diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

ZAMİR KÜÇÜKBAKAN (NİKSAR'DA UNUTULMAYAN BİR EĞİTİM NEFERİ - 4 )


Bu makale 2015-11-04 11:33:48 eklenmiş ve 722 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

NİKSAR'IN ÖĞRENCİSİ HAKİKATEN ZEKİ İDİ
Zaten Niksar'ın öğrencisi hakikaten zeki idi. Şunu söyleyeyim ben Ağrı'da çalıştım Yozgat'ta çalıştım burada çalışıyorum. Niksarlı öğrencileri hem tutarlı, hem zeki, hem de verilen görevi yapabilecek güç ve kabiliyette olarak gördüm. Niksar'da o şartlar altında bile çok başarılı öğrenciler çıktı. Bunlardan biri de işte belediye başkanı olan İdris bey. İlk öğrencilerimizdi bunlar. Onlar işte teknik öğretmenliğe, mühendisliğe, astsubay okuluna filan gittiler, mezun oldular oralardan. İrfan Özdemir mesela burada da geldi çalıştı, ziyaretime geldi. Yani o zor şartlarda bile öğrenciler demek ki kendi başarılarını göstererek yükseköğrenim dalında belli okulları kazandılar.


Tabi öğrencileri hakikaten ilk başlangıçta belki eğitim öğretime uygun olmayan alanlarda dallarda alanlarda çalıştırdık. Mesela yol yapımı, işte binanın temizliği gibi. Efendim öğrenci tuvalete gidecek tuvalet kanalizasyonu yok. Önce bir fosseptik çukur yaptık orada, orası taşmaya başladı. Kanalizasyon yapacağız Çanakçı'ya kadar ama bahçe sahibi olan Derebağlılar izin vermiyorlar Kanalizasyonun bahçelerinden geçmesine. Bu sefer kulakları çınlasın, öldüyse Allah rahmet eylesin Rıza Akdemir'e gittim, durumu anlattım.  Kaymakam Bey, o bahçe sahibini bahçeni istimlak ederim diyerek ikna etti ve biz kanalizasyonu o şekilde hallettik.


Aradan 1 sene geçtikten sonra bir bölümle bu eğitim öğretimin Niksar'a hizmet veremeyeceğini yetersiz kalacağını, başka bölümlerinde açılması gerektiğini bakanlığa yazdık. Tabii atölye lazım, okulun ön kısmına bir buçuk kat yani bir tam kat, bir de bodrum katı olan bir buçuk katlı bir inşaat yapılması için de üst katlar tesviye ve metal işleri atölyesi alt bodrum katına da mobilya atölyesi şekliyle istekte bulunduk. Bakanlıktan atölyelerin yapımı ve Metal işleri bölümünün açılması için onay çıktı.


“BE HOCAM, SEN BİZİ YAKTIN AMA NİKSAR İÇİN HER ŞEY FEDA OLSUN”


Şimdi yeni atölyeler yapılacak. Tesviye ve metal işleri fakat arsa olarak arkada pek arsa yok. Okulun ön tarafta var. Bir de yan tarafımızda elmalık vardı. Tahsin (Çavuşoğlu) efendi'nindi. Şimdi orayı istimlak için göze koydum, dedim burayı istimlak edeceğiz. O zaman Tahsin efendi, yahu hocam dedi buraya dokunma. Orayı alacağız Tahsin efendi dedim, bu okul genişleyecek. Yani bu okul bir iki bölümle kalmaz. Mutlaka bu tarla satın alınacak. Neyse o istimlak işlerini yaptıktan sonra hatta istimlak bedelinin çok düşük olması nedeniyle o zaman Tahsin efendi paraları almadı. Ben de, sen parayı al alma Ziraat Bankasına senin adına ben parayı yatırırım ve parayı oraya yatırdım. Ondan sonra Tahsin efendi Allah rahmet eylesin herhalde ölmüştür, çok yaşlıydı. Be hocam, sen bizi yaktın ama Niksar için her şey feda olsun dedi ondan sonra iş tatlıya bağlandı ve parayı aldı. Sonra da tesviye ve metal işleri atölyeleri yapıldı. Alt kısım mobilya atölyesi olarak yapılacak şekliyle bina bitti. Bu sefer atölyeleri başladık ana binadan yeni atölyelere taşımaya. Tabi öğrencilerle beraber yalnız o ara DSİ'den vinç istendi. O ara vinç yardımını gördük. Tabi atölyeler yeni olunca orada çalışma ortamı daha iyi oldu. Kadrolu öğretmenler branş öğretmenleri geldi. Kültür dersi öğretmenler geldi. Böylelikle okulu biraz daha şekil şemal yönünden eğitim öğretime hazır hale getirdik.


“ÖĞRENCİNİN AYAĞINA TAŞ DEĞMESİNİ İSTEMEM”


Şimdi ben yapı olarak sert mizaçlı bir insanım. Esasen kalbim yumuşak, sevgi dolu fakat mizaç olarak da çok sertim. Öğrenciye karşı çok sert mizaçta dururum fakat öğrencinin korunması gereken yerde de öğrenciyi çok korurum. Bu bakımdan öğrenciden bu güne kadar tepki görmedim. Öğrenci biliyor ki müdür bağırır çağırır ama bizi de sever. Öğrencinin ayağına taş değmesini istemem yani zarar görmesini istemem. Bunu öğrenci bildiği için bağırtıma çağırtıma sırası gelmiştir bir tokat ta atmışızdır ama bunun neticesinde bunun kendisinin iyiliği için olduğunu bilir.


