yeni film yeni film porno

KİMLER GELDİ KİMLER GEÇTİ


Bu makale 2015-11-23 11:05:57 eklenmiş ve 1492 kez görüntülenmiştir.
A. Turan ERDOĞAN

(Bu yazı Şahin Asya Hocamızın ardından yapılan bir anma programı sonrasında kaleme alındı. Vefat Yıldönümünde tekrar yayınlamanın rahmete vesile olacağını düşündüm. Yazıda geçen isimler o döneme aittir. Saygılarımla…)


Danişmentli devletini kuran büyük komutan Melik Ahmet Gümüştekin Gazi ve onun dava arkadaşları kendilerini niçin Niksarlıların kucağına emanet ettiler; şimdi daha iyi anlıyorum. Vefa duygusu çok özel bir hâl. Niksar  üç yıldan beri bu  duyguyu iliklerine kadar yaşıyor ve yaşatıyor. Bu şehir, bağrında misafir ettiği  kahramanlarının, maneviyatı derin büyüklerinin hürmetine olsa gerek  aynı zamanda çok da şanslı. Gönül dünyası zengin, yaratılmışı Yaradan'dan ötürü karşılıksız seven, insanları ile el ele, göz göze, diz dize gelmeyi, onlarla makam mevki farkı gözetmeksizin gönül dünyalarına girmeyi başaran bir yönetim kadrosu ile yönetiliyor.


İnsan sevme sanatını gönül dünyasında harmanlayarak ast üst ayırımı yapmaksızın karşılıksız seven bir model yönetici kaymakam Sayın Uğur TURAN  var. Muhataplarına hitap ederken öyle tılsımlı bir kavram seçmiş ki açmadığı, açamadığı gönül kapısı yok. O güzel şehir Niksar'ın ve güzel insanlarının güzel kaymakamı olarak zamanın öğütemediği simalar arasında yerini çoktan aldı.


2008 Yılının 29 Şubat akşamı Niksar Halk Eğitim Merkezi Salonunda “Niksar'a Gönül Verenler” adı altında anlamlı bir program yapılmıştı. Bu program her şehre nasip olmayan farklı bir organizasyonla gerçekleşti. Dönemin İlçe Askerlik Şube Başkanı ve Garnizon Komutanı olan Yarbay Duran YADİGAR, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mahmut ÖZDEMİR, Niksar Danişmend Gazi Lisesi Müdürü Osman ABAKAY, Niksar'ın kültür elçileri; Müjdat ÖZBAY, Necati GÜNEŞ, Hasan AKAR ve A.Turan ERDOĞAN dan oluşan  ekiple ortaya çıkıldı..


Ahıska'nın ak sakallı yiğit delikanlısı ,merhum Cemal ÖZDEMİRCİ o dönemde Garnizon komutanı olan ve bu gün itibariyle  Niksar Belediye Başkanlığı görevini ifa eden Sayın Duran YADİGAR'ın çok sevdiği bir insandı.Bizlere: ”Onu ve  onunla birlikte çalışan gönül erlerini  vefa örneği sergileyerek  anmamız ve sonraki nesillere örnek bir tavırla ibretamiz bir numune sunmamız gerekir .” demişti. Başta Şahin ASYA Hocamız olmak üzere Cemal ÖZDEMİRCİ,H.Mustafa ÖZDEMİR, Ahmet SOBACI, Ahmet YILDIZ, Bedri ÜSTÜN, Osman YILDIZ, Mehmet IŞIK, Osman IŞIK ,Şakir ARSLAN, Kemal YETEROĞLU, Yücel SEZGİN ilkler olarak belleklerimizde yer alıyordu.


Ekip çalışması olarak gerçekleştirmek istediğimiz bu vefa örneği çalışmanın startını Kaymakamımız Sayın Uğur TURAN verdi. “Sivil inisiyatifin şehrimizin donatılması, eğitim ve hayır kurumlarının hizmete sunulmasındaki özel gayretlerini devlet adına sahiplenmemiz gerekir. Bu programı kaymakamlık yapmalıdır” dedi. Çok da güzel bir vefa yüklü anma programı gerçekleştirildi. Sonra diğer anma ve hatıraları toplum belleğine sunma imkânları arka arkaya geldi. İkinci olarak “Niksar'a Onur Verenler” adını taşıyan ve aynı ekiple geçekleştirilen bir anma programı daha yapıldı.


