yeni film yeni film porno

EKONOMİDE DARALMA KENDİNİ HİSSETTİRİYOR


Bu makale 2016-06-14 01:12:06 eklenmiş ve 434 kez görüntülenmiştir.
Yusuf UÇAR

Başbakan Binali Yıldırım “Dünyanın en iyi ekonomilerinden birine sahibiz. Hedefimiz 2023…” diyor.14 yıldır düz mantık ve aynı laflar. Ona göre doğru olabilir. Onların geçim dertleri diye bir kaygıları yok! Bir elleri balda bir elleri de yağda…
Doğu ve Güney Doğuda halkın harcadığı elektrikteki kayıp- kaçak parasını fakir fukara insanın sırtına yüklediler. Kendilerine yakın şirketlerinin zararlarını halka sormadan garip-gurebaya yüklediler. Enerji Bakanı çıkmış televizyonlara halka %14 yansıyacak diyerek savunmaya geçiyor. Bundan sonra uzmanların söylediğine göre 50 TL'lik fatura bedeli 105 TL olarak gelecekmiş.
PKK'nın Güney Doğu'da verdiği zarar 600 milyon Türk Lirasıymış. Bu da kimin üzerine yıkılacak? Tabii ki halkın üzerine. Bakanın biri açıkladı. Evleri yıkılanlara İstanbul'dan veya Mardin'den yapılmış hazır daire verilecekmiş. Oh ne güzel!
Geçen yılın aynı mayıs ayına göre ihracat %6,5 oranında azalmış. İhracat düşmüş. Milli gelir azalmış. İhracat yıllık 152 milyar dolarmış. Kişi başına düşen milli gelir 10 bin dolar seviyesindeymiş… Hani 2023'de ihracat 500 milyar dolar olacaktı? Maliye Bakanı kimin Bakanı? Sürekli uyarıyor. “Herkes yorganına göre ayağını uzatsın. Parasal daralma var. İhracatta sıkıntılar var.”Daha ne demesini bekliyorsunuz? Ali Babacan'da sürekli uyarılarda bulunuyordu. Kim dinliyordu?
Türkiye Kamu-Sen 2016 Mayıs ayına ait asgari geçim endeksini açıkladı ve buna göre tek kişinin yoksulluk sınırı 2 bin 288 Lira olarak hesaplanırken, dört kişilik bir ailenin asgari geçim haddi ise 4 bin 668 Lira olarak belirledi. Asgari ücretin insan onuruna yaraşır bir hayat sürmesi için 4 kişilik bir ailenin günlük 150 Lira alması gerektiği söylüyor. Asgari ücretin 1300 Lira olduğu bir ülkede yaşam kalitesinde nasıl bahsebiliriz. Birde bunun 100 Lirasını kesip hayat sigortasına aktaracaklar.”Tok açın halinden ne anlar…”Derler ya!
AVM'lerin yüzünden ülkede bir yılda 20 bin esnaf kepek kapatmış. Bu da bize 20 bin kişi işsiz kalmış demektir. İcra takipleri her gün artmaktadır. İnsanları psikolojisi bozulmaktadır. Sokakta insanlar kendi kendilerine konuşarak geziyorlar. Bakın sokaklara… Eski ramazanlar var mı? Kuyumcular sokağında iki kişi konuşuyordu. Biri diğerine “Ya Ahmet! Bu sene imsakiye bastıran yok. Her sene imsakiye dağıtandan geçilmezdi.”Diğeri, “Alış-veriş yok, her gün geçen seneyi arar duruma geldik. Bunun sonu nereye varacak?”dert yanıyordu.
Remzi Özdemir Yeniçağdaki köşesinde “Asıl kriz sonbaharda” diyor ve:
“Türkiye'deki deniz ve doğa dünyanın hiçbir ülkesinde yok.
—Ruslar mecburlar Türkiye'ye gelmeye. Hem bu kadar ucuz ülkeyi nerede bulacaklar?
Putin izin vermese bile Ruslar diğer Türk Cumhuriyetleri üzerinden Türkiye'ye tatil yapmaya gelirler. Son dakikada rezervasyonlar mutlaka artar.
Ruslar gelmezse İranlılar ve Araplar gelir.
Bu sözler son 6 aydır hükümet üyeleri tarafından dile getirildi. Sonunda o gün geldi ve Nisan ayında Türk turizminde %79'luk sert bir düşüş ortaya çıktı. Türk turizmi 19 yıl öncesine gitti. Ege ve Antalya başta olmak üzere on binlerce tesisin doluluk oranı %10'nun altında. Bodrum sahillerinden çekilen resimler insanın içini sızlatıyor.”
Marmaris-Rodos gezisinde biz de gördük manzarayı. Marmaris'te beş yıldızlı oteller kapılarına kilit vurmuşlar. Açık olanlarda yerli turistlerle avunuyor. Marmaris'te çanta satanlar genelde Hataylı… Onlarla sohbet ettiğimizde bize “Bu yıl dükkân kiralarını nasıl ödeyeceğiz? Sigortası var, vergisi var, işçi ücreti var. Kara kara düşünüyoruz. Gelen yok giden yok.” Diye dert yandılar.
Yunanistan'ın Rodos adasına vardığımızda her yer turist kaynıyor. Alış-veriş canlı… Turların biri geliyor, diğeri gidiyor. Yunanın yüzü gülüyor. Çapraz her yeri çaprazlamış.
Bu yıl Yunanistan'a 36 milyon Turist gelecekmiş. Bizim dış politikamızdaki yanlışlıklar turistleri oraya kaydırdı.
“Antalya keza yine aynı. Her yer bomboş. Sokaklarda turist görmek mucize. Buraya kadar krizin sadece bizim yani vatandaşların gördüğü boyutu. Bir de vatandaşın görmediği ve duymadığı boyutu var.
Turizmdeki bu dip Türkiye'yi ekim-kasım ayında büyük bir krize sürükleyecek boyutta. Bu tam bir zincirleme trafik kazası gibi…
Zincirin ilk halkası turizm yatırımlarından dolayı bankalara olan borçtur. Bu rakam yaklaşık 20 milyar dolar. Yatırımlar para kazanmadığı için bu paraların bankalara geri dönmesi teknik olarak mümkün değil. Bu bankaların belki de 2000 yılında yaşadığından daha ciddi bir sorunun içine girmesi anlamına gelecek.
Bunun bir de turizm esnafının borçları var. Turisttik tesisler aynı zamanda bölgedeki esnaf ve işletmeleri için yaşam kaynağı. Binlerce tesisin faaliyeti için yine on binlerce küçük işletme turistik tesislere üretim yapıyor. Bunlar hem alacaklarını alamayacaklar hem de satış yapamayacaklardır.
Bomboş otele kim ne satacak?
İşte sorunun görünmeyen yönü de bu. Sayıları 20 bini bulan küçük işletmelerin bankalara ciddi borçları var. Bankalar bir darbeyi de buradan alacak. Bu aynı zamanda çok sayıda bölge esnafının iflas etmesine neden olacak.

Eğer turizm bu sezon kurtulmaz ise sonbaharda karşımıza batık ve sorun olarak çıkacaktır.”
Hükümet bunun farkına yeni vardı. Ramazan bayramı tatilini 9 güne çıkardı. Yerli turistlerle bu sorunu çözmeye çalışıyor. Bunlar geçici tedbirler. Bunlarla sorunlar çözülmez ki?
Türkiye tarihinin en büyük krizi ile karşı karşıya ama maalesef ne vatandaş bunun farkında ne de bizi yönetenler.
Herkes işi Allah'a bırakmış.
Düzelir inşallah diyelim!”

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400