erotik izle yeni film yeni film silifke escort sexs

NİKSAR YAYLALARI - 2 -


Bu makale 2015-07-23 11:16:41 eklenmiş ve 955 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

Yaylalarda ortak kullanılan alanlar da vardı. Bığırman yaylaları adıyla anılan Çataloluk, Karabaşyurdu, Eğricesu, Cinahmet, Hasanpaşa ve Geyneyurdu yaylalarının orta kısmında bulunan  ve Hasanpaşa yurduna ait bulunan Ulu Cami, yayla döneminde cuma namazlarının ve bayram namazlarının kılındığı yerdir. Burada bayram namazı kıldırma yetkisi Çataloluk yaylasının imamına aitti. Bayram günleri yayla sakinleri birbirlerini misafir ederdi. Bu cami, namaz kılmanın yanı sıra aynı zamanda haftada bir gün tüm bu yaylaların sakinlerinin birbirleriyle görüşüp istişare yaptıkları, otlaklar, hayvan hastalıkları ile ilgili görüş alış verişinde  bulundukları yerdi. Niksar şehir merkezinde yaşayıp ta yazları yaylalara çıkan ailelerde vardı. Bu aileler yaz aylarında yukarıda sıraladığımız yaylalarda tanıdıkları ve aile dostu oldukları yaylacıların yanlarında kalırlardı. Bunda daha çok Niksar'a yakın olan yaylalar tercih ediliyordu.  Ardıçlı, Gülebi, Karabodur, Avara, Alçakbel en çok tercih edilen yaylalardı. 

 

Orta Çarşı esnaflarından rahmetli Hasan Özgen; "O yaylayı (Ketendere) 1952 senesinde ben icat ettim, orada kimse yoktu. Çocuklarımdan biri, Ahmet hasta oldu. Çıktım yaylaya, samanlıklara evlere filan yerleştik. Ondan sonra ev yapan bilmem ne yapan geldiler. Bazıları gülüyorlar, burada ev mi olur, bilmem ne mi olur diyorlar. İleride buraya sığmayacaksınız dedim ve bugün sığmıyorlar" diyerek Ketenderesi'ni ilk kendisinin yazlık olarak kullandığını anlatmıştı.

 

1959 yılından itibaren Ardıçlı Ketendere mevkiindeki Çamiçi yaylası hem yakınlığı hem de oksijen oranının yüksek olması nedeniyle yerleşime açılmış ve şehir merkezinde yaşayan ailelerin yaylası olmuştur. Çamiçi Yaylasının kuruluş hikayesini aslen Ardıçlı Köyü'nden olan ve şimdi emekliliğini yaşayan Niksar'ın Orta Çarşı esnaflarından Manifaturacı Nabi Özek şöyle anlatıyor; Ardıçlı Köyü, Ketendere  yayla yeri, mübadele ile gelen Salim Budak'a iskan olarak verilmiş. Salim Budak, Ardıçlı köyünden olup Çamiçi köylerinde yıllarca çerçilik yapmış daha sonra da Niksar'da Hükümetin önündeki kavlağan ağacının karşısında dükkan açmış. Bu arada Ketendere mevkiindeki yerini Cer köyünden Kıvrak Salih(Balcı)'ya 1950'li yılların başında satıyor. 1958 yılında yayla evi yapmak üzere Bazloğlu Hamdi Efendi'nin aracılığı ile bir grup Niksarlı burayı Salih Balcı'dan alıyorlar.

