porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

Ankara’da Memleket Sevdalısı Niksarlı Zanaatkâr Bir Aile “TÜZEMENLER” (6)


Bu makale 2015-02-23 19:12:06 eklenmiş ve 887 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

DİBİNE KADAR NİKSARLIYDI

 

Yani inanılmaz diyor Emir Bey, babam gerçekten bir Niksarlı olarak hani derler ya dibine kadar Niksarlıydı. Niksar'ı da çok severdi. Çünkü biz her sene hepimiz ailecek mutlaka Niksar'a gider, mutlaka bütün akrabalarımızı dolaşırdık. Babam bir de arkadaş canlısı, dost canlısı bir insan idi. Hani bireysel değil de birlikte yaşamayı severdi. Dolaysıyla biz babamın eski asker arkadaşlarını bile bulduğunu biliriz. Arar bulurdu yani, mutlaka ulaşırdı. Çok vefalı biriydi, inanılmaz vefalıydı. Biz Tokat'a gidiyorsak Niksar'a gidiyorsak orda hasta olan, ziyaret edilmesi gereken ne bileyim asker arkadaşlarını kim varsa onları görmeden asla ve asla Ankara'ya dönmezdi. Mutlaka ziyaretlerine giderdik.  Dolayısıyla bunlar babamı anlatmaya belki yetmeyecektir. Gerçekten yetmeyecektir, ben öyle düşünüyorum.  

 

Arkadaşları Sayılıdır

 

Sait Bey babasının arkadaşlarını anlatıyor. Konuştuğu arkadaşları da sayılıdır. Sayılı kişilerle muhatap olur, muhabbet ederdi. Onların hepsi de üst düzey insanlardı. Anayasa Mahkemesi Eski başkanı Y. Güngör Özden, Tuğgeneral Yaşar Selamoğlu, Albay Şükrü Kızılarslan, Dr. Sami Bağlum, Avukat Tevfik Kavuncu, Prof. Dr. Erol Turaçlı ilk aklıma gelenler. Sonuçta hepsi seviyeli insanlardı ve onlarla da çok iyi bir diyalogu vardı. Şimdi düşünüyorum da adam bir marangoz ama sonuçta dünya görüşü ile felsefesi ile kafaları uyuşuyordu, zeki bir adamdı. Biz zaten babamın aslında hayat hikâyesini bire bir kendi ağzından dinlemedik, hayat hikayesini arkadaşlarına anlatırken dinliyorduk, hep ona şahit oluyorduk. İşte aile hayatını, boşanmalarını geçiş dönemlerini yani hep oradan dinliyorduk bire bir bize anlatmıyordu. Biz soru sorduğumuzda söylemiyordu ama biz onlar konuşurken dinliyorduk. 

 

Yaşar Selamoğlu ile top oynuyorlarmış, çaput top oynuyorlarmış çocukken. Onun bile yanlışı olduğu zaman yüzüne söylerdi. Hiç lafını çekmezdi. Babam şakayı sevdiği için arkadaşlarıyla çok şakalaşırdı. Yekta amca babamın avukatı idi. Yekta Bey'in babası Halis Bey babamın öğretmeni imiş. Babam çocukken çok yaramazmış, Mehmet amca, Keçeci Mehmet amca anlatırdı. Çocukluk arkadaşı imişler. Aynı kafadaydılar, kafaları çok uyuşuyordu. Keçeci Mehmet amca tam Niksar ağzıyla, Lan Mustafa der başlardı konuşmaya. O tekerlemeyi çok söylerdi: Niksar'a yağmur yağar, Keltepe'ye kar, Ayı ararsan Cer'de var. Cer'de bulamazsan Eskidir'de mutlaka var derdi. Sonra da lan oğlum Niksar'da ayı ne gezer, Niksar'da yok hep Tokat'ta var der, bu sefer de annemi kızdırırdı. Annem Tokat'ın Emirseyit köyündendi, şimdi belde oldu.

