yeni film yeni film porno

ANILARLA ÇOCUKLUK YILLARI - 3 -


Bu makale 2013-06-13 20:23:17 eklenmiş ve 880 kez görüntülenmiştir.
Selahaddin GÜMÜŞAY

                İlkokulu  bitirdiğimiz  1945  li  yıllarda  bir  tane  Ortaokul  vardı.  Niksar  o  yıllarda  Ortaokul  bulunan  sayılı  ilçelerden  biri  idi,   zira  Reşadiye'den   ve  başka  yerlerden   Niksar  Ortaokulu'na   gelen  öğrenciler  vardı.

                Niksar'da  Ortaokul'un  yapılış  tarihini  kesin  olarak  bilmemekle  beraber;  Ortaokul'un  Niksar  Halkı'nın  desteği  ile  yapıldığını,  durumu  müsait  olanların  nakit  para  vererek,  para  verecek  gücü  olmayanların  da  bizzat  çalışarak  veya  malzeme  yardımı  yaparak  katkıda  bulunduklarını,  babamın  da  araba  ile  kereste  ve  kum  çekerek  katkıda  bulunduğunu  hatırlıyorum.

                Niksar  Ortaokulu'nun  (  şimdiki  Danişmend  Gazi  Lisesi'nin  bulunduğu  alan)  yerinin   bir  zamanlar   mezarlık  olduğunu,  daha  sonra   o  zamanki  ifade  ile  top  sahasına  dönüştürüldüğünü  ve  burada  çeşitli  etkinliklerin  yapıldığını   hatırlıyorum  zira  oralar  mahalle  çocuklarının  oyun  alanı  idi.

                Hem  mahallemizde  olması  hem  de  5.  sınıfı  Ortaokulun  ilâve  binasında  okuduğumuz  için  okula  ve  birçok  öğretmene  karşı  bir  aşinalığımız  vardı.

                                                                                                                                                            

                Niksar  Ortaokulu   iki  katlı,  birisi  idareci  ve  öğretmenlerin  kullandığı,  diğeri  büyük  bahçeye  bakan  ve  taş  merdivenlerle  çıkılan  öğrencilerin   kullandığı  iki  kapılı  - L -  şeklinde  bir  bina  olup  öğrenci  hareketleri  hem  idarî  bölümden  hem  de  sınıfların  bulunduğu  her  iki  katın  koridorundan    rahatlıkla  takip  edilebiliyordu.  Bu  nedenle  öğrenciler   olarak   takip  ediliyoruz  kaygısı  ile  teneffüslerde  bahçede  bile  davranışlarımıza   dikkat  etmek  zorunda  kalıyorduk.

                - L -  şeklinde  olan  binanın  kısa  bölümünde  alt  katta   girişte  küçük  bir  sahanlık  vardı;  bu  küçük  salonda  zaman-  zaman    masa  tenisi  oynanırdı,  koridora  girilince   hemen  sağda   hizmetli  odası  ve  yanında   değişik  zamanlarda  değişik  amaçlarda  kullanılan  bir  derslik   yer  alıyordu,  aynı  bölümden  çıkılan  ikinci  katta  Memurlar  Odası,  Müdür  Bey'in  Odası  ve  kız  öğrencilerin  El  işi  odası  vardı,

                Her  iki  katta  bahçeye  bakan  uzun  koridor  ve  bu   koridorlara  açılan  derslikler  yer  alıyordu,  alt  katta  koridor  girişinde  İş  Atölyesi  vardı,  bu  atölye  biz  öğrencilere  çok  şey  kazandırmıştır.  (  O  yıllarda  yaptığımız;  sofra,  çivi  kullanmadan  yaptığımız  bavul,  ateş  maşası,  eğiş  ve  çamurdan  yaptığımız  bibloları  hatıra  olarak  saklamaktayım  )

                Ortaokul   öğrencilik  yıllarımızda  her  dersin  yerleşik  dersliği  vardı  (  Türkçe  Dersliği,  Tabiat  Bilgisi  Dersliği,  Fransızca  Dersliği  ve  çok  zengin  bir   Fizik   Lâboratuar,   Atölyesi  gibi) 

Öğrenciler   her   ders  için   sınıf - sınıf   dolaşır  öğretmenin   sınıfa  gelmesini  beklerdi.

                Ortaokula  kayıt  olduğumuz  yıllarda  Okul  Müdürümüz  Abidin   Aydın  idi.

