yeni film yeni film porno

DONAMİÇ YOLCULARI


Bu makale 2016-06-02 23:39:53 eklenmiş ve 474 kez görüntülenmiştir.
Hasan AKAR

Her güzellik bir tanışma ile başlar. Biz de Tokat' ta eğitimci arkadaşımız Mehmet Akça vasıtasıyla bu güzel toprakların ruhuyla yetişmiş değerli bir akademisyen GOP Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard Doç. Dr. Selçuk Çetin'le tanışma fırsatı bulduk.
Ve bizleri Şukufe Nihal'in yüreğinde karelenen milli araştırma ruhu gibi Domaniç Belediye Başkanı Sahvet Öztürk'ün resmi daveti neticesi önemli kültür buluşmasına vesile kıldı.
Türk Edebiyatının mümtaz şahsiyetlerinden Şukufe Nihal'i rahmetle anarken Domaniç Kaymakamı Bünyamin KARALOĞLU'na, Belediye Başkanımız sayın Sahvet Öztürk 'e Kayı Boyu Donamiç Kültür Derneği Başkanı Muharrem Tunç'a, Tokat GOP Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr Selçuk Çetin'e, Gazeteci Tahir Turan'a, Alpaslan Turan'a ve Arkeolog Nil Bal'a ve diğer emeği geçenlere en kalbi teşekkürlerimi sunuyorum.
Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği ve İLESAM Tokat İl Temsilciliği olarak alınan randevular üzerine Domaniç Kaymakamı Bünyamin Karaloğlu, Domaniç Belediye Başkanı Sahvet Öztürk ve Kayı Boyu Domaniç Kültür Derneği Başkanı Muharrem Tunç'u makamlarında ziyaret ettik.
Etkinlikler 20 Mayıs Cuma günü akşam Eskişehir Kültür Derneği Mehteran Takımının tarihe derin bir yolculuk yaptıran konseri ile başladı. Hükümet meydanını protokol ve halk hınça hınç doldurmuştu. Aynı akşam Belediye Konferans Salonu'nda “Domaniç Tarih ve Kültürüne Bakış “ konulu panel gerçekleştirildi. Programın başlangıcında Domaniç Belediye Başkanı Sahvet Öztürk ve Tokat Şairler ve Yazarlar Derneği Başkanı Remzi Zengin kültür buluşmaları ile ilgili birer konuşma yaptılar. Panelin başkanlığını GOP Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard.Doç.Dr.Selçuk Çetin yaparken, GOP Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr Alpaslan Demir(Domaniç ve Çevresi Tarihi),Araştırmacı -Yazar İsmail Kartal (Hayme Ana'nın Tarihimizdeki Yeri), Araştırmacı -Yazar M.Necati Güneş (Anadolu'nun Türkleşmesi) ve bendeniz (Domaniç Yolcuları, Bir Roman, Bir Film) konularıyla  panelist olarak katıldık. Ayrıca proğram öncesinde Afyonkarahisar Kocatepe Üniversitesi Devlet Konservatuarı öğrencileri Recep Sav ve Burak Kondu, Türk Halk Müziğinden,”Onbeşliler'den, Kütahya'nın Pınarlarına  “ minik bir konser verirken Tokat Şairler ve Yazarlar Derneğinden, Şair Rasim Yılmaz kahramanlık şiirlerinden örnekler sundu.
Biz gelelim panelde konum olan, ”Domaniç Yolcuları, Bir Roman, Bir Film”e:
Değerli hocam Selçuk Bey'in bana hediye ettiği Şukufe Nihal'in 1946 yılı orijinal basımı ”DOMANİÇ DAĞLARININ YOLCUSU “ kitabını üç kez okudum.
Esere geçmeden önce bana göre bu kıymetli gezi notu, roman diyebileceğimiz ürünün sahibi Şukufe Nihal'in kısaca hayatına göz atmak gerekir.
Yazar 1896 yılında İstanbul'da doğmuştur. Dedesi sultan V. Murat 'ın doktoru Emin Paşa, babası Miralay Ahmet Abdullah Bey eczacıdır. Annesi Nazire Hanım yine köklü bir ailenin kızıdır.
Babasının görevi nedeniyle hayatının önemli bir bölümü Şam, Manastır Beyrut ve Selanik'te geçirmiştir. Yazar, İstanbul Darülfünun'dan mezun olan ilk kadındır. 1912 yılında Mithat Sadullah Sander'le evlenmiş ondan Necdet adını verdikleri bir oğlu olmuştur. İkinci evliliğini ise Ahmet Hamdi Başar'la yapmış ondan da kızı Günay olmuştur.
Onu asıl ünlendiren savaş yıllarında Milli Mücadele Hukuk Cemiyetlerinin kurucuları arasında yer alması ve İzmir'in işgali üzerine Halide Edip Adıvar'la birlikte Fatih ve Sultanahmet Mitinglerine katılarak ateşli bir nutuk vermesidir.
Şukufe Nihal, Cumhuriyetin ilanından sonra da kadın haklarının en hareketli savunucusu olmuş, Türk Kadınlar Birliğini kurmuştur.1923 ten sonra kurulan Kadınlar Halk Fırkasının bir müddet genel sekreterliğini yapmıştır.1953 yılına kadar İstanbul' da değişik bölgesinde öğretmenlik yapmış, özellikle ruhunda biriktirdiği milli duygularını hikâye ve romanlarında yansıtmıştır. Domaniç'e bu duygulanın ışığında 1944 ya da 1945 Haziranında gelmiştir.
