porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

NİKSAR'IN FATİHİ, DANİŞMENDLİ DEVLETİ'NİN KURUCUSU MELİK DANİŞMEND GAZİ


Bu makale 2016-02-05 21:32:11 eklenmiş ve 1801 kez görüntülenmiştir.
M. Necati GÜNEŞ

    Türklerin tarihi serüvenine baktığımızda doğudan batıya doğru bir ilerleyiş görünür. İslâmiyet'i kabul eden Oğuzlar, Türkmen olarak anılmaya başlanmışlar; XI. asırda Selçuklu Devleti'ni kurarak hem sınırlarını genişletmek hem de dinlerini yaymak düşüncesiyle Bizans'a karşı, özellikle Anadolu'ya arka arkaya akınlar düzenlemişlerdir. Bu akınlar Tuğrul Bey zamanında sistemli bir hale gelecek, Malazgirt Savaşı'ndan sonra Anadolu'yu vatan yapmak gayesiyle hızlanacaktır.


     Malazgirt Zaferi'nden sonra Artuk Bey'le başlayıp Tutak'la devam eden fetihler Danişment Gazi, Karatekin, Mengücek Gazi, Emir Saltuk, Çaka Bey, Kutalmışoğlu Süleyman Şah ve kardeşi Mansur'un fetihleriyle hız kazanacak ve Anadolu bir Türk vatanı haline gelecektir.

    Anadolu'nun vatanlaşmasında yaptığı fetihlerle ve kurduğu devletle destanlaşan, yüzyıllardır dilden dile, kulaktan kulağa anlatılan Danişmendname'nin kahramanı olan tam adıyla Melik Danişmend  Gümüştekin Ahmet Gazi kimdir, nerelidir, nasıl bir eğitimden geçmiştir, neler yapmıştır?

    Melik Danişmend Gazi, Anadolu'nun fatihlerinden olup, Danişmendli Devleti'nin kurucusu, büyük devlet adamı, komutan ve alimdir.

    Asıl adı "Gümüştekin Ahmet" olup halk arasında kısaca "Melik Gazi" olarak bilinir. Babası Harzem Türklerinden Danişmend Ali Taylu'dur. Selçuklu şehzadelerinin öğretmenliğini yapmış bilge, alim bir kişi olduğu için “Danişmend” olarak anılmıştır. Oğlu Gümüştekin'i de şehzadelerle birlikte eğiterek çok iyi yetiştirmiş ve bilge bir kişi haline getirmiş, Gümüştekin de babası gibi “Danişmend” ünvanını kullanmıştır. Danişmend Gümüştekin Ahmet  Gazi, Türkiye Selçuklu Devleti'ni kuran Süleyman Şah'ın dayısıdır.

Danişmend Gazi, 1063 yılında Sultan Alp Arslan'ın Kafkasya Seferi'ne katılmış, cesareti ve yiğitliğiyle Alp Arslan'ın dikkatini çekmiş ve en güvenilir komutanları arasında yer almıştır. Malazgirt Savaşı'na da katılan Danişmend Gazi, zaferin kazanılmasında önemli rol oynamıştır.

Bizans'ın antlaşma şartlarına uymaması üzerine Sultan Alparslan komutanlarından Anadolu'nun fethini istemiş ve fethedecekleri yerlerin kendilerine ikta olarak verileceğini bildirmişti. Sultanın emrine uyarak Anadolu'ya gelen Danişmend Gazi, Bizanslılarla savaşarak 1080 senesinde önce Sivas'ı ve Kızılırmak havzasını, ardından da Yeşilırmak havzasını  fethetmiş ve “Danişmendli” adı ile anılan bölgelerde devletini kurmuştur.

Sivas'ı kendisine merkez yapan Danişmend Gazi, Çaka, Turasan, Kara Doğan, Osmancık, İltegin ve Kara Tegin adlı komutanlarıyla Kayseri, Elbistan, Develi, Amasya, Tokat, Turhal, Osmancık ve Çorum'u fethettikten sonra Niksar'ı kuşattı.
Niksar'ın fethi Danişmendliler tarihinde ve Danişmendname'de çok büyük bir önem arz eder. Danişmendname'ye göre Niksar (Neokaisaraea) kuşatma ve fethi çok çetin ve uzun sürmüş, çok kan dökülmüş; nihayet Gümüştekin Ahmet Gazi zafer kazanmış ve Niksar'ı fethetmiştir.

Niksar fetheden Danişmend Gazi, burayı Sahil Rumları'na karşı mücadelede kendisine hem bir üs ve hem de bu devletin başkenti yapmıştır.

Dânişmend Gazi, Türkiye Selçuklu Sultanı Kutalmışoğlu Süleyman Şah'ın ölümüyle Anadolu'daki nüfuzunu daha da artırmış, Ankara, Kastamonu, Çankırı'yı ele geçirmişti.

Haçlı seferlerinin başlaması üzerine, I. Kılıç Arslan ile birlikte Anadolu'yu savunan Danişmend Gazi, bir yandan Haçlılar ve Rumlarla mücadeleye devam etmiş öte yandan da hakimiyet sahasını genişletmek için Malatya'yı kuşatmıştır(1098). Danişmend Gazi, üç yıl süren kuşatma sonunda Malatya hakimi Gabriel'in yardım istemesi üzerine yola çıkan Haçlı reislerinden Antakya prensi Bohemund ve kuzeni Salerno Kontu Richard'ı bir baskınla esir alıp, Niksar'a götürmüş ve hapsetmiştir(1100).

