yeni film yeni film porno

ZAMİR KÜÇÜKBAKAN (NİKSAR'DA UNUTULMAYAN BİR EĞİTİM NEFERİ - 6 )


Bu makale 2015-11-06 11:18:29 eklenmiş ve 693 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

ÖĞRENCİSİ AYDIN AGAT GÖZÜYLE ZAMİR KÜÇÜKBAKAN


Ortaokulu bitirdik, Sanat Okulu sınavlarına girdik. 3. sırada iyi dereceyle kazandım sınavı. Tabii olayların en caf caflı zamanı, lisede, ticarette devamlı olaylar oluyordu, bizim okulda ise disiplin çoktu. Okumakta gözümüz yok ya, I. dönem sonunda dokuz zayıf vardı karnede. Her neyse sene sonunda zayıfları azalttık, Eylül sınavları derken 2. sınıfa geçtik. O ara Niksar'da ders kitapları bulunmuyor. Rahmetli babam şoför olduğu için İstanbul'dan benim kitapların tamamını aldı getirdi. Sınıfta başka kimse de kitap yok, ben bu kitapları çok iyi paraya arkadaşlara sattım. o parayla İstanbul'a kaçtım. Ondan sonra babam beni buldu tekrar Niksar'a getirdi. Annem durumu müdüre anlattı. Annem gittikten sonra bana uzun süre nasihatlerde bulundu; bir öğrencinin maliyeti ailesine devlete şu kadar, okumayacaksanız bu sıraları niye işgal ediyorsunuz, okumanın önemini ileride çok daha iyi anlayacaksınız diyerek ve devamsızlığımdan dolayı bütün sorumluluğu üzerime alıyorum deyip bizim okuldaki önümüzü açtı.  


Ama tabii Zamir Bey'in söyledikleri bizim bir kulaktan girip diğerinden çıktı. O zamanlar bizim başımızda kavak yelleri esiyor. Bizim yedi sekiz kişilik bir arkadaş grubumuz var. Bunlar okumak istiyormuş gibi görünüp aslında okumakta gözü olmayan arkadaşlardı. Devamlı dersten, okuldan kaçıp kaleye, Ayvaz'a, kahveye gidip devamsızlık yapıyorduk. Tabii ertesi gün Zamir Bey, bizi odasına alır önce yüzlerimizi bir güzel kızartır, sonra da bize nasihat ederdi; Yazık değil mi annenizin babanızın yaptıkları masraflara, onlar sizi okula gidip geliyor biliyor ama siz devamlı okuldan kaçıyorsunuz.


O dönemde sağ sol olayları olurken bizim okulda hiç olay olmazdı, çünkü sıkı bir disiplin vardı. Zamir Bey bizi odasına aldığında bir güzel haşlardı. Biz bu durumu diğer okullardaki arkadaşlara anlatmazdık. Çünkü o yıllarda o siyasi ortamda öğrenciye dayak atmak çok zordu, cesaret işiydi. Müdür Bey bize karşı siyaset gütmüyordu. O dayağı hem sağcı hem solcu öğrenci, hem Alevi hem Sünni öğrenci beraber yiyorduk. Aramızda hiç ayrım yapmazdı. Çok tarafsız ve hiç kimseye özellik göstermeyip herkese eşit davranıyordu. Devamlı öğrencisini kazanmayı,   okuldan mezun edip milletine ve devletine faydalı insanlar yetiştirmeyi amaçlamıştı. Yani kısacası okuluna ve öğrencisine sahip çıkıyordu.


Mesela bizim grubun en çok kaçtığı ders Ali Konuk Bey'in Cuma günleri girdiği 5 saatlik Meslek Resim dersi idi. Çünkü Ali Bey dersi blok yapıyor, sadece bir defa kısa bir teneffüs veriyordu. Biz ise sigara içemediğimiz için kafamız şişiyordu, zaten dersle alakamız yoktu. Dolayısıyla her hafta Cuma günleri Meslek Resim dersinden devamsızlık yapıyorduk. Tabii Pazartesi günü yine Zamir Bey'in odası.


Zamir Bey'in nasihatlerde en çok üzerinde durduğu konuda "Meslek Lisesi Diploması" idi. Bakın oğlum derdi, bu meslek lisesi diploması çok önemli. Yarın bir gün bu diplomayı alamazsanız iş bulma imkanınız zor olur. Ne kadar iyi meslek sahibi olursanız olun, diploma olmadıktan sonra bir işyerine girme imkanınız olmaz. Çünkü bu tür işlerde bir işe girerken diploma aranıyor derdi.


