diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

ZAMİR KÜÇÜKBAKAN (NİKSAR'DA UNUTULMAYAN BİR EĞİTİM NEFERİ - 2 )


Bu makale 2015-10-31 20:46:41 eklenmiş ve 662 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

“Bu Adam Gittiyse Bir Daha Gelmez”


Neyse o ara okulun yan tarafından Hasan (Baraç) efendi olacak herhalde göçmen bir aile var. Baktım kadın yanında da beyi, beyim hoş geldiniz hoş geldiniz diyerek koşarak geldiler. Dedim burası sanat okulu mu, evet burası sanat okulu olacak. Buranın kapısı, penceresi, anahtarı yok mu dedim. Dernek başkanında manifaturacı Bedri Üstün'de dedi. Neyse hanımı komşulara, Hidayet (Baraç) hanımlara bıraktık. O zaman vasıta filan da yok ben yürüyerek geldim Bedri beyi buldum. Bedri bey'e durumu anlattım. Ben eşyayla geldim, eşyalarımı koyacak yer yok. Okulda da kapılar kilitli onun için anahtar istiyorum eşyaları içeri koyalım da ben hemen apar topar Ankara'ya gideceğim dedim. Niye dedi. Aylardan Eylül şurada 15-20 gün sonra okullar açılacak, bu okul nasıl devreye girecek,  ne zaman açılacak benim mutlaka Ankara'ya gitmem lazım. Tamam hocam dedi neyse Bedri Bey anahtarları verdi. Biz iki tane de işçi aldık, eşyaları bir odaya kilitledik. Biz hanımı da aldık, Ankara'ya diye ayrıldık. O ara kaymakam okul müdürünün atandığını fakat Ankara'ya gittiğini duymuş. Kaymakam Rıza Akdemir, şu lafı söylemiş gıyabımda, sonradan yüzüme karşıda söylemişti. Bu adam gittiyse gelmez, bu okul açılamaz demiş.


“İmam Hatip Lisesi Olarak Yapılmış”


Bu arada Bedri Üstün okulun yapılış hikayesini anlattı. Bu okulun esası İmam Hatip Okulu açılmak için yaptırılmış. Fakat o yıllarda İmam Hatip okullarının açılmasına bakanlık müsaade etmiyordu. Onun için o zamanın kaymakamı, belediye başkanı ve dernek yetkilileriyle görüşerek gelin burayı sanat okulu açmak üzere Milli Eğitim Bakanlığı'na devredelim diyor. O zamanki Adalet Partisi İlçe Başkanı Rahmi Üngör'ün önderliğinde Ankara'ya gidiliyor, gerekli görüşmeler yapılıyor ve dernek binayı tapusuyla Milli Eğitim Bakanlığı'na devrediyor. Devirden sonra bakanlık tamam diyor Sanat Okulu'nu açtık, açılışı böyle oluyor. Yani esasında İmam Hatip Okulu açmak üzere dernek tarafından yapılmış bir bina. Tabii dernek İmam Hatip Okulu olarak yaptırdığı için atölye düşünülmemiş, tesisler düşünülmemiş, hiç bir şey yok. Kuru 4-5 tane sınıf, bir de toplantı salonu gibi salonu var başka bir şeyi yok.


“BİR OTURACAK SANDALYE YOK, KURU BİNA”


Ben tabi Ankara'ya gittim. Genel Müdür'e; Hocam bu okulun açılacak hali yok, bu okulda ne atölye var, ne tesis var, ne araç ne gereç var. Bir oturacak sandalye yok, kuru bina dedim. Bana genel müdür şunu söyledi; Zamir, seni onun için oraya verdik, orayı sen ıslah edecek ve kuracaksın. Sen araç gereç ne istiyorsan İşletme Donatım Genel Müdürlüğü'ne yaz. Biz buradan takip edeceğiz, istediğin ne varsa göndereceğiz. Neyse ben geri Niksar'a döndüm.  Okulun ihtiyaçlarını tespit ettik. O zaman ben bir buçuk-iki ay kadar ilköğretim müdürlüğünde çalıştım. İlköğretim Müdürü Ahmet Şahin, hiç unutmam adını çok büyük yardımını gördüm. Bana dedi ki hocam gel burada çalış o dağın tepesinde ne yapacaksın. Oturacak sandalyen, yok masan yok, hiç bir şeyin yok. Ben okulun açılış işlemlerini orada yaptım.


O ara kiralık ev aradık. Terzi Kemal Bey vardı. Evet Kemal Özmet'in evini tuttuk. Allah razı olsun, bize o evini verdi ve oraya yerleştik. Ondan sonra da işte bir buçuk iki aya yakın ben ilköğretim müdürlüğünde çalıştım. Yazışmalar, kayıtlar işte ihtiyaçlar hepsini oradan idare ettik. Memur alımları oldu, ilk Nazlı Hanım alındı - daha sonra Ali Bey'le evlendiler-, daha sonra Asım Kaymak Bey alındı. Gece Bekçisi olarak Dursun ve hizmetli olarak da Mahir efendi alındı. Ondan sonra ihtiyaçları bildirdik bakanlığa.


