porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

UZUN BİR SÜRECİN SONUNDA


Bu makale 2016-07-27 22:53:25 eklenmiş ve 404 kez görüntülenmiştir.
Yusuf UÇAR

Yaşadığımız sıkıntılı gün ve geceleri Allah bir daha göstermesin? Türk Milleti tarihinde bu karanlık günleri birkaç kez yaşamış ve bu günlerde gösterdiği kararlı tutumu o günlerde birkaç ferdin dışında kimse göstermemişti. Türk Milletinin milli ve manevi değerleriyle oynanmadığı müddetçe bu millet her şeyi layıkıyla yapar. Yeter ki bu millete güvenin ve onunla oynamayın!
Allah'a şükürler olsun ki karanlık günler geride kaldı. Zaten sosyal anlamda son derece kırılgan bir zeminde yaşıyoruz. Çok dikkatli olmak zorundayız. Bu günleri Türk Milletine yaşatanlar er veya geç adalet önünde ağır cezaya çarptırılacaklardır.
Bu milletin genleriyle çok oynandı. Binlerce insanımızın kanı Babuna'nın kanser tedavisi yapılacak diye alınarak ABD'ye götürüldü. Bu kanın başka amaçlar için kullanılacağını söyleyen bilim insanları ve siyasetçiler oldu. Karşı çıkan insanlar tu-kaka ilan edildi. Ama bu kanlar ABD'den geri gelmedi. Hesap soranda olmadı.
Türk Milletinin göz bebeği ve Peygamber ocağı olan Türk ordusu çeşitli sebeplerle itibarsızlaştırıldı. 28 Şubat'ta bir kaç ABD yanlısı subayın yaptığı yanlışlıkların 'hesabını soracağız' diye olur olmaz olaylara imza atanlar, bu günlerin hazırlayıcısıydılar.
Türk ordusunun kozmik odasına girildi. Savaş zamanında yapabilecekleri gizli planlar basın yoluyla deşifre edildi. Yalan-yanlış bilgi ve yalancı şahitlerin iftira dolu ifadeleriyle ordunun göz bebeği subayları, Ergenekon ve Balyoz davalarında cezaevlerine konuldu. İzmir'de yüze yakın üst rütbeli subay fuhuş davasından yargılandı. Deniz kuvvetlerinde üst rütbeli subay kalmadı. Tersanede yeni yapılan savaş gemisi denize zor indirildi ve geminin indirilişi sırasında 6 asker şehit oldu. Yüzlerce subay casusluk davalarından tutuklandı. Yıllarca cezaevinde yattılar. Kimisi intihar etti. Kimisi cezaevinin zor koşulları altında kalarak kanser oldu. Aileleri aşağılandı. Perişan edildiler. Bunları bu askerlere reva görenler bu gün darbe yapanların ta kendileridir.

O günlerde ta..! Kanada'dan yalancı şahit getirilmişti. Bir üst yetkili çıkıp “Ordu bağırsaklarını temizliyor.”demişti.
“Ne istediler de vermedik.” diyenler bu gün “yanıldık!” diyebiliyorlar.
Bir üst rütbeli subayın itiraflarıyla doğrulan bir konu vardı. Askeri okullar giriş sınav sorularının çalınması… Bu yıllarca yapılmış olaylardı. Bunlar o yıllarda basında da yazıldı ve çizildi. Polis okulları sınav soruları ve Üniversite sınav soruları da o yıllarda çalınmıştı. Bunlarla ilgili basında çok yazıldı ve konuşuldu. Bu konular meclis gündemine taşındı. İktidar tarafından yalanlandı. Mahkemeye taşındı ve sorumlular hakkında her hangi bir işlem yapılmadı.
Orduda, poliste, üniversite ve devlet kadrolarındaki bu örgütlenme kendiliğinden olmadı. Yukarıda saydığımız süreç uzun bir süreçti. Oy uğruna ses çıkartılmadı. Şimdi ise bunun sonucunu yaşıyoruz.

Aslında cemaat ile AKP'nin söylemleri arasında yıllar boyunca hiçbir fark olmadı. AKP'nin söylemlerine katkı yapan onlardı. Hatta Anayasadan “Türk Milleti”ni çıkaracaklarını söylüyorlardı. Yöntem TSK'ya uygulan yöntemle aynıydı.
O yıllarda PKK da bu çalınan sorulardan faydalandı. Üniversiteler PKK'lılarla dolduruldu. Üniversitelere onlar hâkim oldu. Çözüm süreci onlara yaradı. Üniversitelerde meydana gelen olaylar, basın ve Televizyonlar kanalları tarafından “karşıt görüşlü öğrencilerin çatışmaları” diye verildi. Onlarca Ülkücü genç PKK'lılar tarafından şehit edildi.
Bu geçen sürede dikkatler başka taraflara çekilmeye başlandı. Mesela:
Milli Eğitim sistemi değiştirildi.75 bin Okul Müdürü ve yardımcısı ile Öğretmenlerin özlük hakları ellerinden alındı. Bununla ilgili Danıştay'ın durdurma kararı uygulanmadı.

Milleti millet yapan 23 Nisan gibi bütün değerler, cemaat, vakıf eğitimleriyle çocukların bilincinden zayıflatılıyordu. Okullarda Andımız yasaklanıyor ve Arif Nihat Asya'nın bayrak şiiri söylettirilmiyordu.19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı geri plana atılmıştı. Milli bilinç özellikle köreltiliyordu. Türklük kavramı yok edilirken alfabeye yeni harfler ilave ediliyor ve doğudaki il, ilçe, bucak ve köylerin isimleri değiştiriliyordu. Eskiden yaşanmış ve henüz kabuk bağlamamış olaylar tekrar gündeme getirilerek halkın devlete olan inancı sarsılıyordu. Hatta bir milletvekili “AKP sayesinde Türk olmaktan kurtulduk.” diyebiliyordu.
Devletin en önemli kademelerini  Türklükle sorunu olanlar işgal ediyordu.Devlet bu gün olduğu gibi bilinçli bir şekilde ele geçirilmişti.Bugün ki olaylar o günlerin sonuçlarıdır.
Aslan Bulut'un dediği gibi “Şimdi, iktidarın Türk bayrağına ve İstiklal Marşı'na sarılması, meydan nöbetine gidenlerin arabalarından, Dilaver Cebeci'nin yazdığı, Mustafa Yıldızdoğan'nın bestelediği “Türkiyem” türküsünün duyulması, hatta Binalı Yıldırım'ın “Böyle asil milletin ferdi olduğumdan dolayı gurur duyuyorum. Bu millet Türk Milletidir. Tek vatan, tek millet, tek bayrak vardır” demesi sempatiyle karşılanır ama yeterli değildir.”

Belki de en karanlık geceden aydınlık bir gelecek doğar ve bu karanlık gece tarihin lanetle anılacak sahifelerinde yer alır. İnşallah bunlardan gereken ders çıkarılır.
Allah birlik ve beraberliğimizi daim etsin. Şehitlerimize rahmet, yaralılara acil şifalar ve yakınlarına sabırlar dilerim. Allah Türk Milletine böyle kara günler göstermesin!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400