yeni film yeni film porno

ZAMİR KÜÇÜKBAKAN (NİKSAR'DA UNUTULMAYAN BİR EĞİTİM NEFERİ)


Bu makale 2015-10-31 18:59:48 eklenmiş ve 781 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

"Bizim, sınıfta yedi sekiz kişilik bir arkadaş grubumuz vardı. O zamanlar bizim başımızda kavak yelleri esiyordu. Devamlı dersten, okuldan kaçıp kaleye, Ayvaz'a, kahveye gidip devamsızlık yapıyorduk. Tabii ertesi gün Zamir Bey, bizi odasına alır önce yüzlerimizi bir güzel kızartır, sonra da bize nasihat ederdi ve sonra da; 'Bakın oğlum derdi, bu meslek lisesi diploması çok önemli. Yarın bir gün bu diplomayı alamazsanız iş bulma imkanınız zor olur' derdi.


Ben onun sayesinde meslek lisesi diploması aldım ve Tokat Sigara Fabrikası'na girdim. Sanat Okulu'nu bitirmenin ve Meslek Lisesi diploması almanın ne kadar önemli olduğunu anladım. Bu diplomayı almamızı, ekmek ve istikbalimizi kurtarmamızı sağlayan sayın müdürümüz Başta Zamir Bey olmak üzere emeği geçen tüm öğretmenlerimize minnet duygularımızı ve şükranlarımızı sunuyorum. Ömrümüz olduğu müddetçe dua ediyorum ve edeceğim. Allah razı olsun, ondan yediğimiz dayak ve nasihatlerle bizim o diplomaya sahip olmamızda çok büyük ermeği vardır. Allah'tan uzun ömürler, sağlık ve esenlik diliyorum”.  Aydın AGAT


Bu yazıya konu olan söyleşi 13 Ağustos 2009 tarihinde yaptığımız Edirne gezisinde gerçekleşti. O tarihte Edirne Öğretmenevi'nde Zamir Bey'i sorduğumda hemen telefonunu buldular. Zamir Bey'le görüştük ve randevulaştık. Randevu saatinde Fatih Mahallesi, Orkide Sitesi'ne gittiğimde yönetim odasında beni bekliyor buldum. Tabii selam sabahtan sonra daha çok o sordu Niksar'dan ben cevapladım. Sonra Video kamerayı da kurup söyleşiye başladık. Ben ilk olarak; Hocam, Niksar'da Sanat Okulu deyince ilk akla gelen siz oluyorsunuz. İlk olarak Zamir KÜÇÜKBAKAN kimdir, bir anlatırımısınız? Nerelidir, kimdir, anne babası kimdir, doğum yeri, tarihi nedir? diye sordum. Başka soruda sormadım çünkü söyleşi kendiliğinden gelişti.


Zamir KÜÇÜKBAKAN, 15 Ekim 1941 Adana doğumludur. Annesi Hediye, babası Mehmet KÜÇÜKBAKAN. Dumlupınar ilkokulunda okudum beş yıl. Daha sonra Sanat okulunun orta kısmını okuduktan sonra lise kısmına devam ettik ve metal işleri bölümünden 1959 yılında mezun oldum. 1960 yılında Ankara Yüksek Teknik Öğretmen Okulu'nu burslu olarak kazandım. Bir yıl sonra yatılıya müracaat ettim, üç yıl da yatılı olarak okudum ve 1962-1963 öğretim yılında mezun oldum.
Mezun olduktan sonra ilk görev yerim Yozgat Sanat Okulu'na Metal işleri atölyesi stajyer öğretmeni olarak atandım. Orada dört yıl çalıştım. 1967 yılı Eylül ayında yedek subay okuluna gittik. 6 ay sonra tankçı yedek subay olarak mezun olduk. Bir buçuk senelik Yedek subaylık devrem İstanbul Davutpaşa kışlasında geçti. Askerliğim süresi içinde eşim olan Şengül KÜÇÜKBAKAN ile evlendim. Şengül hanım Kırklareli'li, o zaman ilkokul öğretmeniydi. Tanışma oldu bu vesileyle evlenmiş olduk. Daha sonra Mehmet isminde oğlumuz dünyaya geldi.


“AĞRI SANAT ENSTİTÜSÜ”


Askerliğimiz bittikten sonra mecburi hizmetim olduğu için bu sefer kuraya tabi olduk. Ankara'da kura çekimi esnasında Ağrı Sanat Enstitüsü'ne tayin olmuş olduk. Ağrı'ya gittiğimde dört yıllık öğretmenim, iki de askerliğim 6 yıl. Yıl içerisinde okulun en kıdemli öğretmeni bendim. Müdürden de kıdemliydim. iki çalıştıktan sonra okul müdürü Atilla Nacar Bey'in askerliği çıkınca 6 ay kadar vekaleten yürüttüm okulu. Akabinde Ağrı'ya asaleten müdür oldum ve iki yıl daha çalıştım.


Ağrı'da iki yıl daha müdür olarak kaldıktan ve toplam dört yıl çalıştıktan sonra artık batıya veya kendi memleketime doğru tayin isteme durumu söz konusu oldu. O arada bana Niksar'ı teklif ettiler. Genel müdür rahmetli Yusuf Önartoy; Zamir dedi, yeni yapılan bir bina, orayı sen kuracaksın, ilk müdürü sen olacaksın yani öyle güzel bir tablo çizdiler ki kabul etmemek mümkün değildi. Tamam o zaman ben kabul ediyorum dedim ve 1973 yılı Eylül ayında kararnamem çıktı.


“YANLIŞ YERE Mİ GELDİK ACABA”


Ağrı'dan ilişiğimi kestim, bir kamyon kiraladım. Ev eşyamı kamyona yükledik, çol çocukta bindik kamyona geliyoruz. Ha Niksar burada, ha Niksar şurada filan derken nihayet kamyoncu, hocam burası Niksar dedi. İşte baktım güzel, yeşil bir yer. Okulu aramaya başladık. Yolda gördüğümüz kişilere okulu soruyorum, sanat okulunun binası nerede? Yok diyorlar, böyle bir okul yok. Yahu yanlış yere mi geldik diyorum şoföre, yok hocam burası Niksar diyor. Yine çarşı da gördüğümüz bir kişiye, kardeşim yeni açılacakmış, sanat okulu binası nerdedir diye sorunca; “Ha dedi, orası imam hatip okulu dedi. İmam Hatip Yaptırma Derneği orayı yaptırdı dedi. Orası sanat okulu olacak diye söyleniyor, Derebağ'da dedi. Peki, nasıl gideriz deyince de, işte bu yoldan yukarı çıkarsınız, Tekelin orada dedi. Velhasıl biz kamyonla tekrar hareket ettik. Tekeli geçince binayı gördüm, tepede duruyor. Okul binası olsa olsa burasıdır. Fakat binaya çıkacak yol yordam yok yani kamyon zor çıktı oraya. Neyse hanım ve çocukla indik. Mehmet de o zaman olsa olsa dört yaşında. Böyle durdum kaldım, demek ki şok geçirmişim. Kamyoncu;  hocam dedi ne yapacağız, eşyayı indireceğiz mi? İndireceğiz dedim. Neyse kamyonu yanaştırdı okulun kapısının ağzına, biz eşyaları varı yoğu oraya indirdik. Eşyaları indirdik ama ne bekçi var, ne kapılar açık, bina yarım yamalak, sadece camları takılmış öyle duruyor. Başka ne su, ne elektrik, ne kanalizasyon hiçbir şey yok, bir kuru bina.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400