yeni film yeni film porno

KİBİR KIPIRTILARI


Bu makale 2015-03-28 22:03:15 eklenmiş ve 665 kez görüntülenmiştir.
Refika GÜL

“İnsanlara yanağını bükme (kibirlenerek boynunu bir yana büküp yüzünü insanlardan öte çevirme) ve yeryüzünde böbürlenerek yürüme. Zira Allâh, kendini beğenip övünen kimseyi sevmez”. Bir de “'Kibirlenerek yürüme, ne yeri yırtabilir ne de dağlarla boy ölçüşebilirsin” ayetlerini her müslümanın okuduğunu farzetsek bile günlük hayata ne denli yansıdığı hakkında endişelerim var.


Tamam “Ameller niyetlere göredir”. Niyetlerin fonksiyonunu bir tarafa bırakalım, akıl ve iradeyle hareket edelim biraz da dediğimizde... Çoğu zaman kendimizi suç üstü yakalıyoruz. Özellikle şu dedikodu mesela...Bir bakmışız tam da dedikodu yaparken vicdanımız bizi basmış...İşte o zaman kendimizi silkeleyip “aa dedikodu yook” uyarısı yaptığımız da olmuştur hani...Bunu dedikten sonra kesin şu sorunun cevabını da hazırlamak gerekiyor: O zaman ne konuşacağız ?


Diğer bir örnek de kibirle ilgili verebilirim:İnanır mısınız sokağa çıktığıma bazan pişman olmuşumdur. Etrafta; benim dışımda gelişen, hiç bir çare üretemeyeceğim durumlara maruz kalmış o kadar çeşitli insan profilleri var ki...Madem ki hiç bir yardımım ve çözümüm dokunamıyor, tanık olmamış olmayı tercih ederdim ...Bu zor ve çaresiz hayatların yanından geçerken, insan elindeki poşetten,giydiği giysilerden, yüzündeki gülümsemeden bile utanıyor...Göz göze gelmekten kaçındığımda acaba içimden kibir kıpırtıları yürüyüşe mi geçti diye anlık sorularla karşılaştırıyorum kendimi...Kibir değilse acımaktır büyük ihtimalle, fakat çoğu zaman acımanın altında biraz kibir yattığını da düşünüyorum.O insanların avucuna birkaç lira koymak o kadar anlamsızlaşıyor ki bu analizleri yaparken...Cebindeki tüm parayı boşaltmak belki panzehir olacak bu rahatsız edici duygulara...Aynı şeyleri tebdil-i kıyafetle dolaşan yetkililerin de hissedip hissetmediğini de merak ediyorum aslında.Gözle görülür derecede artan bir dilenme potansiyeli var artık şehirlerimizde...Medeni ölçütlere hiç uymuyor bu.Eğer yönetici akıllar buna çare bulamıyorsa neye çare bulacaklar?


''Elden gelen öğün olmaz, o da vaktinde bulunmaz” Kalıcı ve insancıl formüller, imkansız -ulaşılmaz değil bence,yeter ki niyet *iyi* olsun.Kürsüye çıkıp kibirle konuşan,indikten sonra kibirle yürüyen bir âkil ve âmir ....bu gibi sosyal yaralara ne kadar merhem olur, bilemiyorum.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400