Müdür  Bey;  Okuldaki  öğretmenlerin  yaşlılarından,  asıl  branşı  matematik  olup,  hem  branşında  hem  de  idarecilikte  mevzuata  hakim  otoriter,  şık  giyinen  ciddi  bir  öğretmendi.

Okulun  başarısı  için  her  çareye  başvurur,  disiplinden  taviz  vermez,  öğrencilere  bir  baba  gibi  nasihatte  bulunurdu.

                O   günkü  görev  anlayışına   göre  eğitim-öğretim  faaliyetlerinin  istenilen   düzeyde  olması  için    bazı  kurallar  sadece   idarecilerin  değil   bütün  eğitici  kadronun  üzerinde  hassasiyetle  durduğu   değerler  olarak  benimsenirdi.  Meselâ;

                Her  öğrencinin  okulun  renklerini  taşıyan  şapka  örtmesi,  okula  kıravatlı  gelmesi  ve  saçını  okul  idaresince  belirlenen   ölçülere   göre   kestirme   mecburiyeti  vardı,  bütün  öğretmenler  bu  kuralların  takipçisi  olur,  idarecilerin  yükünü  hafifletirlerdi.

                Müdür  Yardımcılığı  görevini  yürüten  Rezan  Hanım  aynı  zamanda  Tabiat  Bilgisi  ve  Tarım  Derslerine  giriyordu.  Okulun  arka  tarafında  bulunan  Tarım  Uygulama  Bahçesinde  her  öğrenciye  belirli  bir  alan  tahsis  eder  oradan   sorumlu  tutar,  ayrıca  okulun  öğretmen  giriş  bölümündeki  bahçenin  ağaçlandırılmasında  ve  ağaçların  bakımında  öğrencilere  görev  verir,  sorumlu  tutardı.

                Bizim   Türkçe  Dersimize  1. sınıfta  Sebahat  Hanım  ( Erer )  geliyordu.  Biz  öğrencilere  karşı  biraz  sert  davranan  Sebahat  Hanım  evli  idi  ve  beyi  Daniş  Bey  çarşı  başında  bugün  halen  faaliyette  bulunan  ekmek  fırınının  tahmin  ediyorum  iki  dükkân  aşağısında  bulunan  yerde   hatırımda  kaldığına  göre  MUHABANK   isminde  bir  bankada   görev   yapıyordu,  Sebahat  Hanım  bazen   benimle  bankaya    bir  şeyler    gönderiyordu.  O  tarihte  Niksar da  T.C.  Ziraat  Bankasından  başka   birde  MUHABANK  vardı.

                Matematik  Dersimize  Bahire  Hanım  ( Ardıç )  geliyordu.  Bahire  Hanim  bir  erkek  kadar  disiplinli,  kendine  güveni  tam,  branşında  söz  sahibi  bir  öğretmendi.  Öğrencilerine  bir  anne  şefkati  ile  yaklaşır,  iyi  yetişmelerine  özen  gösterirdi.  Beyi  Hakim  olan  Bahire  Hanım  bizim  mahallede   oturuyor,  mahalle  halkı  ile  samimi  bir  ortam  yaratıyordu.

                Orta  Okul  öğrencilik  yıllarımızda  öğrenciler  bir  ders  yılında  üç  defa  karne  alıyordu.

Birinci  karnede  hiç  zayıfım  olmadığı  halde  ikinci  karnede  iki  zayıf  notum  vardı.  Bahire  Hanım  karnemi  görünce   çok  sinirlendi,  tırnaklarını  kulak  mememe  batırarak  bana  nasihat  vermeye  başladı,  kulak  mememden  kanlar  akmaya  başlamıştı  ama  Bahire  Hanım  hiç  bozuntuya  vermeden    nasihatlerine  devam  ediyordu.  Bu  nasihatler;

1-  Zararın  neresinden  dönersen  kardır,

2-  Azmin  elinden  hiçbir  şey  kurtulmaz

Nitekim  Bahire  Hanım' ın  nasihatini  tuttum  ve   sene  sonunda   sınıfı  geçtim,  ancak  ne  Bahire  Hanım'ı,  ne  de   nasihatlerini  unuttum,  hatta  bu  nasihatler  hayatım  boyunca  benim  en  çok  değer  verdiğim  düsturum  oldu.

                                                                                                                                                             devam  edecek

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400