porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

NİKSAR YAYLALARI - 5 -


Bu makale 2015-07-28 16:09:32 eklenmiş ve 2017 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

BABAM HEPİMİZİ OKUTTU

 

Makbule Ölçen, O kadar güzel şeyler geçirdik ki ailemle de. Çünkü biz 10 kardeşiz. 6 tane oğlan 4 kızız. Babam hepimizi okuttu biliyor musunuz. Bunun sebebini  de açıklayayım. Babam kendi evinden kaçmış okumak için. Babam, Ordu'nun Mesudiye ilçesinin Melet köyünden. Meletli Hoca derlerdi zaten. Babam nasıl kaçtıysa nasıl ettiyse kim bilir nerelere girdiyse İstanbul'a gitmiş, o vakit Beyazıt'ta Tıbbiye gibi yüksek bir dini okul varmış, oraya gitmiş. On yaşında gitmiş yirmi yaşına kadar hiç gelmemiş. Nejat'ın babası da öyle, askeri ortaokula evden kaçarak gitmiş on yıl sonra subay olarak dönmüş. Neyse şimdi en son mezun olacak son sınavlar, tüm sualleri soruyorlar dinle ilgili hepsini biliyor. Bir de din hocası olmayan bir öğretmen varış müdür. Müsaade ederseniz bu çocuğa bir sual de ben sorayım demiş. Buyurun efendim demişler. O da demiş ki oğlum   asır nedir demiş. Babam hiç asır lafını duymamış önceden, hiç duymamış bilmiyor cevap verememiş. O kadar üzülmüş harap olmuş ki tamam oğlum sen çık demişler. Söylememişler asrın ne olduğunu, sen çık demişler. Babam çıkmış İstanbul'daki Tıbbiye var ya oradan aşağıya  yola iniyor, bir de bakıyor bir çocuk sırtında çanta bir çocuk okuldan geliyor.  Kardeşim diyor sana bir soru soracağım. Sor abi diyor. Asır nedir diyor. Çocuk diyor ki abi diyor 100 seneye bir asır deniyor diyor. Babam şuncacık çocuk biliyor da burada yaşadığım 10 sene boyunca ben bunu duymadım diyor ve kahroluyor. Ve babam diyor ki Allah'ım beni affet, isterse çocuklarım olsun oğlanlarım olsun hiç bir tanesini medreseye yollamayacağım diyor. Göndermeyeceğim diyor, Allah'ım beni affet diyor.  Orada duayı yaptım dedi ve ondan sonra da hepimizi okuttu. Ağabeylerimin hepsi üniversite mezunu,  bir tek benden üç yaş büyük olan oğlanı okutmadılar. Öbür hepsi gitti, okudu. Bu arazilere kim bakacak diye. Yani kapımız kapanmasın diye o ağabeyim okumadı, Niksar'da kaldı. 


NİKSARLIYI YÜRÜYÜŞÜNDEN TANITIM

 

Ali Nejat Ölçen, bir Alman ailesinin gözlemini anlatayım diyor. Bir Alman ailesi gelmişti Niksar'a ve Alman ailesi bana şunu sordu dedi ki: Herkes dans ediyor, herkes güzel giysiler için de, herkes modern, herkes bir birine saygılı, herkes güler yüzlü, hiç kim kimseyi rahatsız etmiyor. Ne sordu bana biliyor musun Alman ailesi. Bu kültürün kaynağı nerede? Almanya’da hiç bir biçimde biz böyle bir kültüre ulaşmadık dedi. Üç şişe şarap, bira içeni biz zor zapt ediyoruz dedi. Hayret etti. Ben de burası iki bin yıllık bir payitahtın merkezi dedim.

 

Ve ben nerede görürsem göreyim Niksarlıyı yürüyüşünden tanırım. Çünkü raks ile kabadayılığı kaynaştıran bir yürüyüş biçimi yaratmıştır Niksarlı. Yanlış mıyım? Kendine has şöyle, omzunun hareketi bile kendine hastır Niksarlının.

 

O bakımdan aslında Danişment Gazi neden burayı yer seçmiş, Anadolu'ya sahip olmak için Niksar'a sahip olmak gerekir demiş. Çünkü Hıristiyan dünyasının elinden Niksar alınamazsa Anadolu alınamazdı. Niksar kilit noktası, gözleri burada ve bu Kelkit'te. Bu Kelkit'te santrali kuracak kişi, müteahhit kimse -cennet var mı yok mu beni ilgilendirmiyor ama- onun gideceği yer cehennemdir. O bakımdan Niksar'a yeniden sahip çıkmak gerekir. Bir kere Niksarlı yetiştirdiği adamları kaçırıyor, sahip çıkmıyor. Adamlara sahip çıkmayı öğrenecektir. Sahip çıkmak demek güler yüzle hal hatır sormak mıdır, hayır. Onlardan yararlanmak demektir. 

 

ÇAMİÇİ  YAYLASI

 

Şimdi Selahattin Tuğsel'i tanımayan Niksar'ı tanımaz. Selahattin Tuğsel Niksar'ı şeftali ağacıyla donatan, her köye şeftali ağacını dağıtan, motosikletiyle kışta kıyamette götüren ilk ziraatçıdır, ışıklar için de yatsın. 1958 yılında buraya geldik. O zaman orman işletmesi var mıydı yok muydu hatırlamıyorum. Burada iki tane şöyle 15-20 cm yükseklikte çam fidanı vardı. Nerede çam fidanı görsem taşla etrafını çeviririm ve orada su biriksin isterim. Bak harika bir şey. 

