erotik izle yeni film yeni film antalya escort porno antalya escort

İNSAN OLMAK ÇOK MU ZOR?


Bu makale 2015-11-29 19:36:31 eklenmiş ve 648 kez görüntülenmiştir.
Cihat TAŞKIN

İnsan olarak yaşama ilk “merhaba” dediğimiz andan itibaren kendimiz ile değil de çevremizde olup bitenle ilgilenmeye koşullandırılıyoruz. Dolayısıyla kendimizle ilgili her şeyi doğal olarak göz ardı ediyor; insan olduğumuzu, bir toplumun üyesi ve bir birey olduğumuzu unutuyoruz. Çevremizdekileri kendimizden daha fazla önemsiyor olmamız bizim onlar tarafından kabul görür tutum ve davranışlar sergilememize neden oluyor. Giderek kendimiz olmaktan uzaklaşıyoruz.


Bir müzik aletinin akort edilmesi gibi, kendimizi başkalarına göre akort edip duruyoruz. Her gün yeni baştan.. Tüm somut koşullarımızı başkalarının beğeni algılarına hitap edecek biçimde oluşturuyoruz. Onların onaylamalarını ve önemsemelerini çoğu zaman kendi seçme ve sorgulama özgürlüğümüzden daha önde tutuyoruz. Hal böyle olunca da kendimiz olamıyoruz..

İnsan olmak zor iştir. Önce, insanın evrensel değerler zincirindeki rolünü ve önemini kavramak gerekir. Aksi takdirde insana benzeyen ama ideal insan (olunması gereken doğru insan) gibi davranamayan, doğumundan itibaren yaşadığı tüm süreçlerde önyargı ve dogmadan başka hiç bir kazanımı olmamış, dönemsel çıkar, zevk ve heyecanların ya da anlık öfke, hırs ve güç cenderesinin kıskacında ne yaptığını bilmez canlılar olarak dolaşırlar. İçinde yaşadığı topluma, ülkesine, çevresine hatta kendine zarar veren o insanımsılardır.

Bu olumsuz insan modelinin oluşumunda öncelikli neden; onların kendini tanımamasından, özünü, insanlığını fark edememesidir. Oysa insanı diğer tüm canlılardan ayıran en önemli özelliği ise akıl ve zekâsıdır. Çağdaş insan hareketlerini, davranış ve tepkilerini tasarlarken içgüdüsel dürtülerle ya da çevresel etkilerin koşullandırmasıyla değil, akıl ve zekâ gücünü kullanarak doğruluk, adalet, dürüstlük ekseninde çaba harcamalıdır.  

Verebilmek ya da vermeyi denemek bizleri insanlığa daha da yakınlaştırır. Veren ve paylaşan olmak insanı erdemlilik düzlemine taşır. Her insan, aklın tüm sınırlarını zorlayan bir geliştiricilik içinde olmalıdır. Bu da sadece bilimsel yönelimler doğrultusunda gerçekleşebilir.


Kulaktan dolma sözlerin aksine, tarihsel gerçeklikten de yararlanarak soran ve sorgulayan akıl yöntemleriyle doğru bilgiye ulaşabilmek; özelde insanın kendisindeki, genelde ise toplumsal süreçlerdeki değerleri algılamasına ve kavramasına katkı sağlayacaktır.


Yararlılığın geliştirilmesi de yine zekâsını kullanabilen insanların başarabileceği önemli bir süreçtir. İnsan yararlı olmalıdır, zararlı değil. Yararlılığın toplumsal boyutta planlanması insan erdemine bilgelik varsıllığı da kazandıracaktır.


İnsanın fiziksel koşullarını oluşturma çabası kendi fiziksel özelliklerinden doğar. Kırlangıç bile çalı çırpı toplayarak yuvasını kurar. Ancak, “Şöyle üç dört yuvam olsun..” diyen bir hayvan düşünemiyorum.


Ben'cilik (Ego) ve bencillik insanın içini kemiren kurt gibidir ve insanı geri dönüşü olmayan ruhsal sarmallara sürükler. İnsanoğlu kendindeki erdem varsıllığını ve zekâsının değerini fark etmediği sürece kendi dışında fiziksel zenginliklerin peşinde ömür tüketecektir.   


Ey insanoğlu, doğru ve adaletli olmak, soylu ve dürüst olmak, yararlı ve veren olmak, savaştan değil barıştan yana olmak, ağlatan değil güldüren olmak, öldüren değil yaşatan olmak bu kadar mı zor? İnsan olmak çok mu zor?

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400