diziem e-sgk Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

DÜNYAYA UZAYDAN BAKMAK


Bu makale 2015-12-22 10:09:25 eklenmiş ve 809 kez görüntülenmiştir.
Cihat TAŞKIN

Çoğu zaman hep yaparım bunu. Hayır, elbette uzaya gidip Dünya'yı uzaktan izleyemem ama bunu yapabilmek için çok yoğun çalışmaların sürdüğünü bilimsel yazılardan okuyorum.

Yerkürenin tüm kaynaklarını tüketip yaşanamaz hale getirenler Dünya'dan kaçıp kurtulmanın yollarını arıyorlar. Yarattıkları küresel cehennemden ardına bakmadan sıvışacak olanlar Kızıl (Mars) gezegende koloni kurmayı planlıyorlar. Kimi bilim insanları giderek artan olumsuzlukların (Küresel ısınmaya bağlı hızlı ve düzensiz iklim değişiklikleri, savaşlar, enerji kaynakları rezervlerinin artan Dünya nüfusunun gereksinimlerini karşılayacak kadar olmaması, doğa ve yaban hayatının insan tarafından yok edilişi vb.) insan türünün en uzak 1000 (bin) yıllık ama en yakın 100 (yüz) yıllık bir geleceği olduğunu fısıldıyor kulağımıza..

“Gelecek gelmeyecek mi acaba?” diye kendime sormadan edemiyorum. Dünya'nın dört bir köşesinden özenle toplanan tüm bitki tohumları (Bizim önemsemeyip, ot diye basıp geçtiğimiz bitkiler de dâhil olmak üzere çiçek, meyve, sebze, ağaç ve çeşitli süs bitkileri) üç beş bin sene sonra kullanılmak üzere uygar ülkelerin tohum bankalarında sıvı azot içerisinde ve değişmez ısı düzeneklerinde korunuyor. Bu tohumları Dünya dışı yerleşimlerde (Mars vb.) kullanmak üzere topluyor olamazlar mı?

Aynı uygar ülkelerin veterinerleri ormandaki baykuşa pankreas ameliyatı yapıp, bir diğer hekim ise Sibirya Aslanının diş taşlarını temizlerken o uygar ülkelerin silah fabrikaları kendi coğrafyalarının dışındaki ülke halkları üzerinde güçlerini deniyor, silah satıyor ve egemenlik alanlarını büyütmek için yeni savaş stratejileri geliştirip duruyorlar.

Sağlıkta da durum pek farklı değil. İlaç, tıbbi araç gereç ve cihazları üreten dev tröstler insan sağlığı (sağlıksızlığı) üzerinden varlıklarını sürdürmüyorlar mı? Bu da bize, salgınlar ile çözümü yüksek maliyetli tedavilere dayanan hastalıkların hiç sonlanmayacağını işaret ediyor. Oysa, insan türünün 200 (iki yüz) yaşına kadar sağlık biçimde yaşamasının sağlanabileceğine ilişkin bilimsel çalışmalardan da haberdarız.

Neyse, biz Dünya'ya uzaydan bakmayı sürdürelim. Dünya ısınıyor, Dünya alevler içinde yanıyor. İslam coğrafyası küresel güçlerin silahlarını denediği Mega bir poligona, tatbikat alanına dönmüş. Önemli bir fark var, ülkelerin halkları, çocukları, kadınları ölüyor. Sağ kalanlar yurtlarını bırakıp kendi ülkelerindeki savaşın kışkırtıcılığını ve silah tedarikçiliğini yapan batılı ve uygar (!) ülkelere sığınmaya çalışıyorlar. Bu yolda canlarını yitirme pahasına..

Kaldı ki, insanı hayvandan ayıran en önemli fark zekâsını kullanabilmesi ve iyiliği geliştirme yönünde yoğunlaşabilme yeteneğidir. “Hangi iyiliği, iyilik mi kaldı?” diye sorduğunuzu duyar gibiyim. Oynanan büyük oyunun piyonu olmuş, ülkelerini ve halklarını geri dönülmez tehlikeye sürükleyen, sadece uluslararası baronların “Aferin iyi yaptın” deyip sırtını sıvazlayıp önüne atılacak üç beş kuruşa ve elbette siyasi çıkar amaçlı halkına zulmedenleri insan uzaktan çok daha kolay algılayabiliyor.

 “Savaşın Galibi Olmaz.” Bu sözü çok önemser ve doğru kabul ederim. Ucuz kahramanlıklarla, hamasi söylemlerle, “posta koyma” edebiyatıyla değil, sadece akıl ve bilim kullanılarak, ince stratejiler yaratılarak iyilik ve doğruluk geliştirilebilir. Tersi, yaygınlaşan kötülükle ve kendini türeten savaşlarda ülkelerin can ve mal kaybıyla sonuçlanır ki bugün yaşanan budur.

Dünya'nın neresinde olursa olsun, terör, ırkçılık ve kökten dinci şiddete destek olunmazsa ve tüm dünya ülkeleri, hep birlikte küresel silahsızlanma ve savaş karşıtı tutum içine girmezse (şimdilik) televizyonlardan izlediğimiz terör olayları ve savaşlar asla sona ermez.

21. yüzyılın başındayız. Bir çağda yaşamış olmak bizi o çağa ait kılmaz. Uygarlık; sadeliğe, iyiliğe, adalet, özgürlük, barış ve mutluluğa giden tek yoldur. Çağın tüm teknolojik olanaklarını kullanarak geri kalmış ülkelere silah satan, savaşlar yaratan, sömürgeleştirdiği ülkelerin doğal kaynaklarını kullanan ya da ele geçirmeyi amaçlayan, halkları yoksullaştırarak ekonomilerini kendilerine bağlayan anlayışlar uygar olamazlar.

İyiliğe giden yolda Birlikte yürümek üzere..

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400