erotik izle yeni film yeni film antalya escort porno antalya escort

NEDEN OKUMALI?


Bu makale 2015-02-02 11:25:05 eklenmiş ve 617 kez görüntülenmiştir.
Cihat TAŞKIN

45-50 yıl önceydi. Bugün saygıyla andığımız Hacı Mehmet Bilgin'in sahibi olduğu Bilgin Kitabevi'nden başka basılı yayın satın alabileceğimiz yer yoktu Niksar'da. Okul kitaplarımızı, kırtasiye gereksinimlerimizi, gazete, dergi, öykü kitapları ve romanları oradan alır, bulunmayan yayınlar için de sipariş verirdik. Okul harçlıklarımızdan biriktirdiğimiz paralarla haftalık ve aylık dergilere abone olur, onların Niksar'a gelmesini dört gözle beklerdik. Bazen ulaşım koşullarının yetersizliğinden gecikmeler yaşansa da, aylar sonra kitaplara kavuşmanın mutluluğunu yaşardık. 


Sahip olmanın güçlüğünden olsa gerek, kitaplarım benim için çok değerliydi. Sayfaları bebek severcesine okşayarak çevirir, kağıdını koklayarak okurdum. Ankara ve İstanbul gibi büyük kentlerde her tür ve bol çeşitli yayına kolayca ulaşıldığını biliyordum ama o dönemin koşullarında çok zordu. Niksar nere, İstanbul - Ankara nere? Ziyaret amaçlı Niksar'a gelen akrabalarımızın getirdikleri kitaplar, çikolata ve şekerlemelerden daha fazla sevindirirdi beni. Kardeşim Suat'la “Senin kitabın, benim kitabım” diye paylaşırdık onları, çocukluk işte..


Okuduğum birçok yayının içinde en fazla etkilendiğim, 6 Ağustos 1945 tarihinde Japonya'nın Hiroşima kentinde yaşanan vahşetin en yakın tanıkları olan Hiroşimalı minik çocukların izlenimlerini yansıtan “Atom Bombası Çocukları” adlı kitaptı. Tekrar tekrar okumuştum.. 


“Okumak” sözcüğü, içinde kullanıldığı tümceye göre birçok anlamın tamamlayıcısıdır. “Okuyup adam olmak”, “Maval okumak”, “Meydan okumak” gibi.. Oysa temel anlamı, yazılmış/basılmış bir şeyin okunmasıdır. Okumak çok önemli bir eylemdir. Mide yiyecek ile, beyin bilgi ile doyar. Babamın; “Oku da ne okursan oku” diye beni uyardığını anımsıyorum. Ne güzel öğütler vermişler bize.. İyiyi kötüden, doğruyu yanlıştan ayırabilmek için hepimizin her fırsatta bol bol okuması gerekiyor.


Ortaokul yıllarımda, arkadaşlarımın “Okuyacağım ama ne okuyacağımı bilemiyorum” serzenişini sıkça duyardım. Ben de onlara “Hiç bir şey bulamıyorsanız, sözlük okuyun. Sözcük dağarcığınız gelişir” derdim. Laf aramızda ben de bol bol sözlük okurdum. 


Farklı dünyaları tanımanın, başka ülkelerin yaşam biçimlerine ilişkin bilgi sahibi olabilmenin en kolay yolu, PTT'nin telefon rehberinden edindiğim yabancı ülke konsolosluk adreslerine, hiç üşenmeden tek tek yazdığım mektuplarla o ülkelere ait kitap, katalog, broşür, harita vb. yayınların ev adresime gönderilmesini sağlamaktı. Okullar tatil olunca gönderdiğim mektupların yanıtı en geç bir ay içinde gelir, iri paketleri taşıyan postacının öfkesini, alnından yanaklarına ve boynuna sızan terden anlardım. Paketlerin içinden Japonca, Fransızca, İngilizce, Almanca ve İspanyolca yazılmış, çok iyi basılmış kitap ve fotoğraf albümleri, katalog, broşür ve haritalar çıkardı. Elbette okuyamazdım ama fotoğraflardan altında ne yazdığını çıkarmaya çabalardım. Bir yaz tatili boyunca hem onlarla oyalanır hem de kitabı olan arkadaşlarımdan kitap takası yapardım.


Ülkemizde, 20. yüzyılın son çeyreğine doğru olanakları gelişen yayıncılık, dönemin siyasal anlayışları tarafından özgür çalışma koşulları ortadan kaldırılarak engellendi. Doğru söyleyenin yanısıra doğru yazanın da dokuz köyden kovulduğu bu süreçte, kitap okumanın hatta evde kitap bulundurmanın suç sayıldığı günleri yaşadı Türkiye. 


Okumak.. Bıkmadan, usanmadan çok okumak gerek..


Birbirimizi anlayabilmek için okumak gerek. Aydınlık yeni ufuklara yürüyebilmek için, ilim ve bilimde gelişebilmek için, kültür ve sanatta söz sahibi olabilmek için, toplumsal sorunları kavrayabilmek için, sömürü ve zulme karşı durabilmek için, küresel cahilleştirme ve kültürsüzleştirme dayatmalarını yok etmek için ve dostlarımızı daha iyi tanıyabilmek için okumak gerek. Evrende sevginin çoğalması, barış dolu, daha güvenli bir dünya için okumak gerek..

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400