Yazar, 1962 yılında bir trafik kazasına uğramış, sol bacağı sakatlanmıştır. 1965 yılında dostları tarafından Bakırköy'de bir huzurevine yerleştirilmiştir. Burada iken kızının doğum sırasında vefatı, oğlunun ve dostlarının zamanla vefasızlığı onu çok üzmüş hayata küserek konuşmamayı tercih eden Şukufe Nihal 1973' de aramızdan ayrılmıştır.
Domaniç Yolcularına gelince;
Şukufe Nihal'in çeşitli gazete ve dergilerde çıktığı yurt gezilerindeki izlenimlerini aktardığı bir gezi yazısı ya da onu besleyen diğer unsurlarla bir roman diyebileceğimiz 1946 yılında yayınlanan bir eserdir. Konu olarak Kurtuluş Savaşı'nda işgale uğrayan bu aziz vatan topraklarında oğlunun bir jandarma onbaşı vasıtasıyla Yunanlılara haber aktarma konusunda işbirliği –casusluk-yaptığını öğrenen bir ananın oğlunu vurması işlenmektedir.
Yazar, hem olayın aslını öğrenmek hem de bu ananın izini bulabilmek için resmi makamlardan izin ve yardım alarak İnegöl'de konaklamış bir yaylı arabasıyla Domaniç'e kadar gelmiştir.
Lakin bir türlü kaybetmek istemediği bu araştırma ruhunu bir rüya ile ancak mutlu kılarak kendini tatmin etmeye çalışmıştır. Zira bütün mücadelelerine rağmen aradığı bulgulara ulaşamamıştır. Bunun ötesinde dağlar arasında kalmış bir kasabanın tabii güzelliklerini, Domaniç halkının, güzel ruhunu, unutulmuş bu toprakları İnegöl'ün yönetici ve eşrafıyla bütünleştirerek eserinde mükemmel bir şekilde tanıtmayı başarmıştır.
Tabi ki eserde verilen asıl mesaj Türk kadınının vatan, bayrak, din gibi konularda üzerine düşeni zamanı gelince acı da olsa mutlaka gerçekleştirmesidir.
Ona bu çalışmada en büyük desteği 1942-1945 yılları arasında Bursa Valiliği görevini yürüten Mehmet Fazıl GÜLEÇ'tir. Diğer bir şahsiyet de dokuz yıl o topraklarda görev yapan İnegöl Kaymakamı Remzi EMİROĞLU'dur.
İlk kez 1946 yılında İstanbul Gavsi Ozansoy Basımevi'nde yayın hayatına giren “Domaniç Dağlarının Yolcusu” eserinin alt parantezinde “Bir Yurt Gezisi” ibaresi bulunmaktadır.85 sahifeden ibaret eser daha sonraki yıllarda değişik ebat ve sahifelerle roman türünde yayınlanmıştır. Kapakta Domaniç'in tabi güzelliklerini sembolize eden çam ağaçları, yüksek dağlar ve kağnı arkasında bir  kasaba kadınıyla Hayme Ana yansıtılmıştır.
Eserde adı geçen İnegöl Kaymakamı Remzi Bey, konakladığı otelin sahibi Ferhat Ağa ve ailesi, Reji Müdürü Bay Nizamettin ve ailesinin tasvirleri, misafirperverlikleri ve halka olan sıcak yaklaşımları oldukça zengin motiflerle işlenmiştir. Yazar eserinde  kadınların eğitim ve çalışmasının öneminden, yanlış evliliklerin doğurduğu sonuçlardan bahsederken çözüm yollarını da ortaya koyar. Eser, sıradan bir anı-gezi değerlendirmesinin ötesinde kadın duyarlılığını ortaya koyar. Elbette bunda Şukufe Nihal'in, gazeteci kimliği ile birlikte dönemin sayılan bir şairi olmasının da büyük payı vardır. İşte eserden Domaniç kadınını tanıtan önemli bir tasvir:
“Ey Domaniç kadını, nerede yaşayıp nerede öldüğünü hâlâ öğrenemediğim büyük kadın! Sende bunlardan biriydin. İnsanların yüzünü kızartan, çirkinlikten vicdan azaplarından uzak ömrün şöyle bir yeşil tarlanın ömrüne karışarak yaşadın. Şu bir avuç toprağından başka bir köşesini tanımadığın; bir kuru ekmeğinden, bir avuç bulgurundan başka nimetini tatmadığın vatan uğruna ne sonsuz azaplar çektin. Bir tanecik yavrunu elinle yerlere serdin.” Onu kandıranlar kabahatli !” demedin. Affetmedin.
Çünkü vatan senin gözünde en kutlu bir değerdi. O tertemiz dağlar başında, tertemiz duygularla geçen hayatın, her sevgiden, üstün olarak, yalnız vatan, millet sevgisi tanımıştı.”
Yazar, yöre halkının kültürünü yansıtan tasvirler arasına utangaç Domaniç kadınından, yüzlerini saklayarak güç bela dinlediği manileri de eserine özenle koymuş.
Bahçelerde kereste
Kuş besledim kafeste
Yârim ölmüş diyorlar
Eriştim son nefeste.

