erotik izle yeni film yeni film silifke escort sexs

Ali CANBOLAT İlçe Müftüsü - RAHMET AYI RAMAZANA GİRERKEN


Bu makale 2015-06-16 11:12:42 eklenmiş ve 693 kez görüntülenmiştir.
MİSAFİR KALEM

RAHMET AYI RAMAZANA GİRERKEN


Onbir ayın sultanı, rahmet ayı, Kur'an ayı, af ve mağfiret mevsimi, içerisinde bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesini barındıran Ramazan ayının gölgesi üzerimize düştü. 17 Haziran  Çarşamba günü ilk teravih namazı kılınacak, o gece sahura kalkılacak ve 18 Haziran Perşenbe günü bütün Müslümanlar inşallah oruçlu olacaklar. Evet Peygamberimizin(SAV) ifadesiyle mübarek bir ayın gölgesi yine üzerimize düştü. Rahmet Mağfiret ve Bereket ayı olan mübarek bir Ramazana yine kavuşuyoruz. Biz de bu mübarek ayın kıymetini iyi bilmeliyiz, kendimizi bu aydaki rahmete, mağfirete ve affa hazırlamalıyız. Bu mübarek  ay bizlerin şu geçici dünya hayatına bir yön vermeli ve bizi bulunduğumuz bu madde aleminden alıp, mana alemine, içerisinde bulunduğumuz bu iklimden alıp, başka başka iklimlere götürmelidir.  


Ramazan ayı hakkında Peygamberimiz (sav); “Evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu da cehennem ateşinden kurtuluştur buyurmaktadır."  Rahmet ve mağfirete her zaman muhtaç olan, bağış ve affa susayan bizlere düşen o rahmet ve mağfiret deryasına dalıp, affolunmaya, bağışlanmaya  gayret göstermektir. Senede bir defa tanınan bu fırsat bizler için bir ümit kaynağı olmalı ve bu fırsatı iyi değerlendirmeliyiz. Ramazanı nasıl yaşamalı ve neler yapmalıyız konusunda yolumuzu hadisler aydınlatmalı, Peygamberimizin yoluna tabi olmalıyız. O'nun öğrettiği ve tavsiye ettiği şekilde yaşamaya çalışmalıyız. 


Şanlı Peygamberimiz ramazan ayı için ümmetimin ayıdır buyuruyor. Ne demektir bu; ümmetin  kurtuluşu için tanınmış özel bir zaman demektir. 


“Ramazan ayı geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” Müjdesiyle Ey ümmetim açılan cennet kapılarından girmeye çalışın, boş işlere biraz ara verin çağrısında bulunuyor. 

Bu ay neden önemlidir? 

İnsanları doğru yola sevk eden, iyi ile kötüyü birbirinden ayıran, kutsal kitabımız Kur'an-ı Kerim Allah katından bu ayda indirilmeye başlanmıştırda ondan önemlidir.

Bu ay rahmet ayıdır ondan önemlidir.

Bu ay yardımlaşma ayıdır ondan önemlidir. 

Fakirin zenginin birbiriyle kaynaştığı aydır.

Zekat ve Sadakanın bollaştığı aydır.

İbadetlerin çoğaldığı, bolluk ve bereketin hat safhaya ulaştığı aydır.


Oruç ayı ramazandır bu ay. 

Fitre Fidye mevsimidir. 

Allah'ın rızasının sağanak halde Müslümanların üzerine yağdığı rahmet ayıdır. 

Ama sormak lazım.

Kime? 

Elbette ki RAMAZANI yaşayana. İstifade etmesini bilene. 


Şöyle buyuruyor şanlı peygamber(sav); ” Kim inanarak ve sevabını Allah'tan bekleyerek oruç tutarsa geçmiş günahları bağışlanır.”  


Ne kadar kolay, ama aynı zamanda da oldukça zor bir şey.  

Günahlardan sıyrılıp tertemiz hale gelme zamanının çok iyi değerlendirilmesi unutulmamalıdır.

Kur'an-ı Kerimde yardımlaşmadan bahsedilir. Yardımlaşma maddi ve manevi  olduğu gibi hayır ve şer yönünden de olabilir. Bir ayet-i kerimede  “İyilik ve takvada yardımlaşınız, günah ve düşmanlıklarda yardımlaşmayınız” buyurulmak suretiyle hangi konularda yardımlaşacağımıza işaret edilmektedir. Bir başka ayet-i kerimede “Kendisinde hiçbir alış-veriş ve dostluğun bulunmadığı bir gün gelmezden evvel, size rızık olarak verdiklerimizden infak edin” buyuruluyor. Bu ayeti kerimeden de anlaşılıyor ki, maddi alanda yardımlaşmamız bizim için oldukça  önemli bir görevdir.


          Yardımlaşmayı Ramazan ayında daha belirgin hale getirmişizdir. Bunun için Ramazan ayının yardımlaşma hayatımızda ayrı bir yeri vardır. Oruç sebebiyle kabaran merhamet duygularımıza bir de Allah  sevgisine ulaşma  arzusu eklenince bu aydaki yardımlaşmanın önemi daha belirgin hale gelmektedir. Sair zamanlarda açların halini fark edemeyen insanlar  Ramazan ayında oruç vasıtasıyla nefis terbiyesine başladıklarından açların halini daha iyi anladıkları için ellerinde bulunan nimetleri yakınları, komşuları ve dostları ile paylaşma arzusu içerisine girmektedirler. Bunun en güzel ifadesi; İftarlar ve sahurlarda hazırlanan yemeklerden hem kendimiz yiyor,  hem de bunu bulamayanları, ihtiyaç sahiplerini hatırlıyor olmamızdır. 


           Ramazanda vacip olan Sadaka-ı Fıtr  yani fitreyi ve oruç tutamayacakların vermek durumunda olduğu fidyeyi de unutmayalım. Fitre ve fidyenin en az miktarının 11,50 Tl. olduğu hatırlatır hepinize hayırlı ramazanlar dilerim. 

Her şeyi yoktan var eden Yüce Allah (cc) oruçlarımızı, namazlarımızı, tüm ibadetlerimizi kabul buyursun. 

Amin


Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400