Merhum Şahin ASYA hocamızın adına “Kimler Geldi, Kimler Geçti” sloganı ile 10.03.2011 Perşembe günü akşamı Niksar Halk Eğitim Merkezi Salonunda yapılan ve hayır ekibi arkadaşlarıyla birlikte rahmetle, dualarla ve hatıralarla yâd edildikleri program bunların üçüncüsü oldu.


Şahin ASYA Hocamızın anıldığı programda adeta duygu sağanağına tutulduk. Programı tertip eden başta Niksar Anadolu İmam-Hatip Lisesi Müdürü Cemal CIDIK Bey'e ve onun şahsında  emeği geçen bütün arkadaşlara en kalbî şükranlarımı sunuyorum. Ciddi bir çalışma yaparak güzel ve bir o kadar da dolu,izleyenleri bir hayli mutlu kılan bir sunum yaptılar.


Etkinlikte Cemal CIDIK Bey'in teşekkür ve minnet dolu açış konuşmasından sonra daha önce kayıt altına alınarak arşivlenen belgelerin ışığında Rahmetli Şahin ASYA ile birliktelik sergileyen öğrenci, öğretmen, idareci ve sivil arkadaşlarının hatıra sunumları çok içten, duygusal ve samimi idi.


Tokat  Milli Eğitim Müdür Yardımcısı Hüsamettin TURAK Bey, Merhum Şahin ASYA ile ilgili hatıralarını şöyle dile getirdi: “Hocamla ilgili benim üç ayrı dönemim var. Birincisi o benim öğretmenimdi. İkincisi öğretmenlik yaptığım dönemde o benim müdürümdü. Üçüncüsü ise onunla birlikte idareci olarak çalışan müdür muavinliğimdi. İtiraf etmeliyim ki çalışma sürelerimin her döneminde ona karşı olan sevgim, saygım hep öğrencisi olduğum dönemin bana hissettirdiği hassasiyetle devam etti.


1996 Yılında emekliliğe karar veren Şahin ASYA Hocam aramızdaki iletişimin canlı ve sıcak sürecini de dikkate alarak müdür yardımcılığına başlattığı emir komuta zincirinde olduğu gibi müdürlüğe de uygun gördüğünü ve bu görevi bana vereceğini söyledi. Öğretmen arkadaşlarımızın tamamının da ittifakla destekledikleri bu görevi rahmetli hocamdan devraldım. Bu  süre içersinde ondan aldığım bilgi ve birikimleri sürekli kullanarak çok ciddi faydalarını da gördüm.


Bu manalı programı yapan arkadaşları bir kez daha kutluyorum. Niksar İmam-Hatip Lisesi'nin hangi şartlarda yükseldiğini, yüceldiğini bir külliye görünümüne dönüştüğünü adım adım birlikte gördük. Niksar İmam-Hatip Lisesi'nde müdürlük yapmış, nice acı, tatlı hatıraların yaşandığı, yapay olarak yaşattırıldığı günlerin  etkisi hâlâ üzerimde canlı olarak duruyor. Bu anma programı ile o günlere dönerek yaptıklarımı ve yapamadıklarımı test etme imkânı da buldum. Hatıralar olarak zihnimde neler var diye yokladığımda şu örneği anlatabilirim.


Öğrenci yurdumuzun açıldığı gün öğrencilere verilen sıcak mercimek çorbasının Şahin ASYA Hocamızın yüzünde oluşturduğu mutluluk halelerini hiç unutamıyorum. Onunla birlikte çalışan arkadaşlarını da hayırla anıyorum. Hatıralar çok, ancak gecenin ruhani atmosferi sözden daha anlamlı mesajlar veriyor” dedi.


