erotik izle yeni film yeni film silifke escort sexs

KENDİ YAĞI İLE KAVRULAN NİKSAR ( 2 )


Bu makale 2013-07-05 12:07:32 eklenmiş ve 2231 kez görüntülenmiştir.
Selahaddin GÜMÜŞAY

    1939 yılında harekete  geçen; Alman Bilim Adamlarının  Narbe (yara izi, kapanmamış yara) dedikleri Kuzey Anadolu Fay Hattı başta Erzincan olmak üzere (resmi belgelerde 36.000 civarında ölü olduğu belirtilse de mahalli kaynaklarda ölü sayısının 40.000’in üzerinde olduğu belirtilmektedir) hat boyunca  yer alan yerleşim alanlarında, bu arada Niksar'da da büyük can ve mal kaybına sebep olmuş, yaşanan acılar;

    Kan ağlıyor, Erzincan'ın Dağları,
    Viran kaldı, mor sümbüllü bağları.
    Sivas'a geliyor, kalan sağları,
    Şikâyetim kimden, kime ne deyim.
        Niksar'da kalmadı, dikili bir taş,
        Erbaa'yı sorarsan, döker kanlı yaş,
        Tokat.'ta geçirdi, zorlu bir savaş,
        Şikâyetim kimden, kime ne deyim.
    Kara Hisar, Koyulhisar, hep viran oldu,
    Gül yüzlü yavrular, sarardı, soldu.
    Bize ne olduysa, Mevlâ'dan oldu,
    Şikâyetim kimden, kime ne deyim.
    ZARA'LI Halil'in mısraları ile ifadeye çalışılmıştır.

    Gerek 1939 depremi gerekse daha sonra meydana gelen düşük ölçekli 1942 depreminin yaraları, zamanın Niksar Belediye Başkanı İSMAİL Hakkı TAHMİSÇİOĞLU nun bilinçli ve başarılı girişimleri ile sağlanan yardımlarla sarılmış, coğrafi konumun da bahşettiği imkânlarla Niksar'da hayat normale dönmeye başlamıştır.
    Çocukluk yıllarımızda kısmen yaşadığımız, daha çok büyüklerimizden dinlediğimiz kıtlık nedeni ile yaşanan sıkıntılar, 1944-1948 yıllarında devam eden 2. Cihan Savaşı'nın sebep olduğu ortam nedeni iledir. Niksar Coğrafi Konumu'nun avantajı ile beteri görmüş ama beterin beterini yaşamamıştır.
    Niksar; şehirleşme konusunda da avantajlı durumdadır.          Bu avantaj nedeni ile daha 1930’lu yıllarda kendi elektriğini üreten ender yerleşim merkezlerinden birsidir. Elektrik   insanlığın hizmetine sunuluncaya kadar Niksar'da da aydınlatma evlerde Gaz Lâmbaları veya daha küçük ebattaki idare denilen lâmbalar, açık alanlarda Fanus denilen  rüzgâra karşı korumalı  araçlar kullanılır, Köylerde ise aydınlanma ihtiyacı genellikle bir cins Çam Ağacından temin edilen çıra ile karşılanır, sigara yakmak veya arazide ateş elde etmek için de kav denilen bir cins  ağaç çürüğünün çakmak taşı denilen iki sert taşın bir-birine vurulması işlemini kıvılcım çıkıncaya kadar tekrar etmek gerekirdi. Pahalı olduğu için çok az kimsede bulunan benzinli çakmakların yanında kavlı çakmaklarla neticeye ulaşmak çok zor ve zaman alıcı idi.
    Rivayet edilir ki; Zera (Gülbayır) Köyü'nden iki ihtiyar pazartesi günü Niksar'da pazar ihtiyaçlarını gördükten sonra köye  dönmek için eşeklerine binerler, kaçak  tütün kullanmanın cezası çok ağır olduğu için, şehri  çıktıktan sonra tabakalarını çıkarır birer sigara sararlar ve  sigaraları yakmak için çakmak çakmaya başlarlar, çak ha çak- çak ha çak köyün altına kadar gelirler,  bu sırada birisinin kavı ateş alır, ihtiyar eşeğin üzerinde şöyle bir doğrulur ve “çakmak mısın be mübarek” diyerek sevincini dile getirir, önce kendi sigarasını yakar sonra da ateşlenmiş kavı arkadaşına uzatır, böylece sabırlı olmanın güzel bir örneğini de sergilemiş olur.
    İlk Okul yıllarında değişik sınıflarda birkaç defa ziyaret ettiğimiz Derebağ'daki Hidro Elektrik Santralı Niksar için bir avantaj idi. Resmi Dairelerin yanında maddi durumu iyi olan aileler de evlerinde elektrik kullanıyorlardı. Sokaklarda da kavşaklardan başka kritik noktalarda sokak lâmbaları bulunuyordu, sokak lâmbaları belirlenen saatlerde yanıyordu.
    Zamanın Belediye Başkanı İsmail Hakkı Tahmiçioğlu'nun  çabası ile santral kurulmuş, mevsimlere göre Çanakçı Deresi'nde suyun debisinde görülecek değişikliklerden santralın etkilenmemesi için de değirmen sahipleri ile anlaşarak hakim bir noktaya mahallî kayıtlara göre 56x13x3 m ebadında büyük bir havuz yaptırılarak elektrik kesintisinin önüne geçilmek istenmiştir.
    Bu Elektrik Havuzu Orta Okul yıllarımızda tatil günleri arkadaşlarla yüzmeye gittiğimiz bir spor tesisi görevi yapıyordu.      Basamakların girişinde sığ olan derinlik gittikçe artarak 3 m. yi bulurdu, bu özelliğinden dolayı birçok arkadaşımız yüzmeyi  bu havuzda öğrenmiştir.  

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400