porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

AZERBAYCAN’DA ŞİİR GÜNLERİ


Bu makale 2016-06-14 00:58:04 eklenmiş ve 906 kez görüntülenmiştir.
Mahmut HASGÜL

Türkiye İlim ve Sanat Eseri Sahipleri Meslek Birliği (İLESAM) Azerbaycan'la ilişkilere ayrı bir önem veriyor. Geçtiğimiz yıllarda üst üste etkinliklerle iki ülke arasında gönül, dil ve kültür köprüleri kuruldu. İki ülkenin şairleri ve bestekârları arasında yapılan protokolle gerçekleşen “Mahnıdan Şarkıya” etkinlikleriyle iki ülkeye üst düzey programlar kazandırdı. Son olarak da Azerbaycan Yazıçılar Birliği Başkanı büyük usta Anar ve Azerbaycan'ın edebiyatının parlayan yıldızı Pervin Nuraliyeva'nın kitaplarına Ankara'da tanıtım etkinliği düzenlemişlerdi.
Xeyal Rzazade'nin koordinesinde gelişen VI. Şairler Günü'nü için Türkiye'den davet edilen üç şairden biri olarak Bakü programlarına katıldık. İLESAM Başkanı M. Nuri Parmaksız, İLESAM Antalya İl Temsilcisi Mustafa Ceylan ve Tokat İlesam İl Denetleme Üyesi olarak da ben katıldım.
Bakü'ye varışımızın birinci günü bizi Reşad Mecid karşıladı. Bakü Meydanındaki gezimiz ve güzel ikramlarla ilk kez geldiğim Azerbaycan'ı dikkatlice incelemeye başladım.
Bakü'de hem eski hem yeni mimaride estetik kaygı ön planda tutulmuş. Sonuç olarak da her adımında hayranlık uyandıran kimlikli bir kent oluşmuş.
2012 Eurovizyon yarışmasında bütün dünyayı kendine hayran bırakan Bakü bu sene de FORMULA 1 GRAND PRIX yarışlarına ev sahipliği yapacak ve muhtemelen uzun yıllar bu yarışlar Bakü'ye renk katacak.
Türkiye dışında bütün ülkelerde şehirlerin vazgeçilmez özelliklerinden olan geniş meydanlar Bakü'de de var ve son derece güzel düzenlenmiş. Karakteristik özelliği olmayan hiçbir yapı yok.
Eski Sovyet şehirlerin iki cephesi olduğunu, ana caddelerin çok güzel, arka sokakların harap olduğunu duymuştuk. Bu şüpheyle arka sokakları gezdiğimizde gördük ki öyle büyük bir uçurum yok. Bizim şehirlerimizin ana caddeleri kadar Bakü'nün ara sokakları güzel.
Kabartmalar, heykeller, resimler, estetik figürlerle bezenmiş evler ve kapıların arasında uzun bir yürüyüşten sonra tarihi bir binaya girdik. Uzun koridorlar, iç içe odalar, salonlar arasında ilerledik. Her bir locadan başka şarkı, mahnı sesleri geliyordu. Bütün duvarlar etnografik araç gereçle süslenmişti: kalburlar, kepçeler, kap kacaklar; kurutulmuş türlü türlü çiçekler, baharatlar; tarım aletleri, geleneksel kıyafetler, eski gramofonlar… Milli kıyafetleriyle garsonlar sürekli bir hareket halindeydi.
Nihayet en sondaki bölmeye vardığımızda özenlice hazırlanmış bir masa, masanın en başına oturmuş 70 yaşını geçkin şık bir bey efendi vardı. Azerbaycan edebiyatının son dönem edebiyatına damgasını vurmuş, büyük usta Anar… Nazik bir üslupla bizi karşıladı. Yanında genç ve güzel bir hanım olan Pervin Nuraliyeva… Azerbaycan Yazıcılar Birliği Başkanı Anar Bey burada bir bakan derecesinde ilgi ve saygı görüyor. Aliyev'lerin en sadık dostlarından, yol göstericilerinden, ülkenin kültür liderlerinden.
Zarafetin ve asaletin dupduru bir güzellikle can bulduğu Pervin Hanımın da samimi ve zarif cümleleriyle edebiyatı, yapılabilecek projeleri, şiiri, sanatı anlatıyor tane tane.
Gecenin ilerleyen vakitlerine kadar süren sohbetli yemeğin ardından dinlenmeye çekildik
*    *    *
Ertesi gün bizi uzun bir maraton bekliyordu. Erken saatlerde başladığımız yolculuğun ilk adımı Şehitler Hıyabanı. Bakü'nün sembol eserlerinden alev kulelere doğru gittikten sonra Bir taraftan dünyanın en büyük bayrağının dalgalandığı Hazar kıyıları görünüyor. Kıyıda birbirinden güzel ve büyük binaları yeni yapılan inşaatlar tamamlıyor. Bir tarafta Bakü manzarası, diğer tarafta Hazar…
Önce şairlerin ve devlet adamlarının mezarlığını geziyoruz. Her mezar bir sanat eseri. Mermer blokların üzerinde beyitler, mezar başlarında “Baş Taşı” adı verilen resimler, kabartmalar, heykeller…  Bülbül seslerine eşlik eden sayısız kuş cıvıldamaları, her biri birbirinden farklı yüzlerce ağaç türü…  Üç beş adımda bir rastladığımız görevliler, mezar taşlarının temizliğini ve bakımını yapıyorlar. Mezarlığın sağına düşen tepeye doğru çıkmadan elimize üç, dört karanfil tutuşturdular ve sebebini Haydar Aliyev'in mezarına gelince anladık. Beşer kişilik gruplar halinde gidip saygı duruşunda bulunduk ve Aliyev'in mezarına birer adet karanfil bıraktık.
