porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

GÜZ PAZARLARI


Bu makale 2015-11-29 19:39:57 eklenmiş ve 802 kez görüntülenmiştir.
Mahmut HASGÜL

Güz gelince her şeye ve her yere bir hüzün siner. Ağaçların yorgun dallarından bir bir kendini boşluğa bırakır umudunu yitirmiş yapraklar. Güneş belli belirsiz gösterir yüzünü. Bulutların ardından mahcup bir nazarla seyreder yaz boyunca yakıp kavurduğu tabiatı. Tabiatın ölümüne şahitlik etmek istemez sanki. Rüzgârlar daha uzak iklimlerin kokusunu taşır. İnsanların gözlerine şiirsel bir melal yerleşir kalır. Hazan mevsimidir adı üstünde, adı üstünde hüzün mevsimi.
Yalnızca Pazar tezgâhlarında gülümser mevsim. Sağlı sollu dizilmiş sebze ve meyvelerin renk cümbüşünde hayatın hâlâ yaşamaya değer olduğu ana fikri vurgulanır.


Yemyeşil pırasaların uçları küt kesilmiş ve düzgün bir şekilde sıralanmış öndeki tezgâhın soluna. Hemen yanında ve arkasında yine bağ bağ dizilmiş ıspanaklar güz mevsiminin has evlatları gibi süzülüyorlar.
Hemen karşısında renkli leğenlere dökülmüş cins cins cevizler. Büyüklü küçüklü sınıflandırılmış. Kırıp birinin tadına bakmak gerek. Bu lezzete her yerde rastlamak mümkün değil.


Cevizlerin yanındaki tezgâhta tereyağları, zeytinler, mis gibi köy ekmekleri. Bidonların içinde kuşburnu marmeladı ki üzüm pekmeziyle yapılmış. Karadut reçelinden de bir parmak tatmak gerek.


Pazar yerlerini güzelim güz güneşi varken sindire sindire gezmeli. Şu kulağımın zarını patlatan çığırtkan balıkçıyı dikkate almadan geçmek gerek. Tezgâhındaki iki yumruk büyüklüğünde, lezzetten yarılan harika narlara rağmen, durmadan bağırdığı için hemen uzaklaşmak gerek buradan da. Beş adım ileride yaprakların arasından görülen simsiyah vezleri yığmış bir teyze kocaman mavi leğene. Vezler bu mevsimde ağzı burmaz artık. Bu mevsimde yenir vez. Parası da önemli değildir lezzetini bilenler için. Hele hele yaban armutları, alıçlar…


Şurada kocaman kabakları tam ortadan yarıp dizmişler tezgâha. Tadını bilmesem çiğ çiğ yemeyi hayal edeceğim. O kadar lezzetli görünüyor. Ama bol cevizli yumuşacık kabak tatlısı oluncaya kadar daha çok sabretmek gerekir. Düzgünce doğranıp poşetlenmiş bal görünümlü kabakları da geçmek gerek yoksa umutsuzca yutkunup durur insan.
Armutlar… Göğsulu, deveci, boynueğri, güzbeyi… Tarifi imkânsız lezzetler. Yemek gerek; hem de az önce dalından toplandığı nasıl belli. “Kendi bahçemizin mahsulü Hocam” diyor kara yağız delikanlı. Daha 20 çeşit armut var bu memlekette. Her biri sanki başka bir meyve... Hele bu mevsimde…


Bakın kerevizler nasıl da yemyeşil duruyor. Sapları dipdiri. Hemen turuncu havuçların yanına serilmiş. Kar gibi karnabaharın da yosun yeşili brokolinin de aynı tezgâhı süslediğini görmek ve bu güzelim manzaraya bir iki dakika bakmak zaman kaybı sayılmaz.


Yerli biberlerin yanında tezgâhın çoğunu kaplamış linda domateslerin gerisinde iki sıra patlıcan mosmor ve pırıl pırıl.
Bakın şurada mevsimin gerçek meyvelerinden Trabzon Hurması (Amma, Cennet Meyvesi) nasıl da domateslere benziyor. Nasıl da yenilesi, nasıl da adamı kendinden geçiresi bir tat. Güz aslında bu meyvede ballanıyor.
Muşmula mı dediniz? Bakın şurada, yetmişlik bir ihtiyarın titiz elleriyle ayıklanmıyor ve heveslisini bekliyor.
Kocaman ekmek ayvalarının, bu mevsimde hâlâ tezgâhları süsleyen Tokat biberlerinin bitiminde çuvallar dolusu Kastamonu kuzu kestanesi akşam kuzine sobada yahut fırında hazırlanacak lezzet şöleni için sabırsızca bekliyor.
Renk renk elmaları geçin. Zaten evde en az üç çeşit vardır şimdi. Şu küçüklü büyüklü ayrılmış Misket Elmasına bakın hele. Nasıl da kütür kütür… Nasıl da kıpkırmızı yüzlü ve kar gibi bembeyaz içli. Tokat'ın efsanevi narince üzümü gibi incecik kabuğu... Isırdığınız zaman asla kabuğunu hissetmezsiniz. Zaten bu harikulade elmanın kabuğunu soymak ya elma yemeyi bilmemektir, ya da misket'e hakarettir.


Patates çuval çuval, soğan çuval çuval, bulabilirsen beyaz barbunya çuval çuval… Uzun kış mevsimine hazırlanmanın tek yolu güz güzelliklerinden depo etmek…


Bitmez bu pazar yeri, bitmez bu curcuna, bitmez bu kararsızlık.


Güz mevsiminde doğmuş, kırkını devirmiş biri olarak kendimi ne kadar da çok benzetiyorum güz meyvelerine. Hem çürümeden önceki son demler, hem de olgunluğun son hali. Şimdi pazarcılar gibi bütün güzel ve etkileyici özelliklerimi tezgâhın önüne diziyorum. Yaşlanmışlıklarımı gizleyerek, umutlarımı ve hayallerimi taze tutarak…

Aslında biliyorum bu mevsimin ardından kış gelecek…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400