Programın nostaljik, bir o kadar da hüzünle karışık gurur yüklü ritimsel akışı içersine kendimi öyle kaptırmıştım ki ismimin anons edilişi ile sıranın bana geldiğini anladım. Tabi Şahin ASYA gibi Niksar'a, Niksar'ın eğitim camiasına, öğrencilerine, camisine, kürsüsüne, doğum, düğün, bayram ve ölüm günlerindeki geleneksel buluşmalara varıncaya kadar varlığını hissettiren bir değeri benim anlatmam yeterli değil. Onu, ilk Müdür Yardımcısı  Ali SOBACI Hocamızın, uzun yıllar onunla her türlü sırlarını paylaşan Müdür Başyardımcısı M.Sadi BEDENBAŞI ve Müdür Yardımcısı Mustafa ZENGİN Beylerin   canlı anlatımıyla dinlemek isterdim. Hatta Sadi BEDENBAŞI Bey'in hocamızla alakalı çok ciddi birikiminin, bugüne kadar hiç kimseyle paylaşmadığı anılarının olduğunu düşünüyorum. İnşallah bir gün bu hatıralarını yazıya dökerek bir kurumun, Niksar İmam- Hatip Lisesi'nin tarihsel serüvenindeki arşivinin oluşumuna zenginlik katar. Çünkü Rahmetli Şahin ASYA onu çok seviyor ve aynı zamanda da güveniyordu. Yine hocamızla olan hatıralar serisi içersinde kimler dinlenmeli sorusuna ilk cevabım; emekli hocalarımızdan Veysel ERBİN, Hamza ATICI, M. Işık TURHAN, Şahin KEFELİ, Harun GÜREL, Nurhan AKSU, Salih SARAÇ,Ali Osman OĞUZ, Hasan BORA,Şükrü ERİCEL, Turan ÖZYURT, Yusuf UÇAR ,M. Nedim IŞIK, Okul Şoförü Ünal ERGİN, Hizmetli Ömer YILMAZ' ın da canlı hatıralarını özel ve içten bir söyleşi ortamı içersinde  okulun önündeki havuzun başında dinlemek isterdim.


Gönül adamı kıymetli Osman ABAKAY'ın Nik
sar Danişmend Gazi Lisesi Müdürlüğü döneminde Şahin ASYA Hoca ile samimi dostluklar oluşturduğunu biliyorum. Osman Bey Şahin Hocamızla ilgili hatırasını sinevizyon gösterimi esnasındaki sunumunda hüzünlü bir eda ile anlatıyordu. Ben de onun anlatımını dinlerken bu güzel insanın da Niksar için çok müstesna bir değer olduğunu hatırladım. Ağarmış saçları, neşe dolu iki yanağına  ayrı bir nurani güzellik sunan badem bıyıklarının etrafı hayal dünyamda bir anda Ahıska Beyi Cemal Amcanın yüzüne dönüştü. Osman Hocamın ak sakallı herkese güzel öğütler veren, çocukları asla hediyesiz bırakmayan o sima ile hâlâ kendimi avutmaya çalışıyorum. Haykırarak dedim ki işte “Niksar'ın Yeni Dede Korkut'u” bu.  


Anılar kısmının bana ait tarafına gelince; o gece kısaca da olsa anlattıklarımla birlikte anlatamadıklarımı da ifade etmek istiyorum. 1991 yılı temmuz ayında Niksar İmam-Hatip Lisesine tayinim çıktı. Ancak kısa bir süre sonra askere gittim. Askerlik dönüşü 1992 yılının  4 Nisan günü okula geldiğimde bana Rahmetli Şahin ASYA Hocam .”Seni müdür muavini yaptım; odan şurası, git masana otur.” dedi.  Hiç kimseyi tanımadan yalnız ve garip bir adam halet-i ruhiyesi içersinde böylece göreve başlamış oldum. İl Milli Eğitim Müdür Yardımcımız aynı zamanda Şahin hocamızdan sonra benim de okul müdürüm olan Hüsamettin TURAK Bey'in hatıralarını dinleyince bu usulün Şahin ASYA Hocamıza has bir metot olduğunu anladım. Göreve başladığımda aynı odayı Müdür Yardımcısı olan Rahmetli Ahmet SUBAŞI ve Adem ERSİN Beyle birlikte paylaşıyorduk.


