porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

ANILARLA ÇOCUKLUK YILLARI - 4 -


Bu makale 2013-06-14 08:28:26 eklenmiş ve 925 kez görüntülenmiştir.
Selahaddin GÜMÜŞAY

    Biz Ortaokul son sınıfta iken, o günkü kurallara göre Öğretmen  Okulu'na gidecek öğrenciler sene sonunda okul idaresine başvurur,  Öğretmenler Kurulunda müracaat eden öğrencilerin fiziki, ahlâki ve ders  durumları değerlendirilir, öğretmen olmaya lâyık görülenlerin müracaatları kabul edilirdi.

    Ben o yıllarda Sivas'ta PTT Memuru olan bir yakınımın  yönlendirmesi ile Sivas 4 Eylül Lisesinde tahsilime devam etmek  istiyordum, bu nedenle Öğretmen Okuluna müracaat etmemiştim.
Mahallede komşumuz olan Bahire Hanım Öğretmen Okuluna niçin müracaat etmediğimi sordu, gerekçesini söylediğimde kaybedecek bir şey  olmadığını söyleyip kolumdan tutup beni idareye götürerek, Katip Osman  Bey'e kaydımı yaptırdı, böylece tahsil hayatıma yön veren isim olmuştu.  

    Öğretmen Okulu İmtihanlarının 1. etabı olan yazılıyı kazanmama  rağmen 4 Eylül Lisesinde okumayı çok istiyordum, hatta bir sebze  kamyonu ile Sivas'a gittim ama yakınım olan Kadir Ağabey Sivas'ta yoktu,  ne zaman geleceği konusunda da kesin bir bilgi edinemedim, PTT Müdürlüğü civarında gezinirken Sivas'ın girişindeki geniş meydanda giderek artan bir kalabalık vardı, sonradan öğrendim ki Aşık Veysel'in açık  hava konseri varmış.

    Kitaplarda şiirlerini okuduğumuz Aşık Veysel'i canlı olarak görme şansını yakalamıştım. Soğuk bir Eylül gecesinde geç saatlere kadar Aşık  Veysel'i dinledim, sonra da PTT Binasına gidip yakınımın gelmesini bekleyerek sabah ettim.

    Kadir Ağabey öğleye yakın geldi ama bana tayininin çıkacağını bu nedenle 4 Eylül Lisesi'nde okumama yardımcı olamayacağını söyledi. Çok üzülmüştüm ama yapacak bir şey de yoktu. (zaten Annem ve Babam da bu durumdan habersizdi) Yapacak bir şey olmadığı için Kadir Ağabey'e teşekkür ederek aynı sebze kamyonu ile Niksar'a döndüm. Kader yolumu böyle çizmişti, Öğretmen Okulu giriş imtihanlarının ikincisi olan Mülâkatı beklemek gerekiyordu.                                        
    Tarih, Coğrafya ve Yurttaşlık Bilgisi Derslerine Niksarlı olan ve Niksar'ı çok iyi tanıyan Ahmet AKTAŞ Bey geliyordu. Ahmet Bey; öğrencilere genellikle soyadları ile hitap eden, bir ağabey şefkati ile yaklaşan bir öğretmenimizdi, ancak kızdığı zaman da çok sert ve acımasız olurdu. Bir Tarih Dersinde sınıf arkadaşlarından biri Ahmet Bey'e alaylı sayılabilecek bir cevap vermişti. Hocamız bu duruma çok sinirlendi ve birkaç tokat attıktan sonra “sersem herif senin babanın yattığı çarşaf kadar  benim  diplomam var diplomam” diyerek beklemediğimiz bir tepki göstermişti. Ben 1982 yılında emekli olup Niksar'da ticaret hayatına atılınca Ahmet Bey sık-sık gelir memnuniyetini dile getirir, bizimle gurur duyduğunu söylerdi. Yine bir ziyaretinde o kahvesini ben çayımı içerken   diploma ve çarşaf olayını hatırlattığımda “ama GÜMÜŞAY o da bunu hak etmişti” diyerek olayı unutmadığını göstermişti.

    Fransızca Dersine MESUDE TÜRKABAT Hoca Hanım geliyordu. MESUDE Hanım zayıf, çok kibar bir hanımefendi idi, öğrencilerden olumsuz  bir davranış gördüğü zaman soyadını iki defa telâffuz eder, yapılanın doğru olmadığını ihsas ettirmeye çalışırdı.

    MESUDE Hanım'ın eşi Hilmi Bey Doktordu, eşinden dolayı öğrencilere samimi davranır, nasihatlerde bulunur, öğretmenlerimize karşı saygılı olmamızı tavsiye ederdi.

    Resim, Müzik ve Atölye Derslerine gelen Bekir ULUSOY kendisine  has bir yapı ve kişiliğe sahip olup, kendisini hem öğretmenlere hem de öğrencilere kabul ettirmiş, çok titiz bir yapıya sahip olup branşında kendisi  çok yetenekli olduğu için örencilerinin de iyi yetişmesini ister, bu uğurda  her türlü sertliğe baş vurur, bilhassa Atölye Derslerinde ders aletlerinin hor  kullanılmasını hiç affetmez, en ağır şekilde cezalandırırdı. Üçüncü sınıfta  bir Atölye Dersinde hatırımda kaldığına göre bavul yapıyorduk, bir arkadaş hem sohbet ediyor hem de testere ile tahta kesiyordu, kullanılmış eski  tahta olduğu için çivi varmış, arkadaş farkına varamadığı için testereyi  çiviye sürmeye başlamış, uzakta olmasına rağmen sesinden testerenin  çiviye denk geldiğini hisseden Bekir Bey arkadaşın yanına gelerek tahta  tokmakla dövmeye başladı, arkadaş bahçeye kaçarak kendisini zor kurtardı.

    Resim Derslerinde de bilinen çalışmaların yanında bir Sanat Okulu  gibi Teknik Resim öğretir, ders yılı sonda mutlaka kız öğrencilerin Ev İşi Derslerinde yaptıklarını da kapsayan sergiler açılırdı.     (Devam  edecek)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400