porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

YALAN


Bu makale 2016-07-04 23:08:54 eklenmiş ve 1840 kez görüntülenmiştir.
Cihat TAŞKIN

Yalan söyleyen hiç kimsenin Pinokyo gibi burnu uzamıyor, yüzü de kızarmıyor ama zamanın gücü ve gerçeklerin doğruluğu yalanın oyununu bozmaya yetiyor, yetecek de.
Mumu yatsıya kadar yansa da, kuyruklusu, düpe düzü, pembesi, beyazı ve masumu olsa da yalan utanç verici bir insanlık ayıbıdır. Yüzyıllardır felsefe tartışmalarına konu olan yalan hakkında çok çeşitli görüşler öne sürüldü. Herhangi bir ifadenin yalan olarak kabul edilebilmesinin psikoloji alanında da araştırıldığını konuyla ilgili yazılı eserlerden ediniyoruz. Ortaçağ'da yalanın Kutsal Doğru'ya (Tanrı buyruğuna) karşı gelmek olduğu düşünülürmüş; meslekleri gereği yalan söyleyen tüm aktörler, hırsızlarla, büyücülerle ve sahtekârlarla birlikte kent duvarlarının ötesine gömülürlermiş. Yazar ve felsefeci Maria Bettetini “Yalanın Kısa Tarihi” adlı eserinde ünlü düşünür Eflatun'un (Platon) devlet yöneticilerine, halkın yararı için yalan söylemeyi öğütlediğini yazıyor. Bettetini, eserinde, Floransalı düşünür Niccolo Machiavelli'nin görüşlerine de değinerek, Saray Beyefendilerinin El Kitapları ve "Kandırma Sanatı"nın zirve yapmasıyla birlikte yalan söylemenin, birdenbire sanat haline dönüştüğünü de belirtiyor.

Yalan nedir?
Yalanın sonsuz sayıda türü, biçimi ve işlevi olması nedeniyle bilim insanları yalanı tanımlamakta hayli zorlanmışlar. Harriet G. Lerner'in “Kandırma Dansı” adlı kitabından, yalan söyleme eylemini ve onun türlerini ifade edebilmek için kullanılan 50'den fazla tanımın bulunduğunu öğreniyoruz.
Yalan, doğru olmadığı bilindiği halde, bilinçli söylenmiş yanlış sözdür. Ama her yanlış sözü de yalan saymamak gerekir. Yalan: hata ve yanlış sözden farklı, kandırma içeren bir eylemdir. “Uydurmak”, “abartmak”, “blöf yapmak”, “örtmek”, “beyaz yalan”, “pembe yalan”, “örtbas etmek”, “ihanet etmek”, “saklamak”, “aldatmak”, “yalan söylemek” vb. tümü insanın kendi türünden bir canlıyı yani insanı/toplumu kandırma eylemlerini tanımlayan bir sözcüktür. Nedenleri de, yalan tanımları gibi çok çeşitlidir. Öncelikli neden ise, başka bir çaremizin olmadığını düşünmemizdir. Bir anlamda çaresizlik sonucudur da diyebiliriz. Ancak günümüzde, toplumun her kesiminde birçok kişinin yalan söylemeyi alışkanlık haline getirdiğine tanık oluyoruz..  

Kimler, neden yalan söyler?
Herkes yalan söyleyebilir.. Ancak, özü yalana dayanan hiçbir sözün de masum olmadığını biliyoruz. Mimikler yoluyla, olumsuzlukları saklayarak, eylemlerle veya eylemsizlikle, hatta sessiz kalma yoluyla da söze gerek duymadan yalan söylenebilir. Kandırmak için kullanılan bir mesajın yalan olarak değerlendirilebilmesi için onun sözel, yazılı ya da sembollerle/işaretlerle ifade edilmesi gerekmektedir. İsveçli felsefeci Sisella B. diğer bir deyişle, kandırmanın daha geniş bir kategori olduğunu, yalanın ise kandırmanın sadece bir yönünü ifade ettiğini ileri sürüyor.

Yalan söylemeyi içgüdüsel bir dürtü olarak düşünmenin ne denli bir yanılgı olduğunu da belirtmeden edemeyeceğim. “Görmezden gelmek”, “kopya çekmek”, “belge gizlemek” ve “yanlışı desteklemek” “olumsuzu alkışlamak” da yalan kapsamında değerlendirilmesi gereken eylemlerdir. Ama en büyük yalanlar, yönetenlerin yönetilenlere söyledikleri yalanlardır ki; bunun açık örneklerine her gün ülkemizin siyaset alanında tanık olmaktayız.

Politikacının seçmenine/toplumuna, patronun işçisine, tüccarın müşterisine, amirin memuruna yalan söylediği bir toplumda doğrular döngüsünden ve güven duygusundan nasıl söz edebiliriz ki? Yaşam yalanlar ile gelişseydi söylenen bunca yalandan sonra kayda değer toplumsal yarar sağlardık. Çevremizi saran yalan örgüsünün ardındaki gerçeği görmek için mutlaka sorgulamak ve eleştirel düşünmek gerekir. Bu nedenle gerçeğe ulaşmak için akılcı yöntemler kullanarak kesinlikle felsefe yapmak, yalanları ve neden olduğu tüm olumsuzlukları eleştirmek gerekir. Ancak salt bir doğruya olmasa bile ortak bir doğruya ulaşabileceğimizi de unutmamalıyız.

İstemesek de her dönemde yalancılar olacak. İnsan insanlığına dönünceye, doğruluk ve iyilik evrene egemen oluncaya dek insanın kandırma çabası tüm çirkinliğiyle sürecek gibi görünüyor.. Dolayısıyla kötülüğü anlamak hiç de zor değil ama üzülerek belirtmeliyim ki; insanın kendine yalan söylemesi ve o yalana inanmasına akıl erdirmek de gerçekten güç. Çünkü en onmaz yalancılar; kendisine yalan söyleyenlerdir ve özellikle ülkemizde çok sayıda örnekleri bulunmaktadır.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Kim yalan söylemiyor
İbrahim Hakkı Yeşilçiçek 2016-11-28 09:05:42
Değerli Üstadımız Cihat Bey'in yazılarını beğeni ile okuyorum.Yalan üzerinde yazdığı yazı da;hem açıklayıcı hemde bilinç altında yalan söyleme ile yalancılığı konu etmiştir.Günümüzde başta bizi yönetenlerin tümü yalan söylüyor.Doğru dürüst bizi yönetemeyenlerin yalan söylediği ülkemizde vatandaşlarımız onlardan arta kalır bir tarafı da yok.Haberlerde,gazetelerde ve sosyal medyada şahsı çıkarları için öyle yalanlar söyleniyor ki;Gözlemleyenler,okuyanların inanası geliyor.Başta bizi yönetenler,kamu ve özel önde gelenler yalan söylemediği ülkemizde biz sade vatandaşlara da yalan söylemeyi bırakır,yalanlara da inanmayız.
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400