 

İlk yayla yerini alanlar ve kurucular Rasim Erdemir, Karslıoğlu Mustafa Özdemir, Hasan Özgen, Süleyman Erdem, Selahattin Boynudelik, Şevki Üngör, Selahattin Aytaç, Kaya Özden, İsmet Özden, İsmail Sürücü, Necati Yeşilova, Lütfi Turhan, Nurettin Yaramış ve Selahattin Başar. Bu ilk arsa alanların devamında Hüsamettin Alpar, Bayram Erdemir, Selahattin Tuğsel, Gültekin Zarakol,  Ali Nejat Ölçen, Sabri Yücer, Güner Çor, Necmettin Boynudelik ve  Serdar Lüleci arsa aldılar. Son kalan hisseden (Salim Budak'ın kız kardeşinin hissesi) Salih Özden, Zafer Başar ve Mehmet Sobacı arsa alarak tapularını aldılar. Rasim Erdemir ile Mustafa Özdemir, ilk alınan yerin yanında Ardıçlılı Nazım Ağa'ya ait yaklaşık on dönümlük tarlayı da alarak buradan cami yerini ayırmışlar ve geri kalan kısmı da arsa haline getirerek Nabi, Arslan ve Hami Özek, Sabri Yücer, Ahmet Altıkulaç, Ahmet Demirezen, Abdullah Şahin ve Duran Yolaçan'a her bir arsa 30.000 TL olmak üzere satmışlar ve bu arsalardan gelen para ile de camiyi yaptırmışlardır.

 

Ketendere yaylasına ilk ev yaptıranlar Rasim Erdemir, Mustafa Özdemir, Hasan Özgen, Süleyman Erdem, Selahattin Boynudelik ve Selahattin Aytaç idi. Evlerin yapımını Ardıçlı'dan Salih(Kara) Çavuş üstlenmişti. O zaman sadece beş ev olduğu için yayla çok sakin ve ıssız oluyordu. İlk yaylacılar diğer hisse sahiplerine çabuk olun da şu evlerinizi yapın, buralar şenlensin diyorlardı. Çamiçi yaylasının kuruluş sebebini şöyle açıklıyor Nabi Özek, o yıllarda fakirlik var. Ova bataklık, sıtma, verem(Tüberküloz) çok yaygın, ilaçlar yetersiz insanlar ölüyor. Doktor Hüsamettin Bey, özellikle vereme yakalananlara Ardıçlı ve Gülebi yaylalarına gitmelerini salık veriyor. Bu yaylalara gidenler iyi bir bakımla bol oksijenli ortamda sağlıklarına kavuşunca burada kalıcı bir yayla kurma fikri ortaya çıkıyor ve Ketendere mevkiinde bu yayla oluşturuluyor. Zaten daha önceden Niksar'ın yerli aileleri yaz aylarında kısa süreli de olsa Ardıçlı, Gülebi, Karabodur, Avara, Alçakbel çıkıyorlardı. Bir de şimdi Çamiçi şenliklerinin yapıldığı Ermeydanı(Eşekmeydanı)'na giden aileler vardı. 

 

Çamiçi yaylası deyince kebap ocakları akla gelir diyor Nabi Özek ve Ketendere'de ilk kebap ocağını 1960'lı yılların başında Kaplanların Hüseyin Yakut açmıştı diyor. Daha sonra sırasıyla Süleyman Karaman, Ramazan Atalay ve Mustafa ve oğlu Fevzi Karaman'ın kebap ocağı açtığını söylüyor. Çamiçi Orman Şefliği binasının  1944'te yapıldığını ve burada bir şef, iki orman muhafaza memuru ve bir bekçinin bulunduğunu ilave ediyor.  

 

MAKBULE- ALİ NEJAT ÖLÇEN ÇİFTİNİN EĞRİCESU ANILARI

 

Sayın Hami Karslı, Ali Nejat ve Makbule Ölçen'i şöyle tanıtıyor bir yazısında;

"1922 doğumlu olan Ali Nejat Ölçen, İstanbul Teknik Üniversitesi “Su Kolu” mezunu 93 yaşında bir delikanlı!..

1928–1946 arası öğrenci,

1946-1950 arası mühendis,

1960-1973 arası iktisatçı,

1973-1980 arası politikacı..