Okulumuz yeni açıldığından olsa gerek ilk kayıtlar sırasında cüsseli, iri yapılı ve lise okumamış veya liseyi bir yıl okumuş ve liseden ayrılmış başarısız olup o liseye gitmemiş, meslek lisesine gelmiş ve ilk kayıtta öğrencilerimizin yaşları ve fiziki yapıları bir hayli iri öğrencilerdi. Bu öğrencilerimizle baş etmek için biz çok mücadele verdik ve bunları disipline ettik ancak şunu söylemek gerekir ki hakikaten çok büyük disiplinsizlik olayı yaşamadık. Önemli olan, takip olayı bilhassa öğrenci üzerindeki otoriteyi sağlamak açısından önemli. Her toplumda olduğu gibi bazı sivri uçlu veya yaradılışı gereği isyankar veya disiplinsiz harekete yatkın olan bazı öğrenciler vardır.


Öğrencilerimizi genelde iyi yöne sevk etmek için çeşitli zamanlarda uyarı ve ikazlar, hemen hemen her bayrak töreninden önce mutlaka okulun disiplini öğretimiyle ilgili genel bir değerlendirme yaparız. Öğrencilerin hal ve hareketlerinin nasıl olması gerektiği bir büyüğe, anne babaya, bir arkadaşa karşı olan sevgi saygının nasıl yapılacağını öğrencilerimize her seferde bu konuda uyarıyorduk. Tabi böyle olmasına rağmen her ortamda olduğu gibi disiplinsiz, büyüğünü saymayan öğrenci tipleri de vardı. Bu öğrencilerimizden disiplinsiz hareketleri olanları da mümkün mertebe disiplin olayı yaratmadan ve disipline vermeden ikaz uyarı yaparak disipline etmeye çalıştık. Öğrenci sabahları okula gelirken ben aşağı inerim. Yolda gelirken taşkınlık yapan var mı veya kız öğrencilerden gidenlere herhangi bir rahatsızlık veren var mı. Akşam üzeri okul dağılırken ben dönüş yolunda olurdum. Öğrencilerin yol üzerindeki olumsuzluklarını görüp uyarmak için. Şimdi biz okul her ne kadar şehir merkezinden uzak olsa da belli aralıklarda disiplin kurulu başkanı Ali Bey ve bir iki öğretmen ile kahveleri dolaşırdık. Hem mesai saatleri içinde hem de dışında. Bu sayede okula gelmeyip de kahvede vakit geçiren öğrencileri tespit ediyorduk. Tespit edilen öğrencilerin velilerini de çağırmak suretiyle bunları uyardığımızı bunun yanlış olduğunu, kendilerini anne babaları okula okumak için gönderdiğini, kahve köşesinde onların yerinin olmadığını, yerlerinin okul ve sınıflar olduğunu öğrencilerimize her seferinde söyledik. Emin olun bazı hallerde gece bile kontrollerimiz olmuştur. Belli aralıklarla kahveleri dolaşmak, sinemaları dolaşmak suretiyle biz okulumuzda otoriteyi kurduk, öğrenci çatışması olmadı. Niksar da alevi-sünni gibi bir olay meydana getirilmeden öğrencilerimizi birlik beraberlik içinde hazırladık veya hazırlamaya çalıştık.


“SAYIN HOCAM BİZ SENİ ÇOK SEVİYORUZ AMAÖĞRENCİLERİN ARKASINDAN FAZLA GELMEYİN”


Şimdi 1976-1977 yılları. Bir yanda sağ sol çarpışmaları, diğer yanda da Alevi-Sünni ayrımı.  Esasında hepsi Türk milletinin bir ferdidir bir bütünüdür. Ama art niyetli kişiler öğrenciyi kendi tarafına çekebilmek için bu ortamı kullanmak istiyorlar ve ben buna müsaade etmedim okulumuzda, o yıllar okuyan öğrencilerin velileri bilirler. Okulumda sağ sol çatışması olmadı. Fakat dışarıdan sataşmalar oluyordu. Öğrenciler akşam üzeri okuldan dağıldıktan sonra giderken yol boyunca çeşitli görüşlere sahip kişiler tarafından isim vermeyeceğim, öğrencilerimiz rahatsız edildi. Bu durum üzerine Ali Bey'le beraber biz de öğrencilerle gitmeye başladık. Fakat aradan 1 hafta veya 10 gün geçti. Bir mektup aldım, kapalı bir mektup, adıma gelmiş. Tereddütle açtım baktım. Aynen ifade şu; Sayın hocam biz seni çok seviyoruz, öğrencilerin arkasından fazla gelmeyin. Öğrencileri bu kadar müdafaa etmeyiniz. Öğrencilerinizde de içinde art düşünceli olanlar var, siyasi düşüncede olanlar var. İşte sizden korktuğu için ifşa edemiyorlar filan şekliyle bu tarzda mektup aldım. Bunun üzerine çocukları topladığımda; çocuklar böyle bir durum oldu demek ki bu işte sizin de parmağınız var şekliyle uyardım. Bunların yanlış olduğunu bu ülkenin bir bütünlük içerisinde olduğu zaman başarıyı elde edebileceklerini parçalanmaların daima başarısızlığı ortaya çıkaracağını ifade ettik. Hatta şunu söyleyeyim ki ben orada 7 yıl çalıştım. Meydana gelen disiplin olayını saysanız topu topu 10'u geçmez. O da sigara içmektendir veya 2 öğrencinin kavga etmesidir. Yani bu derecede bir otorite ve disiplin yaptık.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400