porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

İSTANBUL’UN FETHİNİN 563. YIL DÖNÜMÜ ARİFESİNDE ATATÜRK DÜŞMANLIĞI YAPMAK NİYE?


Bu makale 2016-06-02 23:56:49 eklenmiş ve 368 kez görüntülenmiştir.
Yusuf UÇAR

Biz millet olarak bir şey yaparken öbürünü yıkmayı veya geçmişi kötüleyip yeni yapılacakları övmeyi çok severiz. Bu eskiden gelen bir alışkanlıktır.17 devlet kurmuş ve hepsini de kendimiz yıkmış bir milletiz.
Son günlerde özellikle bir Osmanlı hayranlığı ve Cumhuriyet düşmanlığı basında almış başını gidiyor. Bunu yapanlar ölçüyü fazla kaçırıyorlar. Cumhuriyeti kötüleyenler bunun yanında intikam alırcasına Atatürk'ü ve başka bir gurupta Osmanlı'yı kötüleyip tarihini inkâr ediyor. Bu bölücülük nereye kadar… Müşterekte birleşme varken ayrıştırma ve inkâr etme neyin nesi!
İstanbul'un fethi sırasında Bizans'ta meleklerin erkek mi (?) dişi mi (?) olduğunu tartışıyorlardı. Avrupa bu karanlık orta çağı yaşarken Türkler bilim ve fenin bütün nimetlerinden faydalanıyordu. İşte Fatih Sultan Mehmet bu orta çağ karanlığını yıkıp bilim ve fenin hakim olduğu yeniçağın başlamasını sağlayan büyük tarihi fethi gerçekleştirdi. Bu fetih olayı Peygamberimizin övgülerine mazhar olmuş yüce bir milletin muzafferiyetidir.
624 yıllık ve 24 milyon kilometre kareye sahip koca Osmanlı İmparatorluğu yıkılmış ve küllerinden milletin ismiyle 800 bin kilometre karelik yeni Türkiye Cumhuriyeti devleti kurulmuştur. Bu kuruluş; Türk Milletinin her zaman var olduğu gibi bu günde var olacağını, 'öldü' dedikleri zaman ayağa kalkıp yeniden dirileceğini göstermesi bakımdan çok önemlidir.
İstanbul'un fethini gerçekleştiren ve çağ açıp çağ kapatan Fatih Sultan Mehmet ile Osmanlının küllerinden yeni bir Türkiye Cumhuriyeti kuran Mustafa Kemal Atatürk'te bu milletin fertleri değil midir? Bunları kötülemek ve kabul etmemek bize ne kazandırır?
Osmanlı'nın küllerinden yeni bir cumhuriyet kuran iki ayyaş ve dinsiz diye karalanmak istenen Atatürk için bakın tarih ne diyor?
1913'te Balkan Savaşının alanlarını gezen İngiliz Generali Henry Wilson, İstanbul'da Enver ve Cemal Paşalarla tanışır. Üzerinde bu paşaların en ufak yetenekli birer asker tesiri bırakmadığını düşünür.1938 yılında Times gazetesinde çıkan bir makaleye göre, bu General kendi Genelkurmayına verdiği raporda şöyle der: “Yalnız bir subay onlardan ayrılıyordu. Mustafa Kemal diye biri var. Genç bir Kurmay Binbaşı… Ona dikkat edin…”
24 Nisan 1920'de Türkiye Büyük Millet Meclisinin birinci ilk gizli celsesinde, Suriye Kralı Faysal hakkında bilgi veren Atatürk, İngilizlerin Suriye'yi Fransızlara terk ettikten sonra, onu Irak'a taşıdıklarını ve 22 ay sonra Arap devletinin parçalandığını vurguluyor ve tarihi sözlerine şöyle devam ediyor:
“Kral Faysal, (biz yanlış yaptık siz ise bir milli mücadele veriyorsunuz bu hatamızı giderelim, bizi milli mücadelenize alın bizde gerçek istikrara kavuşalım)şeklinde mektup yazıyor.”
Atatürk'ün verdiği cevap ise her şeyi açıklıyor.
“Hayır, biz bir milli mücadele veriyoruz yeknesak bir devlet kuracağız siz de Arap milliyeti içinde mücadelenizi verecek şekilde örgütlenin ve ondan sonra süpranasyonal milliyet üstü bir devlet olabilir, bir federasyon veya konfederasyon halinde bir araya gelebiliriz.”
Tarihi bir örnek olarak, Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra Suriye'de manda yönetimi kuran Fransa'nın, ülkeyi, bağımsızlığa kavuştuğu 1946'ya kadar, Nusayri, Dürzî, Şam ve Halep olmak üzere 4 parçaya bölerek yönettiğini de dikkate almak gerekmektedir. Bu gün ise kurulmuş devlet; Şii, Sünni ve Kürdistan olmak üzere üçe veya daha fazla etnik guruba bölmek istiyorlar. Biz de bunu eş başkanlığını yapıyoruz.
Ord.Prof.Suheyl Ünver Hoca çok yerinde bir yorumla şöyle diyor:
“Şu çok açık bir gerçektir ki; büyük adamları, her insanda bulunabilen kusurları asla küçültmez. Bizce büyük adamların kusurları değil, kemalleri ortaya konur. Bundan gafil gibi davranmalara bu ruh haletlerinin bozukluğundan dolayı acınır.
ABD'li tarih hocası Harold Lamp'ın şu sözünü hatırlamak lazım: “Kanuni öyle büyük bir padişah ki hatalarını bir, iki, üç diye sayabiliyor fakat hizmet ve faziletlerini sayamıyorsunuz.”
Agah Oktay Güner'in dediği gibi, “Bu günün Türkiye'si Mustafa Kemal'in deha çapındaki eğitim, kültür ve ekonomi politikalarını ürünüdür. Büyük taarruz öncesi Ulukışla'da süngü imal eden bir tek usta vardır. Ne yazık ki Ulukışla'daki bu tablo yurdun bütün köşelerinde geçerlidir. Ama bu gün 75 milyon nüfusu besleyen ve 150 milyar dolar ihracat yapan bir Türkiye var. Milli kahramanlara gereken saygıyı göstermeliyiz. Vatan büyük evlatlarının sırtında yükselir.”
Bu gün Atatürk'ün heykellerine benzin döküp yakanların PKK'dan ne farkı var. Kendi geleceklerini karattıklarını ne zaman anlayacaklar?
Orta Doğu'nun-her türlü ihanetine rağmen- tek ışığı Türkiye'dir. Bunu Atatürk'e borçluyuz.
Osmanlı da bizim, Türkiye Cumhuriyeti de bizim. Fatih de bizim, Atatürk de bizimdir.
İçimizdeki ihanetlere ve yakınımızdaki olaylara baktığımızda; görülüyor ki tarih, hem de Türkiye'ye büyük zararlar verecek şekilde tekrarlanıyor. Bizde bu yangına körükle gitmeyelim.
Eğer bir problem varsa birlikte çözelim.Menfaatlerimiz birdir.Başka ülkelerde aramayalım.Türk'ün Türk'ten başka dostu yoktur.Çevremizde olup biteni net görüyoruz.

Biz, birbirimizi sevmeye, birbirimizle iyi geçinmeye mecburuz. Farklılıkları kaşımadan aynı hamurdan yoğrulduğumuzu unutmadan hep beraber birlik için haykırmalıyız.
Vatan öyle kolay kurulmadı. Bakın her gün şehit cenazeleri geliyor. Kimin için?
( supranasyonal: Uluslarüstü; ulusları bağlayan ve onların da üzerinde olan.)

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400