Odamız da müdür odası ile öğretmenler odası arasına sıkıştırılmış ,koridordan ağaç aksamla bölünmüş farklı bir mekandı. Bu oda hâlâ idare odası olarak kullanılıyor. Koridora açılan kapımızın önünde iki arkadaş beni işaret ederek, bana göre de müstehzi bir tavırla her halleriyle benden bahsediyorlardı. Biri diğerine beni göstererek :”O' mu?” dedi. O da başıyla onayladı. Uzaktan bana hoş geldin dediler. Bakışlarından anladığım kadarıyla adeta bana acıyan bir halleri vardı. Bu arkadaşlarımız Allah hayırlı ömürler versin okulumuz için çok emeği geçen değerli hocalarımız Hasan BORA ile İlyas KULAKSIZ  beylerdi. Müdür yardımcısı olduğum için sevinmem gerekirken sanki bu ve bunun gibi davranışlar beni acınması gereken bir kişi konumuna getirmişti. Tabi bu durumu sonradan anladım ki olayın benimle ilgisi yokmuş. Merhum Şahin ASYA Hocamızın idareci kimliğini tatlı sert bir üslupla tavizsiz bir şekilde götürmesinden kaynaklanıyormuş. Hocam iyi bir idareci idi. Bu yönünü kendimde aynı konuma geldiğimde insan ve kurum idare etme sanatının ASYA Hocamıza ait bir versiyonu olduğunu anladım. Şunu da belirtmeliyim ki, o dönemde bugün olduğu gibi kimse müdür yardımcısı olmak istemiyordu. Bu görev rica minnetle kabul ediliyordu.


Merhum hocamız aynı zamanda çok sinirli, bir o kadar da alıngan idi. Bazen alt koridordan yüksek volümlü sesini duyduğumuzda Adem ERSİN Bey'in her zamanki neşeli tavrı ile bugün Okul Müdürü olan arkadaşımız Cemal CIDIK Bey'e seslenerek. “Cemal Bey aşağıya müdür beyin yanına in sana biraz bağırıp çağırsın, siniri geçince de beraber yukarı çıkarsınız” derdi.


Bir defasında okula Mili Eğitim Bakanlık müfettişleri gelmişti. Biz de etraflarında el pençe divan durmuş bir vaziyette saygı da kusur etmeden dolanıyoruz. Müfettişlerden birisi hocamın arkadaşı çıktı. Rahmetli hocamızın üst düzey bürokrat arkadaşı hayli fazla idi. Teftiş bitti, misafirleri gönderdik. Dönerken. “Hocam sizin de üst düzey hayli arkadaşlarınız varmış” demeye kalmadı ki sert bir eda ile “Onlar yüksek oluyor da, aşağılarda bir biz mi kaldık” dedi.


Hocamızın yurdun açılışındaki mutluluğunu Hüsamettin TURAK Bey dile getirmişti. Ben o anıya küçük bir ilave yapmak istiyorum. Yurdun açıldığı 1993  yılı Şubat ayında yurttan sorumlu müdür yardımcısı idim. Devlet imkanları bugün ki gibi çok ciddi oranda olamıyordu. Yenilecek türden aklınıza ne geliyorsa biz yine köylerden toplamaya devam ediyorduk. İlk aşçımız Ahmet Efendi  (o da rahmet-i rahmana kavuştu, nur içinde yatsın) dedi ki: ”Hocam çorbaya koyacak tuz yok” Koşarak gittim Erbaa Caddesinde marketi bulunan İzzet GENÇ 'ten hayrına bir torba tuz aldım ve geldim. Hani derler ya, nerden nereye…
Şahin ASYA Bey'in sevenlerine emanet bıraktığı kıymetli evlatları adına büyük oğlu Maliye Başmüfettişi Mustafa Fazıl ASYA babasını anlatmak üzere kürsüye geldi ve duygularını şöyle dile getirdi:  “O iyi bir eğitimci ve yönetici olmakla beraber mükemmel bir baba idi. Bugün onun yokluğunu daha iyi anlıyorum. Derdimi anlatabileceğim, kafamı göğsüne dayayabileceğim büyük bir desteğimi kaybettim. Ailem adına babama karşı gösterilen bu kadirşinaslıktan dolayı başta mülki ve mahalli yöneticilerimiz olmak üzere Niksar İmam-Hatip Lisesi camiasına ve Niksar halkına teşekkür ediyorum” dedi.