Karşıda çamlar telleşir
Yel estikçe sallansın
Yolla bir yârim selam
Gönül bari eğlensin.

Ve Şukufe Nihal 'in eserinin son bölümünde yansıttığı rüya dolu duygular.
“Bir rüya içindeyim. Nereye gidiyorum bu yerlere nasıl geldim?
Bir  yıkık duvardan girdik gittik dört yanımı ağaçlar sardı sağdan soldan köpekler havladı. Uzak bir su çağıltısı. Lacivert gökte bembeyaz bir ay. Ağaçların ötesinde dağınık bir kandil ışığı …İhtiyar adımlarına uymuş, dizlerime kadar çıkan otlara batarak ürpere ürpere nefes bile almadan yürüyorum. İhtiyar seslendi:                                       
-Habbe kadın, Habbe[Habibe] kadın !
Allah'ın göklerinden tanımadığımız bir ses sanki başka dünyalardan bir nağme geldi:
-Buradayım!
-Buradayım!
Bu ses yanık mı acıklı mı, mesut mu, yakın mı uzak mı ? Bilmiyorum. Yalnız birdenbire hiç tanımadığım bu ürperten nağme içinde sonsuz bir cezbeye, korkuya düştüm.

Sonra, iki kollarıma iki melek kanadı takılmış gibi birbirine  bir saniye  için  kendimi onun karşısında buldum. Sarmaşıklı kır çiçekleriyle örtülü bir duvar önün de bembeyaz bir hayal…
 Lakin bu ne? ben yetmişlik bir ihtiyar görmeye hazırlanırken yirmi yaşlarında gözleri kamaştıracak kadar güzel, nurdan dökülmüş bir kadın hayali görüyorum. Acaba bu, o değil mi ?
Genç güzel hayal bana süzülerek yavaş bir sesle; hayır beste ile:
-Geleceğini beni arayacağını biliyordum. Seni bekliyordum. Dedi.
Kollarını açtı. Yeryüzünde eşini tanımadığım bir saadetle atıldım.
 Saadet elle tutulur mu?
Başım bir boşluğa düştü. Domaniç'in hayal kadını bir anda uçtu gitti. Bağrımda Bir sızı duydum Bu ne acı kırılış. Hangi muzip kuvvet rüyalarıma girerek beni bir böyle oyaladı aldattı?
Ne olur saadet hakikat olsaydı?”
Evet, Şukufe Nihal bu derin duygularla amacına ulaşamadığını apaçık bir şekilde ortaya koymakta, hayıflanmaktadır. Umutlarla geldiği Domaniç Dağlarında aradığı o kadını bulamadan ama Domaniç Kadınını tanıyarak yine de mutlu dönecektir.
***
VE BİR FİLM :
DOMANİÇ DAĞLARI YOLCUSU (UNUTULAN SIR)
Senaryosu Necdet Saner, Senaristi Şukufe Nihal Başar tarafından yazılan filmin yönetmenliğini Şakir SIRMALI (1914-2004), yapımını ise Ertuğrul Tokdemir üstlendi.1946 yapımı film 16 Nisan 1948 tarihinde vizyona girdi.
Müziği Muhittin Sadak, Sadi Işılay tarafından yapılan filmin görüntü yönetmeni Kriton İlyadis'tir. Dram türündeki film Türk Sinema Cemiyeti tarafından 1948 yılında yapılan yarışmada “En İyi Film  Ödülü” almaya hak kazandı. Aynı cemiyet özgün müzik dalında da filmi ödüllendirdi.
