porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

DOĞDUĞU TOPRAKLARA NİKSAR’A HASRET BİR ŞAHSİYET GAZETECİ AHMET GÜNER ELGİN -3-


Bu makale 2016-07-27 22:27:05 eklenmiş ve 487 kez görüntülenmiştir.
Hasan AKAR

Bir yandan da gazetecilikle ilgilenmeye başladım. Sinema bilgim çok iyiydi. O yıllarda “Düşünen Adam “adında bir dergi çıkıyordu. Derginin film eleştirmeni oldum. Oradan da  ayda elli lira  verdiler. Velhasıl ekonomik durumu epeyce düzelttim.O arada bazı tanınmış şahsiyetlerle tanıştım.Bunlardan Gazeteci Selahattin ŞAR bana:
-Para kazandırmayan işleri bırak. Sen kabiliyetli bir insansın. Bizim gazeteye alayım diyerek Yeni İstanbul Gazetesi'ne götürdü. Yayın Müdürü Argun Berker'in odasına geçtik. Biraz sohbetten sonra Selahattin Şar, yayın müdürüne:
-Bana ileride teşekkür edeceksin, istediğin yerde rahatlıkla değerlendirebilirsin. Arkadaşım genel kültür, spor, sinema ve siyasette yetenekli dedi.
Gazeteye gittiğimiz gün Kanada'da altız bebekler doğmuştu. Bana bu habere bir başlık at deyince dört ayrı başlık attım. Aferin delikanlı, beğendim seni diyerek işe başlattı.
Bu arada askerlik görevimi de aradan çıkarmak istedim. Babam da bir an önce askerliğimi yapmamı istiyordu. Yedek subaylık için mülakata gönderdi. Kazanınca uçaksavar sınıfına ayırdılar. Maalesef o vakitte torpil işliyordu. Altı ay İstanbul Tuzla'da grup çavuşluğu yaptım. Bu arada kura çektiler ama ben hasta olduğum için kuramı komutanım çekmiş. Zonguldak ili çıkmış. Kendisinin de ilk görev yeriymiş, arkadaşlar selam ve tebriklerini ilettiler. Bir yıl kadar da Zonguldak'ta dağlarda uçaksavar teğmenliği yaptım.
Askerlik bitince yine İstanbul'a gelerek Yeni İstanbul Gazetesindeki işime devam ettim. Bunu Son Havadis Gazetesi'nde Genel Yayın müdürlüğü ve köşe yazarlığı takip etti. Daha sonra Milliyet, Tercüman, Öncü, Sabah, Bugün, Kurultay, Ortadoğu Gazetelerinde çalıştım.(Ortadoğu Gazetesi'nin Ömer Öztürkmen'le beraber sahipliğini yaptım)Daha sonra Konya Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü'ne getirilecek olan Erol Güngör'le de çalıştık. O farklı bir insandı, üniversiteyi halkla bütünleştiren nadir bir rektördü. Hatta bir Konyalı Rektör Prof. Dr. Erol Güngör'ün makam arabasını namaz için bir caminin arka kısmına çektirdiğini görünce yanına giderek: Böyle bir adama canımızı veririz diyerek Konyalıların hissiyatına tercüman oldu. Üniversitenin gelişmesi için kurulan vakfa Konyalılar onu çok sevdiklerinden çok yardım ettiler. İstisnasız misafirlerini makamında değil kapıda karşılayacak kadar güzel bir insandı. Rektörlüğü sırasında Feyzi Halıcı onu çok yorar ben de kızardım. Zira ailecek kalp hastasıydılar. Zaten zamansız bir yaşta kaybettik.
Gazeteciliğim sırasında çok ödüller aldım. Burhan FELEK Meslek Ödülü sahibiyim.
Şimdi kendi imkânlarımla bir ticari kuruluşun içindeyim. Eşim Dr. Gülay Elgin'i kanser hastalığından kaybettim. Geç evlenmiştim elbette bir çocuğumuz olsun istedik ama olmadı şimdi yalnızım artık. Hayatta şu an iki kardeşim var. Şahika 1934, Zuhal Çehreli 1936 doğumlu. Zuhal ara sıra evime gelip gerekli yardımı yapıyor. Şahika ise İzmir'de yaşıyor”
İşte böyle hocam diyor ama hatıralar da sessizce akıp gidiyordu yılların ötesinden, İstanbul'dan Niksar'a. Sohbette unuttuklarımız oldu mu soruma: Evet, kısaca da olsa Cahit KÜLEBİ'den bahsetmek isterim. Cahit, babamın öğrencisi idi sanırım evleri de bize yakındı. Munise Babaannem, babama Cahit'i gönder de su taşısın. Diyerek bazen evimize su getirtirdi.
Teşekkür edip kucaklaşarak veda ettik birbirimize, Niksar'a hasret bu değerli insana…

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 1 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400