erotik izle yeni film yeni film antalya escort antalya escort

SON GÜN OLSA !


Bu makale 2016-07-14 22:19:26 eklenmiş ve 380 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE berke_1958@hotmail.com

İnsan sosyal bir varlık. Bazılarımız, bireyselliğin zirvesine tırmansa da içinde yaşadığımız bir toplum var.
Bazen şöyle bir bakınırım çevreme. Tabii kendime de.
Ne çok kişi yapmak zorunda olduğu işinden mutsuz. Ne kadar çok insan içinde bulunduğu durumdan şikayetçi.
Kimisi  sahip olduklarından…Kimisi  sahip olamadıklarından…
Bir çoğumuz adeta başkalarının hayatını yaşamıyor mu zaten!
Hayatımızı onların düşünce ve duygularına göre yön verirken ne kadarını kendimize ayırabiliyoruz.
Tabii burada kastettiğim bir tür bencillik değil elbette!
Bazen bu koşuşturmadan, yakınımızdan birinin veya katıldığımız bir cenaze töreni koparır bizi. Anlık da olsa uzaklaştırır bizi dünyadan.
Ne boş olduğunu tüm çabaların, bir şamar gibi vurur yüzümüze.
Kendi kendimize veya o anda yanımızda bulunana: Her şey boş arkadaş. Artık kendime daha fazla zaman ayıracağım. Hatta bir şeyler için fazladan uğraşıp kendimi yıpratmayacağım!” diye söylenmez miyiz?
Evet. Değer mi bunca strese ve sıkıntıya?
Yaptığı işten keyif almaya ya da keyif aldığı işleri yapmaya ne zaman başlamayı düşünür insan?
Bunu ölümden güzel hatırlatan ne var ki dünyada?
Tabii ki hayatı; ölümün bir son değil başlangıç olduğunu düşünerek yaşamaktan başka?
Ölümün varlığının hatırlanması değil midir; tüm korkularımızı içimizden söküp atmamızı sağlayan?
Öyle ya!
Ölümden öte yol mu var? deyip bazı durumlarda gözümüzü karartmamıza sebep değil midir?
Ölümün hatırlanması değil midir tüm korkularımızı unutturan?
Ölüm; kendini hatırlatıp her şeyi unutturan bir gerçek değil midir?
Öyleyse; önemli ve hayatın gidişatını değiştirecek kadar radikal kararlar alırken; bu anın, bu günün, yaşadığı son gün olduğunu düşünseydi insan! Yine de o kararı alır mıydı acaba?
Evet. Hayatımızda bir şeylerin değişmesini sağlamak için, hayatı kendimize güzelleştirmek için, illa yakın çevremizden birinin ölmesi ya da kendimizin ölümle burun buruna gelmesi mi gerekir?
Farzedin ki! Bu hayatının son günü?
Kalp kırar mıydı?
Haksızlık yapar mıydı?
Kul hakkı yer miydi?
Hırsını aklının önüne geçirecek kadar muhteris olur muydu?
Sevgiden, merhametten, hoşgörüden ve nezaketten bu denli uzaklaşır mıydı?
Ya adaletli davranmaktan kaçar mıydı koşarcasına?
Saygısızlık yapar mıydı?
Tahammülsüzlüğü davranış haline getirir miydi?
Bu sorular elbette uzar gider. Sizin de yakındığınız ama buraya yazılmayan olumsuzlukların hiç birisi olmazdı herhalde.
İnsan ise söz konusu ve o gün yaptığı her davranışının hesabının görüleceği o büyük güne inanıyorsa yapmaz elbette.
Ya inanmıyorsa?
Etrafımıza bakınca sorunun cevabını vermekte pek de zorlanacağımızı sanmıyorum!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400