 

Annemiz Bizi Birbirimize Bağlayan Harç İdi

 

Salih Bey, biz şimdi birbirimize kenetlenmiş bir aile gibiydik diyor. Bizim birlikte olmamızın en büyük nedenlerinden bir tanesi annemdir yani annem bizi birbirimize bağlayan bir bağdı, bir harç idi. Annemizi 1992'de kaybettik.

 

Emir Bey ilave ediyor, ama şunu özellikle söylemek istiyorum, diğer eşleriyle ilgili de hiç bir olumsuz lafını duymadık babamızın. Diğer eşleriyle ilgili dile getireceği bir şey de duymadık hiç. Hepsinden iyi söz etmiştir, hepsinden, kesinlikle. Mesela ben Ahmet abimin, ablamın veya Yücel abimin ayrı annelerden olduğunu çok daha sonradan öğrendim. Öyle bir şey de hiç hissetmedik çünkü böyle bir ayrıcalık hiç olmadı.

 

Annemize Gizli Saklı Tursil Alıyorduk

 

Seyit Bey, biz küçükken annem çalışıyordu babamın yanında. Bu çok önemli bir şey yani. Biz annemizi çalışırken görürdük. Annem hem yemek yapar, hem çamaşır yıkar, hem temizlik yapar, hem de atölye de çalışırdı. Çamaşırı kül suyuyla yıkardı. Biz babamdan gizli ve saklı Tursil alıyorduk annemize. Annemin ufak tefek biriktirdiği paralarla gizli ve saklı Tursil alıyorduk. Kül suyu da her zaman orada dururdu. Babam deterjana karşıydı. Karşılığı da şundan, sağlıklı olmadığını söylerdi hep. Babam ta o zaman deterjanların sağlıklı olmadığını söylüyordu yani. Annemi babamızın yanında çalışırken görüyorduk, bütün ev işlerine de bakıyordu, çok eziyet çekiyordu. Belki de biz bu çalışma azmini ondan almışızdır.

 

Salih Bey, annem merhametli bir insandı diyor. Ahmet abim bizim en büyümüz. Annem, Ahmet abimden bahsederken; oğlum, Ahmet abin çok çekti, çok emeği var bu evde derdi. Evin temelini beraber kazmışlar, ablam da çocuklara bakmış. Ablam bizleri kucağına alır, bir kolunda ben, bir kolunda Said. Annem babam ve abimle inşaatta çalışırken, ablam da bize öyle bakmış, bizleri oyalamış. Annem öyle söylerdi, oğlum Ahmet abinizle, ablanızın sizin üzerinizde çok emekleri var derdi, bizi birbirimize bağlardı. Mesela ben İstanbul'a ofis açmak için gittiğimde Ahmet abimi de görmek istedim, çok zor durumda buldum Ahmet abimi. O soğukta bir deponun altında bodrum katında ud yapmaya çalışıyor. Soğuk abi dedim, sen bu yerde nasıl ud yapıyorsun dedim. Ne yapayım işte üşümüyorum dedi. Nasıl üşümüyorsun dedim. Peki burada nasıl geçiniyorsun dedim. Udu yapıyorum, yarısını yer sahibine veriyorum, gerisini de kendim alıyorum dedi. Sigorta yok bilmem ne yok, gel benle beraber çalışalım dedim. Bunu söyleme nedenim annemdir. Onun bize, abinizin ablanızın yani onların sizin üzerinizde çok emekleri var demesidir bunun nedeni. Ablam mesela bak, ablamın da çok emeği vardır. Ben ortaokula giderken ablamlar da kaldım. Sabah okula giderken elimi cebime attığımda bakardım ki ablam cebime harçlık koymuş. Şimdi ben ablamın her şeyinde, her zaman, hep yanındayım. Ablamların durumu iyiydi o zamanlar. Şimdi eniştemden ayrıldı ama o zamanlar eniştemin maddi durumu çok iyiydi.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400