yeni film yeni film porno

“TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ HAKKINDA SOSYO-KÜLTÜREL BİR TAHLİL” -2-


Bu makale 2016-04-21 21:31:23 eklenmiş ve 364 kez görüntülenmiştir.
Yusuf UÇAR

Türk milliyetçiliğinin siyâsî temsilcisi olarak, Türk târihinde ilk defa Cumhuriyet döneminde bir "parti" mevcuttur. Adı: Milliyetçi Hareket Partisi'dir. Yâni; Türk milliyetçiliği, bugün, siyâset meydanında, bu parti ile temsil edilmektedir.
Siyâsî ömrü - 2015 yılı îtibâriyle- elli yılını idrâk etmiştir. Kurucusu olan Alparslan Türkeş, 31 Mart 1965 yılında Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi adlı partiye girerek, "kapitalizm, sosyalizm, komünizm ve liberalizm" gibi dış mihraklı akımlara tepki olarak "9 Işık" adlı ilkelerini ortaya koymuş ve ilk seçimde bu partinin genel başkanı seçilmiştir. Dolayısıyla; Türk milliyetçiliğinin, parti nezdinde siyâsî temsil târihinin başlangıcı 1965 yılıdır ve yarım asrı tamamlamıştır.
Bugün, Türkiye'de, en uzun ömürlü siyâsî parti; 9 Eylül 1923'te, Mustafa Kemal (24 Kasım 1934'te TBMM tarafından Atatürk soyadı verildi) tarafından kurulan Cumhuriyet Halk Partisi'dir. Demek ki; Cumhuriyet Halk Patisi'nden sonraki en uzun ömürlü parti, Milliyetçi Hareket Partisi'dir.
Cumhuriyet Halk Partisi'nin ilkelerini işâret eden "6 Ok"; 1927'de; Cumhuriyetçilik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Lâiklik'ten ibâret dört ilke idi. Bunlara; 10-18 Mayıs 1931 tarihinde, partinin üçüncü kurultayında, Devletçilik ve İnkılâpçılık da eklenerek, sayı, altı'ya çıkarılmıştır.
Şunu hemen ifade etmeliyim ki; bugün, bu altı ilkeden 'Devletçilik', özelleştirmeler" sebebiyle zâten yürürlükte değildir. Cumhuriyet Halk Partisi, 1944 yılında, Türk milliyetçilerine yaptığı hücûmla,"Milliyetçilik" ilkesine sâdık olmadığını gösteren ilk işâretini göstermiştir. Onca ilim adamına "tabutluklarda" işkence yapılmıştır.
Tabiî ki; 1978 - 1979 yıllarında Bülent Ecevit tarafından idâre edilen bu parti iktidarının, o dönemde, 'bayrak, vatan, millet' diyen milliyetçilere yaptığı sürgünlerin ve mânevî baskıların da hiçbir zaman unutulması mümkün değildir.
Sâdece bu mu? Bizzat, dönemin Başbakanı Ecevit, "Ne Amerika, ne Rusya, ne Çin, her şey Türklük için!" diye haykıranları, "faşistlik" ile suçlamaktan geri durmamıştır.
Şu ânda; takriben on üç senedir hükûmette olan Adalet ve Kalkınma Partisi'nin, 'milliyetçi'liği kabul etmemesi bir yana, bizzat, (eski) Genel Başkanı tarafından meydanlarda söylenen: "Biz, her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız" sözleri, târihî bakışla, yukarıda verdiğimiz örneklere ters bir yapının mahsulü olduğu zihinlere kazınmıştır.
Çünkü; 12 Eylül 2010 tarihinde halk oyuna sunularak kabul edilen Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 2. Maddesi'nde "milliyetçilik"in, ' olunması gereken" bir vasıf' olduğu yazılıdır.
Milliyetçi Hareket Partisi'nin ise, "9 Işık" adı verilen ilkelerinin birincisi “Milliyetçilik"tir. Diğerleri, sırayla şöyledir: Ülkücülük, Ahlâkçılık, İlimcilik, Toplumculuk, Köycülük, Hürriyetçilik ve Şahsiyetçilik, Endüstricilik ve Teknikçilik.
Bu câmianın fikir öncülerinden Galip Erdem, milliyetçilik hususunda şöyle der: "Türk milliyetçiliği, ırkçılık temeline dayanan bir dünya görüşü değildir. Başlıca; dil, tarih ve kültür anlayışına bağlıdır. Yalnız böyle bir hükümden, milletimizin meydana geliş çağındaki ırki mayamızı ve hele, soy birliğini küçümsediğimiz bir mânâ asla çıkartılmamalıdır."