Oyuncular arasında dönemin popüler oyuncularından Türkan Pasiner, Settar  Hörmükçü (1916-1957), Hazım Hörmükçü (1898-1944),Sami Ayanoğlu (1913-1971),Orhan Elmas (1927-2002), Behzat Budak (1891-1963), İbrahim Delineniz (1901-1985), Aziz Basmacı (1912-1978), Zeki Alpan (1908-1992), Orhan Boran (1928-2012), Lusi Karakaş, Reşit Gürzap (1912-1990), Talat Ertemel (1913-1957), Reşit Baran (1910-1963), Müfit Kiper (1912-1974), Necdet Hahfi Ayral (1908-2004), Mürüvvet Ağlatan, Servet Cengiz rol aldılar.
Bu filmin şimdi peşine düştük, bulabilmek için bu konuda çalışmalarımıza devam ediyoruz. Domaniç halkına filmi seyrettirme ve kent arşivine kazandırma umudumuz devam ediyor.
Domaniç'ten ekip olarak çok mutlu döndük Tokat'a. İlk defa Domaniç'te yapılan bu bilimsel ve görsel etkinlikler nüfusu küçük ama yüreği büyük derin bir tarih ve kültüre sahip Domaniç'in geleceği için verimli olmuştur. Bu zenginliğine rağmen bilinmeyenlerin, unutulanların yeniden gün yüzüne çıkarılması gördüğümüz kadar mülki ve mahalli yöneticiler kadar Domaniç halkını da mutlu kılmıştır.
Hayırla düşünülen ve programlanan her güzel etkinliğin arkasında da hayırlı kişiler, sessiz, mütevazı kahramanlar vardır. Gördük ki bunlardan biri de o topraklarda doğan, memleketine ve tarihine vefayı bilen, Tokat'ta doyan GOP Üniversitesi Öğretim Üyesi Yard.Doç.Dr.Selçuk Çetin Hocamızdır. Üzerine aldığı görevini resmi makamlarla, mahalli yönetimlerle, sivil toplum örgütleriyle ve can siparene çalışan değerli ekibiyle başarıyla tamamlamıştır.
Bir kez daha  teşekkürler Tokat'la Domaniç arasında bir gönül ve kültür köprüsü kuran Domaniç'e, Anadolu misafirververliğinin en güzelini bizlere yaşatan Domaniç Kaymakamı Bünyamin Karaloğlu'na, Domaniç Belediye Başkanı Sahvet Öztürk'e. Selçuk Çetin Hocama, Kayı Boyu Domaniç Kültür Derneği Başkanı Muharrem Tunç  ve yönetim kurulu üyelerine, Gazeteci Tahir Turan, Alpaslan Turan'a, Eskişehir Kültür Derneği Mehteran Takımı Başkanı İsa Canseven'e, Domaniç Kültür evi mensuplarına, Arkeolog Nil Bal'a, bizleri yalnız bırakmayan Adnan Çetin Ailesine ve etkinliklerin gizli kahramanlara bir kez daha teşekkürler.

Yazımızı, Şair Rasim Yılmaz kardeşimizin Domaniç'le ilgili duygularını yansıttığı bir dörtlükle bitirelim:
“Yüzünde bir tebessüm, tarihin izi kalmış,
Kayı'nın ormanları meydan okur zamana.
Selçuklu'dan bu yana dört tarafa nam salmış,
Hayme Ana Ertuğrul damga vurur her âna.”

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400