Gel zaman git zaman zar zor, Zamir Bey'in büyük emek ve hoşgörüsü sayesinde okuldan mezun olduktan sonra askere gittik geldik. Tokat Sigara Fabrikası'na Sanat Okulu mezunu alınacağını duyduk. 12 Eylül dönemiydi, bizi Tokat Gazi Osman Paşa Lisesi'nde subaylar imtihan etti. O dönem alınan 100 kişi içinde 87. olarak kazandım ve bundan sonra işçilik hayatım başladı. Efendim, hayat şartları ve geçim sorumluluğunun ne olduğunu ve yıllar sonra bu Sanat Okulu diplomasının ne kadar önemli olduğunu anladım. Çünkü o diploma olmasaydı ben o sınava giremeyecek ve makine operatörü olamayacaktım. Bizden sonra fabrikaya alınacak olan özellikle ortaokul ve düz lise mezunlarının ne çabalar sarf ettiklerini,  ne mücadeleler verdiklerini gördük. Aynı zamanda meslek lisesi diploması sayesinde biz onların amiri konumuna sahip olmuştuk. Ve Zamir Bey'in meslek lisesi diploması hakkında söyledikleri gerçekleşmişti.


Tokat Sigara Fabrikası'na girdikten sonra ben ve benim gibi Niksar Endüstri Meslek Lisesi'nde mezun yanlış hatırlamıyorsam yaklaşık 124 kişi, Sanat Okulu'nu bitirmenin ve Meslek Lisesi diploması almanın ne kadar önemli olduğunu anladık. Hayatta hiç hayal etmediğim iyi bir hayat tarzı ve ekonomik duruma sahibim. Bunlarda Zamir Bey'in sayesinde oldu. Bu diplomayı almamızı, ekmek ve istikbalimizi kurtarmamızı sağlayan sayın müdürümüz Zamir Küçükbakan'a, bölüm şefimiz Ali Konuk Bey'e ve diğer emeği geçen öğretmenlerimize minnet duygularımızı ve şükranlarımızı sunuyorum. Ömrümüz olduğu müddetçe dua ediyoruz ve edeceğiz. Allah razı olsun, ondan yediğimiz dayak ve nasihatlerle bizim o diplomaya sahip olmamızda çok büyük ermeği vardır. Allah'tan uzun ömürler, sağlık ve esenlik diliyoruz.


Bu sayede sanayi toplumunun bir bireyi olarak sivil toplum örgütünün ne olduğunu iş hayatında öğrendik ve bu diploma sayesinde teknik elemanın ne olduğunu yaşayarak öğrendik. Çünkü yanımızda çalışan düz lise, ortaokul mezunları bizim altımızda çalışıp, biz onların amiri konumundaydık. Meslek lisesi diploması sayesinde vasıflı ve vasıfsız işçi arasındaki farkı daha iyi anladık. Zamir Bey ve hocalarımı ömür boyu minnet ve şükranla anacağım.    


MESAİ ARKADAŞI ALİ KONUK, ZAMİR BEY'İ ANLATIYOR


Ali Konuk; Niksar benim ilk görev yerim. Zamir Bey'le çalışmak benim için bir şanstı. Çünkü bu kadar çalışkan, bu kadar enerji dolu, bu kadar tarafsız ve öğrenci yetiştirmekten başka amacı olmayan bir öğretmen, bir idareci ben görmedim. En acılı gününde dahi en kısa sürede işinin başına dönerdi. Hiç unutmuyorum, kendisi Adana'lı olduğu için kardeşi pamuk işiyle ilgileniyordu ve feci bir şekilde yanmıştı. Gitti ve bir gün kalıp geri dönmüştü.


O günlerde çok zor şartlarda çalıştık. Bizde mesai mefhumu yoktu. Niksar Sanat Okulu'nun rayına oturup tam anlamıyla eğitim öğretim verebilmesi için gece gündüz, Cumartesi Pazar sürekli çalıştık. 12 Eylül öncesi bile sağ sol, Alevi Sünni ayrımı yapmadan öğrencilerle ilgilenirdi. Olayların en yoğun olduğu dönemlerde sabah erkenden çarşıya iner, öğrencilerin arkasından okula gelirdi. Yine akşamları okul çıkışında öğrenciyle beraber çarşıya kadar inerdik. Çünkü Çarşıbaşı ve Keşfi çok karışıktı o zamanlar. Böylece hem öğrencilerimize müdahaleyi hem de öğrencilerimizin olaylara karışmasını engellemiş oluyordu. Öğrencileri tamamen dağıttıktan sonra Manifaturacı Bedri Üstün'ün orada akşam çayımızı içer, okula lojmana dönerdik.


Niksar'dan sonra Antalya'ya geldiğimde o kadar rahat ettim ki Niksar'dakinin onda biri kadar bile çalışmadığım halde beni müdür yardımcısı yaptılar. Çünkü Zamir Bey'den çok şey öğrenmiştim.


Zamir Bey, son derece takdir ettiğim, sevdiğim, saydığım bir ağabeyim olarak unutulmaz bir öğretmen, bir idareci ve bir rehberdir. Kendisine sevgi ve saygı ve şükranlarımı sunuyorum.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400