“Yağmur Gibi Öğrenci Geldi”


O ara öğrenci alımları olacak, biz dedik herhalde öğrenci bulamayız. Çünkü okullar açılalı neredeyse iki ay olmuştu. Biz kayıtları bir açtık, belediye hopörlerinden de ilan ettik, yağmur gibi öğrenci geldi. İlk yılda seksen tane öğrenci kaydoldu. Hem de sadece bir bölüm vardı, tesviye bölümü. Tesviye bölümüne seksen tane öğrenci. Bir ben varım başka kimse yok. Ne memur, ne öğretmen, ne şey hiç kimse yok. Şimdi Ahmet Şahin kulakları çınlasın bilmiyorum öldü mü sağ mı bana dedi ki, hocam sen seksen öğrenciyle ne yapacaksın tek başına? Vallahi ben de bilmiyorum ama yapacağız bir şeyler dedim. Neyse biz o seksen tane öğrencinin kayıtlarını aldık. Dışarıda da bırakmadık hepsini aldık, iki şube oldu.


“Fahri Dedim, Bu Öğrencilere Sen Sahip Çıkacaksın”


Onların içerisinde Fahri Göze diye bir çocuk vardı. O yaş olarak diğerlerinden büyük olduğu için Fahri dedim, bu öğrencilere sen sahip çıkacaksın. Fahri'de sağ olsun, Hocam sen merak etme ben sahip çıkarım dedi. O okulun çevre düzenlemesi, okulun ağaçlandırılması bütün işler o öğrencilerin ellerinden geçmiştir. Yani yolun yapımı dahil binanın temizliği, efendim camların takılması, camların silinmesi ütün işler. Çocuklara şunu söyledim; Oğlum herkes evinden gelirken işte kimi temizlik bezi getirecek, kimi deterjan getirecek, kimi kova getirecek, kimi süpürge getirecek, herkes gelirken bir şey getirecek. Yoksa bu okulu biz adam edemeyiz. Hakikaten şunu ben her zaman söylüyorum Niksar halkı okumaya çok yatkındır, okumuşu çoktur, kültürlü bir şehirdir. Öğrencilerimize söylediğimiz ne varsa hiçbir veliden hiçbir öğrenciden tepki görmeden geliyordu ve geldi. Biz binayı temizlemeye başladık. Sağlı sollu işte camlarını taktık. Bu ara bana Bedri Üstün de hakikaten çok destek verdi. Bir moral verme yani maddi yönden destekleri olmadı ama moral yönünden büyük destekleri oldu .


“Kaymakam Rıza Akdemir”


O ara Kaymakam Rıza Akdemir beye gittim; Efendim bazı tahsisler var, Ankara'dan ve Samsun fuarından alınmaları lazım dedim. O da sağ olsun işte beni o zaman ki belediye başkanı Cavit Tahmiscioğlu ile görüştürdü. Bana hemen üç kamyon tahsis ettiler. Zaten kısa bir süre sonra belediye başkanı değişti, yanlış hatırlamıyorsam Şevki Üngör Bey başkan oldu. Allah razı olsun o da bize her konu da yardımcı oldu. İşte Cavit Bey sordu; malzemeler nereden alınacak diye. Samsun'dan dedim. Üç kamyon sıra, sandalye, masa, matkap tezgah işte dolap, çelik dolap yani büro malzemeleri ne varsa üç kamyon topladık, döşedik çocuklarla.


“Belediye Başkanı Cavit Tahmiscioğlu”


Arkasından Ankara'dan tahsisler geldi. Yalnız Ankara tahsisi yapıyor, diyor ki eğer araç bulursan gel, hemen teslim edelim. Ama yok biz gönderelim diyorsan 2 ay sonra 3 ay sonra ancak gönderebiliriz. Başkan Cavit Bey'e durumu anlatınca; Hocam merak etme, sen ne istiyorsan ben o araçları vereceğim sana dedi. Tahsis ettikleri üç kamyonla Ankara'ya gittim. Ankara'dan da bazı makineler araç gereç büro malzemeleri alarak geldik. Yani okulu üç dört ay içerisinde rayına oturttuk. Öğrenci derse başladı. Bir kısım dersleri ilk aylarda zaten Tekel'in altındaki Şair Emrah İlkokulu(Günümüzde Niksar Anadolu Lisesi)'nde yapmaya başlamıştık. Tabii araç gereç, malzemeler geldikten sonra artık kendi okulumuzda eğitim öğretime başladık.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400