Bir başka husus da: "Biz, her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almış bir iktidarız " zihniyetinin, Necip Fâzıl'ın şu tespitleri karşısında ne diyeceği de merak konusudur:
“İslâm inkılâbında milliyet görüşü, kendisini sahte milliyetçiliklerin tersine zarf değil mazruf, kap değil muhteva, madde değil ruh, mekân değil zaman işi telâkki eder.
İslâm inkılâbında milliyet görüşü, Türk'ü fırlak kemikler, çekik gözler, dar alınlar ve kirpi saçlar kadrosunda, yâni hor ve kaba madde plânında aramaz."
"İslâm inkılâbında milliyet görüşü, her şeyi ana ruh vâhidine bağladıktan sonra, o ruh vâhidini en iyi aksettiren yâhut en iyi aksettirmeye memur olan zarf, kalıp ve madde ölçüsü olarak da (dâimâ bu kayıt altında) kendi ırkını mecnuncasına sever.
İşte Gaye-İnsan ve Ufuk Peygamberin "Kişi kavmini sevdiği için suçlandırılamaz!" meâlindeki muazzam Hadîsinde, dışarıdan ve ilk bakışta o kadar kolay sanılan nâmütenahî derin mânaya bir yol; ve hudut içinde hudutsuz milliyetçiliğe bir işaret!.."
“Hudut içinde hudutsuz milliyetçilik"; Kerkük'ten, Azerbaycan'dan Çin Seddi'ne, Üsküp'ten Avrupa ortalarına, Bakü'ye, Urumçi'ye...en az beşbin senelik târihe sâhip bir milletin hasretinin cihanşümûl mevkiye ulaşmasının hedefidir.
Kendisini, "Seyyid" yâni Peygamber Efendimiz'in soyundan "Arap" olarak takdîm eden mütefekkir S. Ahmet Arvasî, acaba, niçin Türk milliyetçisi olmakla iftihar etmektedir? Düşünmek lâzımdır!..

Arvasî şöyle diyor: "Ben, İslâm îmân ve ahlâkına göre yaşamayı en büyük saadet bilen, Türk milletini iki cihânda da azîz ve mesut görmek isteyen ve böylece İslâm'ı gaye edinen Türk milliyetçiliği şuûruna sahibim. Benim milliyetçilik anlayışımda asla ırkçılığa, bölgeciliğe ve dar kavmiyet şuûruna yer yoktur. İster azınlıklardan gelsin, isterse, çoğunluktan gelsin her türlü ırkçılığa karşıyım. Bunun yanında Şanlı Peygamberimizin "Kişi kavmini sevmekle suçlandırılamaz. Kavminin efendisi, kavmine hizmet edendir. Vatan sevgisi imandandır." tarzında ortaya koydukları yüce prensiplere bağlıyım.
(...) İnanıyorum ki, hem Türk hem Müslüman olmak hem de muasır dünyaya öncülük etmek mümkündür. Ecdadımız bütün tarihleri boyunca bunu denediler ve başarılı oldular. O hâlde bizler niye tarihî misyonumuzu yerine getirmeyelim?
(...) Kesin olarak îmân etmişimdir ki, Müslüman Türk milleti ve onun devleti güçlü ise, İslâm dünyası da güçlüdür. Aksi bir durum varsa, bütün Türk dünyası ile birlikte İslâm dünyası da sömürülmektedir."
Başında bulunduğu devlete, Türk devleti ve onu teşkil eden ve kuran millete Türk milleti demeyen idârecilerin bulunduğu zamanda, S. Ahmet Arvasî'nin temennilerini takdirle ve alkışla karşılamamızın yanında, tatbik de etmeliyiz.”

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 3 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400