porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

MARMARİS VE RODOS ADASI İZLENİMLERİ -I-


Bu makale 2016-06-14 00:06:40 eklenmiş ve 310 kez görüntülenmiştir.
Yusuf UÇAR

Tokat Öğretmen Okulu Mezunları her yıl periyodik olarak değişik yerlerde gezi programları yapıyor. Bu yılda Marmaris ve Rodos adası gezi programı vardı. Bu geziler iyi de oluyor. Yılın yorgunluğunu üzerinizden atıyorsunuz. 40 yıldır görüşemediğiniz arkadaşlarınızla buluşup hasret gideriyorsunuz. Ve bu vesileyle de değişik mekânları görüp oralarla ilgili bilgiler ediniyorsunuz.
Eşimin kontenjanından bende katılıyorum bu gezilere… Onun öğretmen arkadaşlarının çoğunu tanıdığım için yabancılık çekmiyorum.Gezi18 Saatlik karayolu yolculuğu ile başladı. Verdiği yorgunluk unutulacak gibi olmasa da gördüğümüz değişik mekânlar, yeni arkadaşlar ve birbirini 30–40 yıldır hiç görmemiş olanların hasret gidermeleri bizim yorgunluğumuzu unutturdu.
Uyuklamayı fazla sevmem. Yolculuğu genellikle kitap okuyarak geçiririm. Yolculuğum aldığım gazeteleri ve Mete Kahraman'ın 'Dünya Tarihinden İlginç Hikâye ve Anekdotlar' adlı kitabını okumakla geçti.
Yolculuk süresinde gördüğüm yerler bana ülkemizin çok güzel ve her köşesinde farklı bitki örtüsü ve farklı iklim kuşağı olması nedeniyle cennet gibi geldi. Tokat, Çorum illerinde buğdaylar yeşil başaklarıyla tarlaları süslerken Aydın ve Muğla illeri tarlalarında sararmış başaklar. Her yer sapsarı yaz ortası gibi, harman zamanı… Geçtiğimiz yerler gök kuşağı renkleriyle bezenmiş; yeşiliyle, sarısıyla, moruyla ve iklimiyle güzel bir görüntü içinde adeta bize gülümser gibiydi…
Bir ara yarı uykulu ve yarı uyanıkken arabamız bir otogarda durdu. O ara gözümü açtığımda dev kuleler ve Irak savaşında gördüğümüz bombaların patlattığı petrol rafinelerinden çıkan ve gökyüzünü bir sis bulutu gibi saran siyah renkli dumanlara benzer beyaz örtü, geniş bir alanda gökyüzüne doğru yükseliyordu. Şoföre sordum, “Bura neresi?” Şoför, “Muğla-Yatağan “dedi. Arabadan iner inmez de hemen o beyaz dumanın kokusunu burnunuz ve ciğerlerinizde hissediyorsunuz. O an orada yaşayan insanları ve çevreyi düşündüm. Buna nasıl katlanıyor Yatağan halkı? Biz birkaç dakika kalmakla hissettik o pis kokuyu… O insanlar bir ömür boyu buna nasıl dayanıyorlar?
Maraş-Elbistan'daki termik santralin çevreye verdiği zararın aynısı Yatağan'da da görülüyor. Bunların sonucunda; İzmir'de, Sinop'ta ve Mersin'de yapılacak olan nükleer santrallere ve İzmir çevresinde zeytin ağaçlarını kesip termik santrali yapmak isteyenlere, Artvin-madende siyanürlü altın çıkarmaya çalışan Cengiz İnşaat'a, Rize'de çevreyi tarumar edecek olan HES'e karşı mücadele eden insanlara Yatağan'ı gördükten sonra hak verdim.
İnsanoğlu doğa ile iyi mücadele ediyor. Dağlar Akdeniz'e paralel ve geçit vermeyen dik yamaçlı yeşil bitki örtüsü ile sarılmış. Ferhat'ın kayaları oyarak su getirdiği Amasya gibi,geçit vermeyen dağları aşarak ulaşmış Marmaris'e insanoğlu… Yılan gibi kıvrılmış virajlı dik yolları ve kayaların üzerini bir perde gibi örten çam ağaçları ve Akdeniz'e has iğne yapraklı bitki örtüsü ile yolları iki taraftan örten ve yolculara sanki “Hoş geldiniz Marmaris'e.”diye gülümseyen bir görüntü veriyor adeta…
18 saatlik yolculuktan sonra nihayet sabah saat 11.00'de Marmaris otogarına varıyoruz. Otobüsten iner inmez Tokat'ta hekimlik yapmış olan hemşerimiz merhum Dr. Maksut Tor'un kardeşi Fikret Bey bizi karşılıyor. Arabadan inen 21 yolcunun hepsi de sonradan öğreniyor ki Tokat Öğretmen Okulundan mezun olmuş…5 dakikalık hoşbeşten sonra aynı arabaya binip kalacağımız otele gidiyoruz.
