erotik izle yeni film yeni film antalya escort porno antalya escort

UMUT HENÜZ TÜKENMEDİ


Bu makale 2015-01-26 11:03:11 eklenmiş ve 881 kez görüntülenmiştir.
Cihat TAŞKIN

Büyüklerimizden “Bu kafa sende olduktan sonra..” sözüyle başlayan öğütleri çok dinlemişizdir. Evet, iyi ya da kötü, doğru ya da yanlış ne yaşanıyorsa, tümünün sorumlusu biziz, insanoğlu. 


İnsanoğlu varolan canlıların içinde aklı olan önemli bir varlık. Aklın olması insanı diğer canlılardan farklı kılsa da onun akıllıca eylemler gerçekleştirdiği anlamına gelmiyor. İnsanlık tarihi sayısız bilimsel başarıları gözler önüne sererken aynı tarih akıl almaz çokluktaki cinayetleri, işkenceleri, savaşları, soykırımları, terör olaylarını, toplu kıyımları, katliamları, faili meçhulleri ve intiharları yazıyor. Bu da insan yaşamında sadece aklın yeterli olmadığını kanıtlarken aklın doğru ve iyiye yönelik kullanılmasında gerekli olan parametrelerin önemini bir kez daha duyumsatıyor bize.


İnsanın doymak bilmeyen bencillik, hırs ve arzusu aslında onun varolan en vahşi canlı olmasından kaynaklanmaktadır. İnsanı hayvandan ayıran en önemli özelliği olan akıl insana yeteneklerinin geliştirilmesi, beceri kazandırma, sistematik düşünme vb. özellikler kazandırırken aynı akıl onu, kendi türünü toplu katliamlarla yok edecek kadar da vahşileştirmeye yönlendirebiliyor. 


Bugün uzayda koloniler kurmaya hazırlanan, 5000 yıl sonra yetiştireceği tahıl, baklagil, sebze ve meyvenin tohumlarını sıvı azot içinde saklamayı programlayan insanoğlu aynı aklı kullanarak yüksek etkili savaş aletleri, silahlar, füzeler, bombalar geliştiriyor, sonra da bu silahları pazarlayabilmek için Dünyanın dört bir yanında savaşlar çıkarıyor. 


Tarih kitaplarında şaşkınlıkla okuduğumuz, her akşam televizyon ekranlarında “vah! tüh!” diye izlediğimiz bizim yaşamımız. İnsan yaşamı. Öldürülen de öldüren de insan.. Hangi kıtada, hangi ülkede olursa olsun, aynı Dünya'da yaşayanların, yer kürenin kaynaklarını paylaşmak için verdiği çıkar savaşları büyük bir insanlık dramına dönüşüyor. 


20. yüzyıl insanlık suçları, savaşlar, çatışmalar, terör olayları ve farklı büyüklükteki saldırılarla doluydu. Milyonlarca insanın yaşamını yitirdiği, bir o kadar insanın yaralandığı olayların hangi nedenle gerçekleşirse gerçekleşsin kabul edilir bir yanının olmadığına inanıyorum. Yeni yüzyılda da şiddet artarak çoğalıyor. Reyting tutkunu medya sözde şiddet karşıtı yayınlarıyla şiddeti yaşamımızın vazgeçilmez bir parçası yaparken toplumun her kesiminde birbirini anlamaktan uzak, bencil, bireysel çıkarından başka bir şey düşünmeyen gözü dönmüş insan modelleri yaratıyor.   


Deprem, toprak kayması, sel vb. doğal felaketlerde, yangın ve trafik teröründe yitirilen canların da sorumlusu yine biziz, insanoğlu.. Savsaklama, görev ihmali, denetim yetersizliği, kontrol noksanlığı vb. adını ne koyarsak koyalım insan aklının ya da aklı doğruluk ve iyilik için kullanmamanın yarattığı sonuçlar bunlar..  


Sonu şiddet ve ölümle biten herhangi bir olayı bir gurup ya da bir anlayışla eşdeşleştirerek yüceltmek ya da yermek o olayı anlamlandırarak değer kazandırmaktan başka ne olabilir ki? 


“Silah üreten fabrikalar var olduğu sürece savaşlar ve terör olayları hiçbir zaman son bulmayacak. Bunun tersini düşünmek gereksiz bir iyimserlik sergilemekten başka bir şey değil. Kendimizi kandırmayalım.. Cehalet ve yoksulluk yüzdesi yüksek olan ülkelerde denenen bu silahlar nedense kendini uygar gösteren ülkelerin zenginleri tarafından üretilmektedir. Oysa uygarlık, okyanustaki su damlasının, çöldeki kum tanesinin, ormandaki minik bir fidanın, dağdaki karıncanın yaşamsal değerini insanın evrensel değerinden ayrı tutmamaktır. Evrende hiçbir şey, hiçbir şeyden daha değerli ya da daha az değerli değildir. İnsanlar da öyle.. Evrende varolan her şey değerlidir. Ancak bunu anlayabildiğimiz ölçüde uygarlaşabiliriz. Uygarlık; uygar olmayı ve uygar düşünmeyi gerektirir. Evrensel bütünün değerlendirilmesinde evrendeki her şeyin birbiriyle olan ilişkisinin en ince ayrıntısına kadar incelenmesi bizi uygarlığa bir adım daha yaklaştıracaktır. 


“Vay benim dertli başım” dememek için uygarlığa ve doğruluğa daha fazla sarılmalıyız. Dünyada oynanan büyük ve kirli oyunu görebilmek, o oyunun ülkemizdeki senaryolarına araç olmamak için uygar, doğru ve yurtsever bir duruş sergilemek gerekir.


Umut henüz tükenmedi..

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400