porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

O ALTINI HİÇ ALMAMAK VE YILANA YILAN MUAMELESİ YAPMAK !


Bu makale 2016-07-20 20:30:00 eklenmiş ve 675 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE berke_1958@hotmail.com

Bu bir hikayedir. Bir tür fabl de diyebiliriz.
Kimseyi, herhangi bir grubu yada zümreyi kastederek almadım buraya. Menfaata dayalı dostlukların veya sahte tebessümlerle üstü cilalanarak esas amacın gizlenmeye çalışıldığı günümüzün geçici dostluklarının hangi sonuçlara sebep olabileceğini bu hikayeyle anlatmaya çalıştım.
Hani çevremizde de karşılıklı menfaat birlikteliğinden doğan ama belli şartlarda şirket evliliklerini andıran sanal dostlukların arka planı için bir uyarı atışı olarak görebilirsiniz!
Nice kişi ve grupların ortak menfaatlerde dostluk kurup, menfaat ortaklığı bitince kanlı bıçaklı olmalarına şahit olmadık mı?
En sert sözleri birbirleri için söylemeleri ,”Dostken böyle demiyordunuz ama !” diye düşündürmedi mi kimseyi?
Zamanın birinde bir köylü ile yılan arkadaş, dost olurlar. Köylü yılana her gün süt götürmekte yılan ise ona her gün bir altın vermektedir.
Onlarınki karşılıklı menfaat dostluğu ama olsun her ikisi de karşılıklı bir şeyler alıp veriyorlar yani birbirlerinin hayatını kolaylaştırıyorlar. Paylaşımda bulunuyorlar.
Bu karşılıklı alışveriş uzunca bir süre devam ediyor. Köylü bir gün hastalanıyor her gün götürdüğü sütü yılana götüremeyecek durumda. Çağırıyor oğlunu yanına, “ bak oğlum bizim bahçenin yanındaki dut ağacının dibinde her gün bir yılan gelir, benim götürdüğüm sütü alır ve yerine bir altın bırakır. Ben bugün hastayım ve bu sütü sen götür ve yılanın verdiği altını getir”  der.
Oğlu babasının bahsettiği yere gider, sütü bırakır, ancak babasına da kızar çünkü babası o altını almak için her gün yılanı ziyaret etmekte ve süt götürmektedir. Her gün gitmekle olur mu? Kim taşıyacak her gün sütü ? Öldür şu yılanı al altının tümünü”  diye aklından geçirir.
Sütü babasının dediği yere bıraktıktan sonra altını vermeye gelen yılana baltayla saldırır yılan kendini kurtarmak isterken aldığı balta darbesiyle kuyruğu kopar ve yılan can acısıyla oğlana saldırır. Onu boğarak öldürür.
Köylü bekliyor ki oğlu gelsin hem de altını getirsin, gelen yok, giden yok. Oğlunun gelmediğini gören köylü acı zulüm hemen bahçeye koşar. Bir de ne görsün oğlu ölmüş, yılan acıyla ortalıkta kıvranmakta kuyruğunun yarısı yok vaziyette.
Her ikiside üzgündür. Köylüde evlat acısı yılan da kuyruk acısı.
Ancak zaman geçer birbirlerine yeniden ihtiyaçları olduğunu anlarlar. Çünkü yılan aç kalır, köylüde altınsız. Tekrar bir araya gelirler ve  yine eskisi gibi dost olmayı ikisi de istemektedir. Köylü: “Sen yine hergün altını ver, ben yine sütünü getireyim her gün” der. Yılan kabul eder. Ne yapsın her ikisinin de rızkı kesilmiştir. Mecbur yeniden dost olmayı deneyeceklerdir.
Köylü yine her zamanki gibi sütü götürür, yılanın verdiği altını alır. Bir kaç gün bu durum devam eder ama bir tuhaflık vardır.
Her ikiside kendini kötü hissetmektedir. Çünkü köylü her gittiğinde yılanı görünce evladının acısını hisseder! Yılan ise köylüyü gördüğünde kopan kuyruğunun acısını.
Köylü bakar ki bu durumu devam ettiremeyecek. Evlat acısı zor.
Der ki yılana:
“Kusura bakma .Bende evlat acısı, sende kuyruk acısı varken biz asla dost olamayız. Birbirimizi gördüğümüzde hep bu acıyı yaşayacağız.”
Tabii buna; yılanın; dostken ona dokunmayıp, diğer köylülere verdiği zararları ve yaşattığı acıları dahil etmedik daha!
Ve yılandan aldığı altının hatırına köylüye ettiğine sessiz kalan, ama yılanla dost olunamayacağını ancak evladını kaybedince aklına getirenlerin daima var olacağını da!
Bu memleket verimlidir.
Yılanı da vardır birilerine altın vererek susturan!
Adamı da vardır, her gün aldığı altının hatırına yılana sesini çıkarmayan !

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400