Kaldığımız otel 4.yıldızlı denize sıfır konumda ve iki bölümden ibaret… Birinci bölüm caddenin solunda denize bakıyor ve diğer bölüm de caddenin sağında yer alıyor.154 kişilik öğretmen okulu mezunu bir grup… Yıllardır birbirini hiç görmemiş, saçı sakalı ağarmış, yanaklarına benekler düşmüş ve yaşlılığın emareleri belirmiş, kimisi zayıf-kimi şişman; kimisi de ağır- aksak yürümeye çalışan ve 40–50 yılın verdiği ağır yükü altında ezilip bükülmüş beline ve fiziki görüntüsüne aldırmadan sarmaş-dolaş olup hasret gidermeye çalışıyorlar. Hüzünlü bir buluşma… Ağlama-sevinç ve gözyaşı hepsi bir arada… Onları gördükçe insan duygulu anlar yaşıyor. Duygulanmak ve hüzünlenmek elde değil… Görmek ve yaşamak lazımdır. Aynı manzaraları akşam otelin salonunda yapılan anılar ve öğrencilik yıllarımız adlı programda yaşanıyor.
Akşam yapılan anılar ve öğrencilik yıllarımız programında, Günbatılı tekstilin vermiş olduğu bir ucunda TÖO arması ve diğer ucunda ayyıldızlı Türk Bayrağının olduğu fular verildi. “Yarın 19 Mayıs Gençlik, Spor ve Atatürk'ü Anma bayramı, hep beraber bayrama katılacağız” denildi.
Sabah saat 9.00'da 150 öğretmen arkadaş otelin önündeki caddede dörder gurup halinde Öğretmen Marşını söyleyerek tören alanına kadar yürüdük. İster inanın ve ister inanmayın yürüyüş sırasında halk öyle ilgi gösteriyor ve öyle alkışlıyorlardı ki ve bizimle beraber yürüyen ve eşlik eden Marmarislilerin o heyacanını görmek lazımdı. Marmaris halkı böyle düzenli yürüyen ve hep bir ağızdan aynı tempo ile söylenen ve belki de ilk defa duydukları bir marşı dinlemenin verdiği zevkle alkışlıyorlardı.
Tören alanına vardığımızda gördüğümüz manzara bizi çok üzmüştü.3–5 kişilik protokol gurubu ve deniz kuvvetleri bando takımı ve zabıtalar… O kadar. Sadece saygı duruşu ve istiklal marşı ile beraber çelenk koyma olayı ve o da alalade.
Çok az sayıda okul öğrencisi vardı, gençlik hiç yoktu. Bayram Gençlik Bayramı değil miydi. Hani her il ve ilçede gençlik merkezleri kurulmuştu… Onların görevi neydi? Milli bayramlar bilinçli olarak unutturuluyor muydu? Neden?
Tören alanında bizden başkası yoktu desem yalan olmazdı.150 öğretmen arkadaş istiklal marşını hep bir ağızdan öyle söylemiş ki bandonun sesi bizim yanımızda duyulmaz olmuş. İstiklal marşını söyledikten sonra öyle bir alkış tufanı koptu ki. Bunlar kim diye soranlar oldu.
Tören bitince yürüyüş kolunu hiç bozmadan ana caddede Dağ Başını Duman Almış, Öğretmen Marşı ve 10.yıl marşını söyleyerek devam ettik. Tabii ki Polis engeliyle karşılaştık. Polisler kibarca buradan ileri gitmeyin yasak denildi. Bizde kurala uyduk Büyük bir havuzun olduğu 19 Mayıs Gençlik Meydanına gelmiştik. Orada dinlendik, resimler çekildi. Bizi durduran polisler geldi ve bizimle resimler çektirdiler.
Otele geldiğimizde bize, “Akşam fener alayına katılacağız. Belediye araçları gelecek. Herkes yemekten sonra saat 9'da otelin önünde hazır olsun.”denildi. Ne gelen oldu ve nede giden oldu. Söylene göre Milletvekilimiz Sayın Kadim Durmaz, CHP'li olduğu için Belediye Başkanını aramış.”Gereken ilgiyi gösterin” diye. Duyarsız olduktan sonra hangi partili olursa olsun fark etmez. Yeri geldiğinde mangalda kül bırakmazlar. Bayramlar hepimizin bayramı.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400