porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

“TURİZM” DİYE DİYE..


Bu makale 2015-08-22 21:14:11 eklenmiş ve 736 kez görüntülenmiştir.
Cihat TAŞKIN

    Yerküremizdeki her şeyin, her varlığın bir yaşam öyküsü var. Canlı ve cansız varlıkların ömürleriyle ilgili bilgilerin onlardaki yaşam izlerinde gizli olduğunu öngörebiliyoruz. Bir kayaç kütlesinin çakıl olabilmesi için binlerce sene geçmesi, akarsu yollarının oluşumu, çeşitli doğal kaynakların varken yok olması, dağların yer değiştirerek düzleşmesi, yarılması, ovaların yükselerek yaylaya dönüşmesi için binlerce, milyonlarca yılı gerekiyor.

JEMİRKO (Jeolojik Mirası Koruma Derneği) Bşk. Prof. Dr. Jeolog Nizamettin Kazancı ile zaman zaman yaptığım söyleşilerden çıkardığım notlar; bölgemiz için kulak ardı edilecek şeyler değil. Tokat Bölgesinin, özellikle Niksar'ın, dağları ve ovasıyla Anadolu'nun en önemli jeolojik alanlarından biri gerçekliğini öğrendiğimde bugüne değin konuyla ilgili bir çalışmanın neden yapılmadığını ister istemez ve de üzülerek düşündüm..

Bölgemizdeki kültürel mirasımızın korunması konusunda sürekli yazılar yayınlıyoruz, seminer ve olanaklarımız ölçüsünde, konferans notlarını paylaşıyoruz. Şöyle bir soru aklıma takılıyor; “Bölgemizin binlerce yıllık geçmişinin izlerini gösteren belgeler, izler, eski yaşanmışlıklar kadar önemli değil mi?”, “Onlar da bizim kültürel miraslarımız değil mi?”, “Üzerinde yaşadığımız, bir dolu uygarlığın yaşam bulduğu, hükümdarların erklerini sürdürdüğü, savaşların ya da sevdaların gelip geçtiği bu toprakların da bir yaşam öyküsü, bir fiziksel geçmişi yok mu?”   
 
Bu bağlamda, topraklarımızın geçmişini öğrenmemiz, yani insanlığın doğuşundan çok önce var olan ve pek çok süreçten geçen dünyamızın kendi coğrafyamızla ilgili bilgileri edinmek zorundayız.

    Prof. Dr. Nizamettin Kazancı, bölgesel kalkınmada Jeoturizm'in de önemli rol oynayabileceğine vurgu yaparak Tokat ve Niksar'ı içine alan bir JEOPARK alanı üzerinde durulmasında yarar gördüğünü her fırsatta belirtiyor. Bu konuda Niksarlı olan herkese büyük sorumluluklar düştüğünü açıklarken; “Düşünün bir kez, Kelkit Havzasını, Yeşilırmak'ı, Niksar Ovasını, Canik ve Dönek Dağlarını sadece görüp izlemek için, o muazzam jeolojik oluşumu yerinde değerlendirmek isteyen binlerce doğa meraklısı bölgeyi ziyaret edebilir, konaklayabilir, alış veriş yapabilir.. İşte bunun adı JEOTURİZM'dir.” diyor Nizamettin Hoca.    

    Yerkürenin 250-300 milyon yıl öncesine uzanan tarihine ışık tutan JEOPARK'ta dolaşırken, binlerce hatta milyonlarca yıl önce yaşamış olan kuşların, böceklerin ayak izlerine ve fosilleşmiş balık, deniz kabuğu ve bitkilere her an rastlamak olası.

Görmenizi öneriyorum; Niksar'da, Efkerit Vadisi yolunda Mühürkesen Türbesine gittiğinizde, üzeri açık olan gömütün kızıl renkli toprağında Deniz Lalesi fosilleriyle karşılaşacaksınız, sakın şaşırmayın olur mu? Fosiller bize, bölgenin milyonlarca yıl önce bir iç deniz ya da kim bilir belki de göl olduğunun ipuçlarını işaret eder..

Gökçeli (Ladik) Beldesinin 3,5 Km. Güney-Doğusunda yer alan Dilimkaya Kanyonu ise bir diğer Jeolojik zenginlik. Nizamettin Hoca'nın “Karadeniz'in Kapadokyası” diye adlandırdığı yöreyi ziyaret edenlerin sayısı günden güne artıyor. Jeoturizm açısından kaçırılmayacak bir fırsattır. Güneş ışınlarının, günün farklı saatlerinde, kayalardaki renk değişimine tanık olacaksınız.

Biz, turizmi yazmaktan usanmadık. Bugünkü konumuz Jeoturizm'di. Bir başka konuda tekrar buluşmak üzere, sağlıkla ve esen kalın…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400