Bohemud'un esir edilip Niksar'da hapsedildiğinin duyulması, bütün İslâm dünyasında sevinç yaratmış ve Gümüştekin'e büyük şöhret kazandırmıştır. Avrupa'da ise büyük bir heyecan uyandırmış, Niksar üzerine üç ayrı Haçlı ordusunun yola çıkmasına sebep olmuştur. Haçlı istilacıları yalnız Niksar'ı alıp esirleri kurtarmayı değil Bağdat'ı da nasıl yıkacaklarını münakaşa ediyorlardı.

Haçlı tehlikesi üzerine Danişmend Gazi ve Kılıç Arslan güçlerini birleştirerek,  1101 yılı Haçlı seferlerinin ilk ordusunu Merzifon yakınında 5 Ağustos günü yapılan savaşta imha etmişlerdir. Bu ordudan sonra ikincisi ve üçüncüsü Anadolu'ya geçmiş ama Kılıç Arslan ve Gümüştekin, bunlara karşı da birlikte savaşarak üç Haçlı ordusunu da  yok etmişlerdir.

Sultan Kılıç Arslan ile Danişmendli Gümüştekin ve birçok Türk Beyi, millî birlik ve beraberlik şuuru içinde kendilerinden sayıca çok üstün üç Haçlı ordusuna karşı arka arkaya kazandıkları 1101 yılındaki bu zaferlerle Türklerin Anadolu'dan sökülüp atılamayacağını ve bu toprakların artık bir Türk yurdu olduğu gerçeğini ispatlamış oldular.

Danişmend Gazi'nin, bu başarıdan sonra Kılıç Arslan'ın da almak istediği Malatya'yı fethetmesi(1101) ve Kılıç Arslan'ın fikrini sormadan Niksar'da hapis bulunan Bohemund'u fidye karşılığı serbest bırakması iki hükümdarın arasının açılmasına sebep olmuş, Kılıç Arslan, harekete geçerek Danişmend Gazi'yi Maraş civarında mağlubiyete uğratmıştır(1103).

 Bu mağlubiyetten sonra Danişmend Gazi'nin nüfuz ve kudreti sarsıldı. Danişmendname'ye göre Danişmend'in son mücadelesi Rumlar'a karşıdır. Bunlardan birini kaybedip sonuncusunu kazanır  ama kendisi de aldığı bir ok yarasından şehit olarak  Niksar'a defnedilir(1105).

Danişmendname ve çağdaş kaynaklara göre Danişmend Gazi, İslâmın cihat ülküsüne, İslâm uğrunda şehadete can adamış bir mücahit gazidir.

İyi bir hatip, adil ve cömert bir yöneticidir. Anadolu halkına öyle adil muamele etmiştir ki, yüzyıl süren Emevi fetihleri sırasında görülmeyen ihtida (İslâma girme) hareketi Danişmend Gazi eliyle olmuştur. Çağdaş Ermeni yazarı Mathiev Danişmend Gazi hakkında; “İyi bir insan idi; Hıristiyanlara karşı lütûf ve merhamet sahibi idi. Ölümü ona bağlı Hıristiyanlar arasında teessür uyandırdı.” der. Malatyalı Süryani Mihael'de Danişmend Gazi zamanında bu şehrin çok iyilikler, bolluk ve refah gördüğünü ifade eder.

Malatya'nın fethinde halka ihtiyaç maddeleri, ziraat vasıtaları dağıtması örneğinde görüldüğü üzere, geniş ve ileri görüşlü bir devlet adamı olduğunu, devletin ekonomik ve sosyal menfaatlerine göre bir siyaset takip ettiğini gösterir. İdaresinde bulunan memleketlerin para sistemini değiştirmeden kendi adına Rumca para bastırması da dikkat çekicidir.

Anadolu'da telif edilen ilk eser olarak nitelendirilen ve Danişmendliler döneminde yazılarak, Danişmend Gazi'ye sunulan “Keşfü'l Akabe”de Danişmend Gazi'nin özellikleri şöyle anlatılmıştır; “O yüce zatı iltizam edenler çoğunlukla fazıl ve filozoflardır. Dünyanın her tarafından bilgin kişiler o hazrete yöneldiler ve her biri ilmini  yayması miktarınca itibar görüp, cömertlik denizinden paylarını aldılar.”  

Bu kayıt Malazgirt zaferinden hemen sonra Gümüştekin Ahmed Gazi'nin bir çok ilim ve fikir adamını himaye edip, çalışmalarına imkân sağladığını açıkça göstermektedir. Bu nedenle de “Danişmend İli”, yani Orta Anadolu ve Orta Karadeniz belli bir kültürel karakter kazanmış ve Anadolu'da ilk defa Türkleştirilen ve İslâmlaştırılan bölge olmuştur.

Melik Gümüştekin Ahmet Gazi bu şekilde hem mesleki görevi ve hem de Anadolu'da izlediği kültürel politikayla haklı olarak adını unutturacak şekilde “Danişmend” adını almış ve bu adla meşhur olmuş, adı dilden dile dolaşarak efsanevi bir kahraman kimliğinde destanlaşmış bir alperen gazi olarak günümüze kadar gelmiştir.

Danişmend Gazi'nin türbesi Niksar'ımızı asırlardır şereflendirmekte, halkımız onun yüce makamını velayet mertebesinde saygıyla anıp, ziyaret etmektedir.


Ruhu şad olsun.
                                   

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400