yeni film yeni film porno

YORUM YOK!


Bu makale 2016-07-04 19:43:41 eklenmiş ve 986 kez görüntülenmiştir.
Yusuf UÇAR

Uzun bir süredir milli ve manevi değerler üzerinden siyaset yapma hastalığı türedi. Bu değerlere hakaret etmek ve aşağılamak bazı çevrelerde pirim de yapıyor. Çok önemli makamlara da gelebiliyorlar.
Son günlerde özellikle 10.yıl marşının yasaklanması, üzerinden siyaset yapma ve bir yerlere mesaj yollama bunun en basit örneğidir.
Arslan Bulut Yeniçağ'daki köşesinde “Erdoğan'ın zurnası!” adlı makalesinde bu konu ile ilgili çok su götürecek bir yazısı çıktı. Ben de bunu yorum yapmadan sizlere sunuyorum:
 “TRT Halk Müziği korosunun sazlarına Binali Selman, zurnasıyla yol gösterirdi. Binalı Selman, Bayburtlu bir çobandı ve zurnada peşrev de yapardı!
Şimdi ise Binalı Yıldırım, çobanlığa atandı ama yol gösteren o değil! 548 delege imza verdiği halde, AKP'nin devlet içindeki hukuk tanımaz kadroları, MHP'ye kurultay yaptırmadı! AKP'de ise bütün delegeler, Tayip Erdoğan'ın konuşması okunurken bile “hazırol” da durarak eski genel başkanlarını gönderdiler, yerine atanan Binalı Yıldırım'ı seçtiler.
Bu zihniyetle Türk bayrağı korunur mu?
Yine Başbakan Binalı Yıldırım ise Malazgirt'ten, Söğüt'ten, “Samsun'da yakılan meşale'den söz ederek, Arif Nihat Asya'nın bayrak şiirini okudu! AKP'nin de yeni destanlar yazdığından, yazacağından bahsetti.”İyi de sormak gerekmez mi? Bu Bayrak şiirini ders kitaplarından çıkarmak için uğraşanlar kimlerdi?

İyi de AKP kadrolarının tamamı Cumhuriyetle kavgalı değil mi? Tayip Erdoğan, her türlü milliyetçiliği ayaklarının altına almamış mıydı? Yıldırım, Abdullah Gül'e de hizmetlerinden dolayı teşekkürlerini sundu ve “Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet ülküsü için hayatlarını feda eden başata Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşları”nı andı ama o Abdullah Gül değil miydi, Türkçe Güroymak'ı Ermenice Norşin'e çevirten?
O Abdullah Gül değil miydi,1993 yılında Ankara'da düzenlenen Türkiye Gönüllü Kültür Teşekküllerinin 3.İstişare Toplantısında, “Milliyetçilik öyle olmışki, Türkçülük şeklinde alınmış ve bu ister istemez aksini de bazı insanların aklına getirmiştir. Mesela bunları açık söylemek zorundayım, “Ne mutlu Türküm Diyene” lafını tutup her yere yaza yaza, Türkiye aslında ilkel bir hale dönüşmüştür. Türkiye'nin bütünlüğünü tehdit eden en büyük tahribatı vermiş olan sistemin ilkelerinden biri de laiklik ilkesidir. İkinci Cumhuriyet, yeni Osmanlıcılık kavramlarının ve bu tartışmaların ortaya gelmesini ben çok sağlıklı görüyorum ve geleceğe çok ümitle bakıyorum” diyen?
Yine “Laiklik anayasa'dan çıkarılmalıdır” diyen, AKP'nin kurucu babası ve şimdi Meclis Başkanı olan İsmail Kahraman değil midir?
Arif Nihat Asya'nın, “Kız kardeşimin gelinliği, şehidimin son örtüsü” diye tanımladığı Türk bayrağı, bu zihniyetle mi korunacak? Adı üzerinde, Türk bayrağı!

Cumhurbaşkanı'nın “siyasi kadrosu” olur mu?
Tayip E rdoğan, “Ak Parti ile hukuki bağım kesilmiş olabilir, ama sizlerle gönül bağım hiçbir zaman kesilmedi. Önümüzdeki dönemde yeni anayasa ve yeni yönetim sistemi arayışları çerçevesinde Cumhurbaşkanı ile siyasi kadrosu arasındaki iş birliğini olumsuz etkileyen bu çarpık uygulamanın giderileceğine inanıyorum” diyerek AKP kadrolarına emirlerini iletti.
Binali yıldırım da “Siz her ne kadar Cumhurbaşkanımıza 'sorumsuzdur' deseniz de Cumhurbaşkanımız Türkiye ve millet sevdalısıdır. Onun için bugün yapmamız gereken en önemli iş, fiili durumu yasal hale getirmek ve bu kafa karışıklığını sona erdirmek. Yolu da yeni bir anayasada bakanlık sistemidir” diye emir tekrarı yaptı!
Bir defa, Erdoğan'ın “siyasi kadrosu”ndan Binali bey'in “fiili durum” dediği, anayasa suçudur. Cumhurbaşkanı ve eskisiyle yenisiyle AKP'nin başbakanları, anayasayı çiğniyor? “Cumhurbaşkanı sorumsuzdur” diyen, anayasa'dır. “Cumhurbaşkanının siyasi kadrosu” da olmaz! Dolayısiyle demogaji ile bu gerçeğin üstü örtülemez.
Bakalım Binali Bey de Tayyip Erdoğan'ın zurnasını çalarken peşrev de yapabilecek mi ?

Devleti yıkmaya programlanmak!
27 Nisan bildirisi, AKP'ye yaramıştı ama şu cümlesi doğruydu:
“Cumhuriyetimizin kurucusu Ulu Önder Atatürk'ün, “Ne Mutlu Türk'üm Diyene!' anlayışına karşı çıkan herkes Türkiye Cumhuriyeti'nin düşmanıdır ve öyle kalacaktır.”
Kısacası AKP bindi bir alamete, gidiyor kıyamete… Benim meselem ise Türkiye'nin de kendi kıyametine sürüklenmemesidir!
Hiçbir devlet, kendisini yıkmaya programlanmış kadrolara izin vermez, vermeyeceği kısa zamanda anlaşılacaktır.”

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 7 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400