 

1980 sonrasında ise hem öğrenci, hem mühendis, hem iktisatçı, hem de politikacı olarak düşünüyor, okuyor, yazıyor, konuşuyor… Ali Nejat Ölçen gibi, yurt ve dünya sorunları üzerine durmadan okuyup, yazan, konuşan, üreten ve yaşam sahnesinde dimdik duran, birisine rastlamak adeta imkânsız gibi…

 

Kendisinden beş yaş küçük olan 1927 doğumlu olan Makbule Zarakol 1946 yılında evlenirler. Aynı zamanda akrabası olan Makbule Ölçen, ünlü Nakşibendi şeyhi Hacı Ahmet Niksarî'nin kardeşi Ömer Lütfi Zarakol'un kızıdır. 

 

Çocukluklarında yaz aylarını birlikte Eğricesu Yaylası'nda geçiren Makbule ve Ali Nejat Ölçen çifti daha sonra da her yıl yaz aylarını, Niksar'ın Çamiçi Yaylası'nda yaptırdıkları evlerinde geçirmektedirler.

 

Eğer bugün Türkiye'de Zihinsel Engelli Çocukların sağlıklı şekilde rehabilitasyonu ile ilgili birazcık yol alınabilmiş ise, bunu Ölçen Ailesi'nin yılmadan, usanmadan büyük bir özveriyle ülke boyutunda yaptıkları çalışmalara borçluyuz."

 

12 Ekim 2009 tarihinde Çamiçi Yaylasındaki evlerinde Ali Nejat ve Makbule Ölçen'le yaptığımız söyleşide çocukluk yıllarında her yaz gittikleri Eğricesu Yaylası anılarını anlattılar. Bu bölümde çocuk gözüyle Eğricesu Yaylasını anlatacağız.

 

BABAMIN SELAMI VAR

 

Orta okulun son sınıfında mutlaka Niksar'ı göreceğim dedim. Çünkü Niksar çok işittiğim bir söz. Babamın elinde kırmızı bir torba vardı. O torbayı ikide bir açar, orada iki avuç Niksar toprağı var onu koklardı. Evet, böyle bir Niksar sevdalısı. Niksar'a gideceğim zaman babam: “Oğlum” dedi “Saatçi Recep Efendi'yi gör, selamımı söyle”. Sene 1936. Arasta'ya girerken bir bina vardı. Şimdi o ahşap binayı yıktılar yandan merdivenle çıkılırdı, tıpkı vapurun burnu gibi görünürdü. Orada gözlüklü avurtları sökülmüş kısa boylu Saatçi Recep Efendi'yi gördüm, yaşlı adam. “Babamın selamı var” dedim. Döndü “Kim baban?” dedi. Ben de irkildim, nasıl oluyor da babamı tanımıyor diye. Babamın kim olduğunu söylememiştim. Güldüm. “Sen Mehmet Arif'in oğlusun, baban böyle güler” dedi, evet böyle başladı. Niksar ve Tokat anılarım böyle başladı ama bir başka anımı daha anlatmak zorundayım. Çünkü ben o zaman İstanbul'dan geldim, kısa pantolonluyum. Eğricesu yaylasına çıktım ve orada Makbule Ölçen'i gördüm, halamın kızı. İstanbul'a döndüğüm zaman anneme dedim ki "Halamın kırmızı yanaklı güzel bir kızı var, onunla evleneceğim. Onu İstanbul'a getirtelim" dedim. Annemin elinden ipe  çamaşır asıyordu. Annemin elinden  mandalla çamaşır düştü. Orta okulun son sınıfındaydım. Makbule Ölçen'le evlenmeye karar vermiştim çünkü Makbule Ölçen'in annesini, ememi çok beğenirdim. Çünkü annem bizim sokakta oynamamıza izin vermezdi, elbisemizi o dikerdi kirlenmesin diye. Oysa ki Makbule'nin annesi sokakta boğuşmuşuz etmişiz hiç bize müdahale etmiyordu. O zaman dedim bu kadar özgürlük tanıyan ememin kızıyla mutlaka evleneceğim dedim.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400