yeni film yeni film porno

ANILARLA ÇOCUKLUK YILLARI - 5 -


Bu makale 2013-06-19 13:56:45 eklenmiş ve 959 kez görüntülenmiştir.
Selahaddin GÜMÜŞAY

    Bekir Bey Müzik Derslerine de çok önem verir; nazari bilginin yanında kulak eğitimi egzersizleri yaptırır, yüzünü tahtaya döner Mandolinle notalar çalar bizim çaldığı notaları portreye yerleştirmemizi isterdi. Bu çalışmaların faydasını bilhassa öğretmen okuluna giden bizler gördük. Bekir Bey'e asabi tavır ve fevri davranışlarından dolayı bazıları  çılgın Bekir, bazıları da deli Bekir derlerdi ama hocamız mesleğinin gereğini  yerine getiren gerçek bir öğretmendi. Bekir Bey'in hanımı Saadet Hanım da kız öğrencilerin El İşi Dersi öğretmeni idi.
    Ateş ve Ayşe isminde iki çocukları vardı. Ateş bizden küçük olmasına rağmen arkadaş grubuna katılan, Niksar'ı çok seven bir arkadaştı. (Ateş ULUSOY yıllar sonra Tokat Devlet Hastanesine Doktor olarak gelmiş, Niksarlı arkadaşları ile dostluğunu devam ettirmiş Niksar sevgisini bir kez daha ispatlamıştı.)
    Niksar da o yıllarda; Bekir Bey'in, Lütfü Turhan Bey'in ve Beden Eğitimi Öğretmeni Rıfat ERDİL Bey'in motosikleti vardı, biz öğrenciler motosikletin sesinden Bekir Bey'in geldiğini anlar kendimize çekidüzen verirdik motosiklet kullanışı dahi kendine özgü idi.
    Kız öğrencilerin El İşi Dersi öğretmeni olan Saadet ULUSOY kibar, sevecen, okul dışında karşılaştığımızda tebessümü yüzünden eksik etmeyen bir hanımefendi olup öğrenciye anne şefkati ile yaklaşan bir öğretmendi.  
    Beden Eğitimi Dersleri için ayrı bir sayfa açmak gerekir zira; Beden  Eğitimi Derslerine gelen Rıfat Bey (ERDİL) hiçbir konuda taviz vermeyen, Beden Eğitimi Dersinin tüm kurallarını uygulayan ve öğrencilerinin de uymasını isteyen ideal bir öğretmendi.
    İdarecilik yıllarımda düstur kabul ettiğim ve uyguladığım bir idarecinin yapabileceği, uygulayabileceği şeyi istemesi; söylediği veya istediği şeyi de sonucunu alıncaya kadar takip etmesi prensibi Rıfat Bey'in  de uyguladığı bir sistemdi, bugün Rıfat Bey'in bu kadar başarılı olmasının sebebini daha iyi anlıyorum. O kadar kuralcı idi ki; kıyafeti olmayan öğrenciyi yoklamaya dahi almaz, derse gelmemiş sayardı.
    O günkü şartlarda Niksar Ortaokulunda olmayan spor malzemesi hemen - hemen yoktu.
    Kasalar, minderler, denge sehpası, koyun, disk, gülle, halat, ip merdiven, kum havuzu, yüksek atlama sehpası, basketbol, voleybol sahaları mevcut olup hepsi de öğrencilerin istifadesine sunuluyordu.
    Bir Beden Eğitimi Dersinde GÜLLE ATMA TEKNİKLERİNİ gösteriyordu. O sırada hemen-hemen bütün Niksar'ın tanıdığı asıl ismini bilmediğimiz DEVE lâkabı ile tanınan uzun boylu güçlü-kuvvetli bir simitçi simit sepetini okulu çevreleyen duvarın üstüne koyarak bizi izlemeye ve  öğrencilere lâf atmaya başladı. Bunu duyan Rıfat Bey simitçiyi yanına çağırarak daha uzağa atıp atamayacağını sordu ve atamazsa öğrencilere  bedava birer simit vermek şartı ile iddiaya girdiler. Deve daha ileri atarsa simitlerin parasını Rıfat Bey verecekti. Atışı önce simitçi yaptı Gülleyi taş atar gibi fırlattı, tabii fazla uzağa atamamıştı, ikinci atışı tekniği ile Orhan   ÖZÇELİK isimli fazla cüsseli olmayan arkadaşımız yaptı ve Gülleyi simitçininkinden çok daha uzağa attı, Rıfat Bey öğrencilere yarımşar  olmak üzere simitleri dağıttı, parasını da kendisi verdikten sonra, kaba kuvvetle teknik arasındaki farkı simitçiye anlatmaya çalıştı. Simitçi Deve  de böylece hayatın dersini almış oldu.
    Rıfat Bey okul içi spor faaliyetlerine de çok önem verir; atletizm başta olmak üzere bütün branşlarda ferdi ve sınıflar arası müsabakalar düzenler, 24 Aralıkta Atatürk Koşusunu ihmal etmez, ferdi yarışmalarda madalya, takım müsabakalarında kupalar verirdi. Hatta o yıllarda Niksar Ortaokulunda öğrenci olan Abidin Yalçın isimli bizden üst sınıfta olan bir öğrencinin yüksek  atlama, uzun atlama ve yanlış hatırlamıyorsam gülle  atmada yaptığı derecelerle Türkiye Şampiyonalarında dereceye girebilecek  durumda olduğunu söylerdi.
    Rıfat Bey'in en çok üzerinde durduğu konulardan birisi de Voleybol  ve Basketbol toplarına ayak vurulması idi, bu konuda çok titiz davranır, bu  toplara ayak vuranlardan para cezası alır, bu paraları Spor Yurduna gelir olarak kaydederdi.
    İzcilik faaliyetleri de Niksar'da önem verilen ve rağbet bulan faaliyetlerden biri idi.
    Rıfat Bey 19 Mayıs Bayramı gösterilerine özel önem verir, gösteri hareketlerinin çalışmaları Mart ayında başlar, istisnasız bütün öğrenciler bu  hareketleri öğrenmek zorunda kalırdı. Hatta bu hareketlerden özel olarak imtihan eder, sınıf geçmeye direk etki ettirirdi.
    Bu konuda o kadar sabit fikirli, taviz vermeyen bir prensibe sahipti   kararından kesinlikle dönmezdi. Ortaokul ikinci sınıfta 19 Mayıs hareketlerinin bir provasına beş dakika geç kalmıştım, öğrenciler  kıyafetlerini giymiş, bahçeye çıkıyorlardı. Bende hemen giyindim sıraya geçtim ama yoklamayı önceden yaptığı için bana seninle Eylülde  görüşürüz dedi, bu BEDEN Eğitiminden bütünlemeye kalmak demekti. Nitekim not ortalamam çok iyi olmasına rağmen Beden Eğitimi Dersinden bütünlemeye kaldım, Öğretmenler Kurulunda dahi taviz vermemişti.
    Rıfat Bey daha sonra REZAN Hanımla evlenmişti. (devam edecek)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400