 

Ilıman bir rüzgar, hava çok güzel, biz yaylaya çıkamıyoruz burayı yayla yapalım diye karar vermişler ve yer alınmış. Selahattin Tuğsel söyledi, yaylanın tüm işlemlerini o yürütüyordu. Niksar Tabiatını Koruma Cemiyeti kuralım dedik ve beraber 1959'da Niksar Tabiatını Koruma Derneği’ni kurduk. Tabii ben Ankara’da kaldığım, sadece yazları geldiğim için dernekte aktif olarak çalışamadım. O dernekte 5 tane ev yapıldı. Bunlar Rasim Erdemir, Selahattin Boynudelik, Süleyman Erdem, Mustafa Özdemir ve Selahattin Aytaç idi. Tabi ben de geldim, evi görünce sende buraya ev yap dediler. 12.000 liraya almışlar. Peki ne kadar kişisiniz 10 kişi, ne kadar 1.200 lira param çıkışmadı ve 500 lirasını da Gültekin (Zarakol) ödedi. Ona borçlandım. Ben aldığımda burası kayalıktı.  Tabi ben burayı filme de aldım, fotoğrafını da aldım.

 

Bakınız buraya ev yaptığımız zaman bir tane bile ağaç yoktu. İsrailliler çölü yeşertmişse ben kayalığı yeşertirim dedim ve bu ağaçlar böyle yetiştiler.  Çam yetişmez dedikleri burada, kayalıkta çam yetişti ve ben şunu keşfettim. Çamın kökü öyle bir su veriyor ki kayayı çürütüyor sonra toprak yapıyor oradan besleniyor. Motosikletlerin yanında demir vardır, çok serttir. Onu aldım, ucunu sivrilttirdim atölyede. Geldim şurada 3 sıra delik deldim. 30'ar 40'ar cm arayla ve bazen bir deliği kaya olduğu için üç saatte falan deliyordum ve o dediklere kazıklar çaktım. 30-40 cm ve aralarına çıt ördüm. Bu karaağacın dallarından iki sıra her sene gerdim. Toprak neyle geliyor biliyor musunuz? Kar toprağı getiriyor, kar erirken toprağı sürüklüyor ve alıp getiriyor. Oraya 20 tane çam diktim, 2. sene geldim kesmişler. Tekrar diktim 3. sene geldim sökmüşler, yanına koymuşlar ve Orman işletmesine gittim. Mehmet Alparslan işletme şefi harika bir insan, orman sevdalısı. Keşke bütün ormancılarımız öyle olsa. Abi buraya ben dikerim dedi, 40 tane çam dikti ve büyüdü. 150 tane de ben fidan buldum onları diktim ve bunlar büyüdü. Benim evin kiremitlerini düşürmemeye başladı, rüzgârı kesiyor tabii.

 

Niksar’daki doğayı korumak yurtseverlik görevidir. Vatana sahip çıkmakla eş anlamlıdır. Ben böyle düşünüyorum. Bakın burada neler yapılmaz. Buraya ilk çileği 1974 yılında getiren benim. Biz çilek getirdik, çilek yetiştirdik ve ben çilekleri dağıttım. Artık ben burada yetişen çileği buranın pazarından satın alıyorum. 

 

İnanır mısınız bu çayırı hepsini civarlardan keserek getirdim, yapıştırdım, yetiştirdim. Şuradan suladığımız zaman üsten gitmeyip altından akıyordu. Bu seferde üstten kovayla su dökmeye başladık ve etraf yemyeşil çayır oldu. Çiçekler oluşmaya başladı, kuşlar gelmeye başladı. Ama ne kuşlar, tahmin edemezsiniz şapkası var, göğsü kırmızı, kanatları sarı. Geliyorlar buraya 3-4 gün kalıyor ve gidiyorlar. İlk defa kuşları keşfettim. Nur için de yatsın Süleyman Aga, Mezaim'in kardeşi bir doğa sevdalısı. Aman dedi ben aşağıdaki ağaçları aşılayayım, erik aşıladı ve biz o eriklerden reçel yapmaya başladık. Süleyman Aga harika bir insan ve burası yeşerdi. Şimdi herkes diyor ki hele ki ağaçların arasına ev yapmışsınız diyor. Hâlbuki ev yapılırken bunların hiç biri yoktu. Buranın elektriği 1985'te geldi.

 

Ben şuna inanıyorum doğru veya yanlış taşta bile can vardır. Taş bir canlıdır şu gördünüz ağaç kurumuştu keselim dedik. Hayır, ben onu yeşerteceğim dedim. Her gün sabah akşam su verdik yeşerdi ve iki ay sonra toparladı ve sonra da kocaman ağaç oldu.  Anlıyor konuşmamızı bu gölgesin de oturduğumuz ağaçlar, konuştuklarımızı hep dinliyorlar ve mutlular. Yeşillikleri bile bir ayrı yeşil oldu. Doğayla konuşmak, doğayı sevmek gerekir. Doğayı severseniz Niksar’ı seversiniz.

 

KAYNAKÇA:


1. Coşkun ÇAKIR; 19. Yüzyılda Bir Anadolu Şehri Niksar, Alfa Yay.,  İstanbul, 2001, s. 53.

2. Hami KARSLI; Dr. Ali Nejat ÖLÇEN, Niksar'da İz Bırakanlar, http://www.hamikarsli.com

3. http://tarih.tumders.com/toplumsal-yapi.html

KAYNAK KİŞİLER:

1. Hasan ÖZGEN 1921 Niksar

2. Ali Nejat ÖLÇEN 1922 Amasya

3. Makbule ÖLÇEN 1927 Niksar

4. Nabi ÖZEK 1935 Niksar

5. Hasbi ŞAHİN 1959 Niksar

6. Yavuz KAYALAÇİN 1966 Niksar

7. Atıf BAŞ 1962 Erbaa

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400