diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

KADIN OLMAK


Bu makale 2015-03-09 09:19:53 eklenmiş ve 958 kez görüntülenmiştir.
Cihat TAŞKIN

* “Kaşık düşmanı”, 

* “Karının gülenini makbul saymazlar”,

* “Eksik etek”, 

* “Kadının sırtından sopayı, karnından sıpayı eksik etmeyeceksin”,

* “Kadın erkeğin şeytanıdır”,

* “Avrat var ev yapar, avrat var ev yıkar”, 

* “Avradı eri saklar, peyniri deri”, 

* “Ağustos'tan sonra ekilen darıdan, kocasından sonra kalkan karıdan hayır gelmez”,

* “Elinin hamuruyla erkek içine karışma”,

* “Al atın iyisini yiyeceği bir yem, al avradın iyisini giyeceği bir don”, 

* “Oğlan babadan öğrenir sofra dizmeyi, 

kız anadan öğrenir sokak gezmeyi”, 

* “Avrat malı, kapı mandalı”,

* “Gül dalından odun, beslemeden kadın olmaz”,

* “Kız kısmı fazla konuşmaz”, 

ve dahası..

 

Bu okuduklarımız çok bildik geliyor insana.. Evet, ayrımcı ve kadını ötekileştirerek aşağılayıcı söylemleri hepimiz biliriz. Bu sözler komşu devlet halkları tarafından Anadolu'da yaşayan kadınlarımıza söylenmiş sözler değil, aksine bizim kadına bakışımızı, toplum içinde kadına biçtiğimiz rolü ve kadının yaşamımızdaki yerini belirten “Kadın” tanımıdır. 

 

2010 yılının Aralık ayında yayınlanan gazetelerde, Türkçe'mizdeki argo, küfür ve pozitif ayrımcılık içeren sözcüklerin dilden arındırılması amaçlı bir çalışma başlatıldığını okumuştuk. Türk Dil Kurumu, yaptığı araştırmada binlerce sözcüğün hakaret içerdiğini ve bunların ilk sırasında da kadınları aşağılayan ve gençleri olumsuz etkileyen söylem ve deyimleri saptamıştı. Belirlenen bu sözler,sözlüklerden çıkartıldı mı bilmiyorum ama çıkartıldığını varsaysak bile erkek egemen feodal düşünce sistemi değişmedikten sonra ülkemizde kadına bakış asla değişmeyecektir. Bunu çok iyi biliyorum.

 

Kadın-erkek eşitliğini düşünsellik yerine fiziksellik düzleminde değerlendiren “maço” anlayışı, “Kadının hak ve özgürlükleri, erkeğin hak ve özgürlüklerinden ayrı tutulamaz” gerçekliğiyle asla örtüşemez.

 

Binlerce sene önce kadını, belki de sadece doğurganlık özelliğinden ötürü kutsal varlık olarak niteleyen ilkel uygarlıklar(!),kadını Ana Tanrıça” payesiyle onurlandırmayı da başarabilmiştir. Yakın geçmişimizde, başarılarıyla tarihimize adlarını kazıyan Nene Hatun, Halide Onbaşı, Kara Fatma ve daha birçok kadın kahramanımız cumhuriyetimizin kurulmasında hepimize örnek ve önder olmuşlardır. 

 

Sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel gelişimini tamamlayamamış toplumlardaki kadın ötekileştirilerek kendi yalnızlığına itilmektedir. Bu, gelişmemiş ülkelerin yazgısı sanki..Günümüzde de pek fazla bir şeyin değişmediğine tanık oluyoruz. Neredeyse her gün, kadın cinayeti, tecavüz, işkence, intihar ve şiddet dolu olayları üzülerek izliyoruz.

 

Üzülmek, “vah!Tüh!” demek bizi sonuca ulaştırmaz. Soran ve sorgulayan toplum uygarlaşır. Geçmişte bize öğretilenleri de, bugün bize dayatılmak istenenleri de sorgulamalıyız. Bilgilerimizi yeniden gözden geçirip doğruluğunu akıl terazisine vurup tekrar tartmalıyız. Bunu hepimiz, herkes için yapmalı. Kendimiz için, çocuklarımızın uygar bir dünyada rahatça yaşayabilmesi için yapmalıyız.

 

Kadınlarımız ve hepimiz için özgür bir dünya dileğiyle..

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400