

Böyle   durumlarda;  kurumun  başarısından  önce,  kişilerin  kendini  kabul  ettirme  mücadelesi  öne  çıkar,  kurum  içi  çekişmeler  baş  gösterir,  başarıyı  yakalamak  için  gerekli  olan birlik ve  beraberliği  sağlamak  zorlaşır,  oluşacak  yeni  kutuplaşmalar,  çıkar  ve  ikbal  mücadelesi  asıl  amaçtan uzaklaşılmasını  sağlar,  başarısızlığı  getirir  veya  başarıyı  tesadüflere  bırakır.  Hizmette   rekabet  ortamının  gündemden  kalkması,  has - bel   kader  koltuğu  ele  geçirenlerin  davanın  vecibelerinden  uzaklaşıp,  Ülke  ve  Parti  menfaatlerini,  düşünmeksizin,  şahsi  ikbal   peşinde   koşmalarına  zemin  hazırlar, meydanı   boş  bulmalarını  sağlar.

( Devam  edecek )


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400