Aliyev aile mezarlığının az ilerisinde merhum Elçibey'in kabri…
Mezarlığın her adımında tarih var, öykü var, şiir var… Nihayet Bahtiyar Vahapzade'nin kabri başındayız. Olağan üstü güzellikte dev bir heykelini yapmışlar büyük ustanın. Karanfillerden birini onun kabrine bırakıyor, duamızı ediyoruz.
Bu muhteşem mezarlığın tamamını gezmemiz çok zor. Şehitliklere iniyoruz. Azerbaycan kurtuluş şehitliği, Karabağ şehitliği, Türk Şehitliği. Her bir şehidin başında ayrı bir hüzün yaşıyoruz. Beş yaşında şehit olmuş Karabağlı bir çocuğun mezarına bırakıyorum bir karanfilimi.  Karabağ'da şehit olan yeni evli bir askerin yanında taze gelinin kabri var. Eşinin ölümüne dayanamayıp canına kıymış. İkisini birlikte defnetmişler. Aşk şehitleri diyorlar… Daha neler neler var, dinledikçe derinleşiyor hüznümüz.
Türk Şehitliğinde Türkiye'nin her yerinden gelmiş cihan harbi şehitlerinin başında kalakalıyoruz. Son karanfilimizi de onların manevi huzuruna teslim ediyoruz.
Şehitliği ziyarete gelen kafileler halinde öğrenciler, öğretmenler hiç kesilmiyor. Bütün öğrencileriyle kurt işareti yapan öğretmenleri gördükçe hayretler içinde kalıyoruz.  Milli güce ve bilince ne kadar ihtiyaç duyulduğunu yakın tarihte yaşamış olan bir milletin böyle duyarlı olması da şaşırtıcı değil.
*    *    *
Daha sonra Yazıçılar Birliğinde Başkan Anar Muallim bizi karşılıyor. Bu sefer oldukça kalabalığız. Kırgızistan'dan, Kazakistan'dan, Moskova'dan, İsrail'den, ABD'den, Afganistan'dan, Kıbrıs'tan, Makedonya'dan, Güney Azerbaycan'dan, Türkiye'den gelen şairlerle tanışma ve kısa sohbetler gerçekleştiriliyor. Tokat Şairler ve Yazarlar Derneğinin övünç kaynağı, Tokat'ımızın gururlandığı KÜMBET dergimizin son sayısını Anar Bey'e takdim ediyorum. Anar bey uzun süre dergimizi inceliyor ve övgü dolu sözlerle bizleri utandırıyor.
Dünya Genç Türk Yazarlar Birliği Başkanı Ekber Koşalı ile sohbet ediyoruz ve ona da KÜMBET'i takdim ediyoruz. Kıbrıs Milletvekili Şair, Müzisyen, Doktor Arif Albayrak yemekte dergimizi keşfediyor ve saatlerce bırakamıyor. Bir dergi de ona hediye ediyoruz.
*    *    *
Bakü yürüyüşümüz devam ediyor. Bütün cadde ve sokak isimleri şairlere, ediplere ait. Samet Vurgun'un müze evine çıkıyoruz. İki metre boyunda bir heykelin karşıladığı Müze-Evde her şey mükemmel düzenlenmiş.
*    *    *
Yine uzun bir yürüyüşle Limana kadar geliyoruz ve Usta Anar Muallimin şerefimize düzenlediği Hazar Denizi Gemi turuna katılıyoruz. Bakü'ye bir de açıklardan bakıyoruz. Hazar'ın hüzünlü dalgalarına bakarken bir rüzgâr saçlarımızı dağıtıyor. Nargin adasına kadar yaklaşıyor gemimiz.
Nargin adasından şehitlerin çığlıkları duyuluyor adeta. Ruslar esir aldıkları Osmanlı askerlerini bu adada tutmuş, infazların çoğunu bu adada gerçekleştirmişler. 10 bin Türk'ün esir edildiği bir ada burası. Yine dualarımızla birlikte Hazar sularına karanfiller bırakıyoruz.
*    *    *    
Merhum şairler Mikail Müşfik ve Vagıf Samedoğlu'nun hatırasına düzenlenen VI. Şairler Günü etkinlikleri için yine çok modern ve donanımlı bir salona geçiyoruz. Salonun uzun girişinde sağlı sollu şair ve müzisyenlerin büstleri sıralanmış. Salon biletli 400 seyirciyle tıklım tılkım dolu. Hayal Rzazade'nin titiz organizasyonu ve etkileyici sunumuyla başlayan programın ilk konuşmacısı Anar Bey oluyor. Daha sonra hemen şiirlere geçiliyor. Aralarda müzik ziyafetleri, birbirinden güzel şiirler güzelim Türkçemizin her tonunda seslendiriliyor.
*    *    *
Azerbaycan ümidimizi tazeleyerek, Türk dayanışmasına örnek olarak, damağımızda doyumsuz bir lezzet bırakarak bizi uğurluyor artık. Bakü herkesin görmesi gereken masal şehirlerden biri bizim için. Yine geleceğim, diyorum içimden… Doyamadım, yine geleceğim…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400