Süreç Başarıyla Tamamlandı.


Bu makale 2013-06-03 14:59:45 eklenmiş ve 793 kez görüntülenmiştir.

Eli kanlı PKK terör örgütü 30 yıldır Türkiye Cumhuriyeti’ni bölmek için silahlı faaliyet gösterdi mi?

Evet, gösterdi…

Ülkemizi bölmek için terör eylemleri yaptı mı? Çoluk-çocuk, kadın-erkek, Türk-Kürt demeden binlerce masum insanı katletti mi? Evet etti… Peki, böyle bir örgüt nasıl oldu da son aylarda “barış havarisi”  kesildi? Nasıl oldu da barış süreci denilen olayın tarafı haline geldi? Zerdüşt kafalı teröristler nasıl ve neden Türkiye’yi terk etmeye razı oldular?  

Neden?

Meselenin nedenlerini Mart ayı başlarında bu sütunlarda açıklamıştık; hatta detaylarına da girmiştik. İşte o günlerde başlayan sürecin başarıyla noktalandığına dair habere geçmeden önce, Mart ayı başlarında açıkladığımız o nedenleri kısaca hatırlamakta yarar var: Bildiğiniz gibi ABD ve koalisyon güçlerinin Irak’a yerleştikleri 2003’ten bu yana,  ABD ve koalisyon güçleri hükümetlerini avuçlarının içinde tutan dev petrol şirketleri Irak’ın Kuzey’inde petrol aramaya koyuldular. Neticede çok zengin doğalgaz ve petrol yatakları keşfettiler. Mesela bu şirketlerden birisi 9 trilyon metreküplük bir doğalgaz rezervi keşfetti ki, bu rezerv Türkiye’ye iki asır yetecek kadar büyüktü. Keşfettikleri petrol ise, medya haberlerine göre Suudi Arabistan’ın sahip olduğu rezervler kadardı. Tabii petrol şirketleri, bu doğalgazı ve petrolü uluslararası piyasalara sürme derdine düştüler…

Peki, nereden ve nasıl yapacaklardı sevkiyat işini?

Her yıl 5 Mart’ta “İngiltere Kraliyet Ailesine ait Windsor Şatosu’nda” bir araya gelen Uluslararası Petrol Şirketleri, konuyu burada masaya yatırdılar. K. Irak petrollerini ya Basra körfezinden, ya da Akdeniz üzerinden piyasalara ulaştırabileceklerini gördüler. Amma ve lakin Basra Körfezi hem yoğun, hem de K. Irak Yönetimiyle Bağdat’ın arası gergin olduğu için, işin daha başında devre dışı kaldı.  Dolayısıyla K. Irak petrolleri ve doğalgazı mecburen Akdeniz üzerinden dünya piyasalarına sevk edilecekti. Peki, nereden geçecekti o petrol botu hatları? İç çatışmanın ne zaman biteceği belli olmayan Suriye üzerinden mi? Elbette ki hayır… Boru hatları, işin sağlamlığı açısından Türkiye üzerinden geçmek mecburiyetindeydi. Ama Türkiye’nin de karşı karşıya olduğu önemli bir problem vardı; terör! Oysaki petrol boru hatlarının inşası için birinci şart güvenlikti; terör varken boru hattının geçmesi imkânsızdı…

Peki, 30 yıldır devam eden terör nasıl bitecekti?

Tabii ki PKK’nın esas sahibi olan ABD ve İngiltere Hükümetlerinin eliyle... Neticede petrol şirketlerinin isteğiyle harekete geçen ABD ve İngiltere terörü bitirmeye karar verdiler. Nasıl ve ne şekilde biteceğini konuşmak üzere 24 Kasım 2012’de T.C. Cumhurbaşkanını Londra’ya davet ettiler. Londra’da Uluslararası mekanizmalar ile Türk yetkililer anlaştılar… Neticede planları, projeleri hazırladılar ve “Barış Sürecini” başlattılar…

Peki netice?

Neticede süreç başarıyla tamamlandı; zira petrol ve doğalgaz boru hatlarının döşenmesinin başlanmasına, Başbakanımızın son ABD ziyaretinde start verildi. Konuyla ilgili haber 19 Mayıs 2013 tarihli Haber Türk Gazetesi’nin ekonomi sayfasında aynen şöyle yer aldı: “Başbakan Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyaretinde kapalı kapılar ardında Kuzey Irak ve Türkiye’nin buradaki varlığı da konuşulurken K. Irak içinden Türkiye sınırına kadar döşenecek iki petrol boru hattından günlük 1.5 milyon varil petrol taşınacağı ortaya çıktı. Bu hatta paralel bir de doğalgaz boru hattı inşa edilecek. İki petrol ve bir doğalgaz boru hattının Türkiye’ye bağlantı noktası ise Silopi olacak…”

Haber böyle uzayıp gidiyor işte… 

Aslında aynı haber diğer gazetelerde de vardı ama bizim için detaylar fazla önemli değil. Önemli olan bu haberin ayrıntılarında barış sürecinin neticeye ulaştığının gizlenmiş olması; zira barış sürecinin başarıyla sonuçlanacağına dair garanti alınmamış olsaydı, Türkiye; ABD ve İngiltere’nin boru hatlarını döşemeye başlamasına asla vize vermezdi…

 

 

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
250