Bu arada o dönemler  Niksar Endüstri Meslek Lisesi'nin, şimdi Tokat Anadolu Lisesi'nin Müdür Başyardımcısı olan ve Niksar'ın unutulmaz siması şair Hasan AKAR Hocam kalemini kınından çıkartıp, yüreğinin nefesini buğulu sesiyle birleştirerek otantik bir musiki eşliğinde Şahin ASYA hocam için konuşturmaya başladı:


ŞAHİNCE UÇMAK ASYA'DAN
“….
Asya'dan göçer ellere
Cıvıldaşarak katar katar
Arkasına bakmadan uçarlar
Bir gün sesleri boğuk
Kanatlanır dualı ağızlarıyla
Sonra bir yorgunluk molası
Su içerler kana kana
Oluklu'dan oluk oluk
Kırılır kanatları apansız
Bir Kasım ayında Niksar'da eser
Acılara bürünür beklenmedik bir soğuk.”
Gönlüne, diline, yüreğine sağlık Hasan Hocam.
   
Ve bu anlamlı gecede tekrar düne dönüyoruz.Şahin ASYA için 1996 yılı hüzünle karışık onurlu ve gururlu bir vedalaşma seremonisine dönmüştü. Kendi ifadesiyle hayvanların otladığı taşlı dikenli topraklar bir çocuk gibi avuçlarının içinde büyümüş, meyve vermiş ve bir külliye konumuna gelmişti. Artık emaneti çalışma arkadaşı Hüsamettin TURAK Bey'e ,emin bir ele teslim ederek, gözü arkada kalmadan ayrılabilirdi.


Nihayet öyle de oldu. Muhterem eşleri ile birlikte yıllarca teorik olarak anlattığı ama bir türlü nasip olmayan Hac ibadetini ifa etmek için “Beytullah'a ve Efendimize” doğru yola çıktı. Kutsal hac görevini yaparak döndü. Hac ibadetini hakkıyla yerine getirmenin tatlı huzurunu ve heyecanını yaşıyordu. Aradan bir yıl geçmişti ki takvim yapraklarının 27 Kasım 1997' ye odaklandığı tarihte  “ASYA  APARTMANI” na hüzün çökmüştü. Şairin dediği gibi;

“Sen doğdun herkes güldü, bir tek sen ağladın.
Öyle yaşa ki sen öldüğünde herkes ağlasın, yalnız sen gül.”
 
Rabbimden niyazım odur ki şairin dizelerindeki maksat hocam için de gerçeğe dönüşmüştür.


“Şahinler Yükseklerden Uçar”  misali atalarının Batum'dan başlattığı yolculuk Niksar'da sona erdi. Öğrencilerinin ve sevenlerinin omzunda son kez Niksar İmam-Hatip Lisesi'nin önüne getirildi. Okunan hatimler, Yasinler, tekbir ve tesbihler hıçkırıklar eşliğinde rahmet bulutlarının sağanak yağmurlarına dönüşüyordu. O dönemin İlçe kaymakamı rahmetli Aydın AKKOR'un da bu son buluşmadan ciddi şekilde duygulandığına, gözlerinin dolduğuna şahit olmuştum. Bu vesile ile Yüce Rabbimden Aydın AKKOR kaymakamımıza da dua ve niyazımla engin rahmetler diliyorum.


Hocamız Şahin ASYA  Niksar'ı kuş bakışı seyredeceği doğduğu topraklara Oluklu Köyüne doğru yola çıkmıştı ki, davudi sesli bir öğrencisi onun arkasından “Salat-ü Selam” okumaya başladı. Bu durum duygu selini daha da artırmıştı.


Merhumun cenazesi okuldan alınarak  yine öğrencileri ve sevenleri ile birlikte Oluklu Köyü mezarlığına ulaştırıldı. “Topraktan geldik toprağa gidiyoruz” ve “Ondan geldik O'na gidiyoruz”  ilahi fermanı gereği onu sahibimize emanet ettik.


Ruhu şâd, mekânı cennet, çok sevdiği ve sürekli okuduğu Kur'an'ı yoldaşı olsun. Dua bulutları kabrinden rahmet yağmurlarını  eksik etmesin.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
ONU ANLAYAMADIK
Ahmet Keskin 2016-11-29 18:59:22
Evet o zaman çocuktuk , onu anlayamadık maalesef ...
Ruhu şâd, mekânı cennet, çok sevdiği ve sürekli okuduğu Kur'an'ı yoldaşı olsun. Dua bulutları kabrinden rahmet yağmurlarını eksik etmesin.
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400