porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

KUL HAKKI !


Bu makale 2016-07-28 22:33:14 eklenmiş ve 474 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE berke_1958@hotmail.com

Ne kadar çok haksızlık yapılmış demek ki!
Bugün daha iyi anlıyoruz.
Kul hakkını hiç tanımayanları! Hak etmediği halde, hak eden birinin yerine getirilip o makamı millet ve devlet aleyhine kullananları görünce olayın vahameti ürkütüyor beni.
Tabii ki bu makamları hak etmediği halde bunları o görevlere getirenlerin de vebalini gözardı edemeyiz.
Şimdi kendisine haksızlık yapılanların bir özür ve haklarının iadesini isteme hakkı vardır.
Şu canice darbe girişiminden çıkaracağımız en önemli ders bu olmalı bence. Bu günlerde oluşan demokrasiyi içselleştirme iklimini heba etmeyelim.
Kimleri ötekileştirerek, kimleri bağrımıza basıp destekleyerek kimin sırtına basarak, kimin koluna girerek bu günlere geldiğimizi unutmadan; darbe girişimi sonrası siyasi görüş falan ayırt etmeden nasıl bir ve beraber olmuşsak aynı iklimi yaşatmalıyız bu millete.
Kimseye haksızlık etmeden. Kimsenin hakkını yemeden. Bizden olmanın ölçüsünün sadece ehliyet, liyakat ve güven olduğunu unutmadan….Yani kul hakkını yemeden….
Kul hakkını ancak kul affeder. Buna göre, daha dünyada iken bu hakkı telafi etmenin yolunu bulmak gerekir. Şayet bulamaz isek, ahirete kalmış olur ki, bu durum daha tehlikelidir.
Daha evvel, şayet hakkını eda etmek zor görünen bir adamın hakkını açıktan yemiş isek, o zaman bu adamla doğrudan helalleşmenin yolunu aramalıyız. Tabii helalleşmek gibi bir niyetimiz varsa !
İnsan şerefli bir mahluktur. Onun hürriyet, haysiyet, namus ve şeref gibi manevî hukukuna yönelik bir haksızlık kadar, canına ve malına yapılan bir tecavüz de o nisbette ağır bir mesuliyeti gerektirir.
İnsan bilerek veya bilmeyerek, farkında olarak veya olmayarak birisine haksız bir davranışta bulunmuş olabilir. Hattâ onu mağdur bir duruma düşürüp bazı haklarının elinden çıkmasına sebep olacak bir muamelede de bulunabilir. Bir fert olarak her ne kadar hakka hukuka riayet etmeye çalışsak da hata ve kusurlara kapılmaktan tamamiyle kurtulamıyoruz.
Bilerek birinin hakkını yemek ya da haksızlığa uğratmak ayrı bir değerlendirme konusu elbette ve benim de üzerinde durmak istediğim esasında kul hakkı kavramının bu kısmı.
"Bir defa oldu, bir daha yapmayız, keşke yapmasaydım." diyerek, iç dünyamızda hesaplaşmamız yeterli olur mu?
Dinimizde esas itibariyle bir Allah hakkı, bir de kul hakkı vardır. Allah hakkı, her insanın Rabbine karşı yapması gereken kulluk vazifeleridir. Bu hususta yaptığı bir kusur, günah ve eksiklikten dolayı Allah'a yalvarır, tövbe istiğfar ederek affını diler.
Fakat kul hakkı öyle değildir. Onun bir tek telâfisi vardır, o da haksızlığa uğrayan, hukuku zayi olan kişiyle bizzat görüşüp özür beyan etmek, helâllik dilemekle birlikte, maddi bir kaybı varsa telâfisine gitmektir.
Bir hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (S.A.V) şöyle buyururlar:
"Bir kimse kardeşinin haysiyetine, yahut malına haksız olarak taarruz etmişse, iltimas olarak verilebilecek altın ve gümüşün bulunmadığı günden (kıyamet) önce helâlleşsin. Aksi halde, yaptığı haksızlık nisbetinde onun iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden adama verilir." Buhari, Mezalim, 10.
Evet, Peygamberimizin (asm) de tavsiyesine göre, bu durumda helâlleşmekten başka çıkar yol yoktur. O kadar ki, insan şehit bile olsa, üzerinde kul hakları varsa, Allah diğer günahlarını bağışladığı halde kul hakkını bağışlamamaktadır. Bunun için mesele, hak sahibinin gönlünü almada, rızasını kazanmada kalıyor. Siz, zarara uğramasına sebep olduğunuz kimseye gider, önce bir hata yaptığınızı itiraf ederek özür beyan eder, sizi affetmesini, hakkını helâl etmesini rica edersiniz. Maddi bir kaybı varsa, imkânınız nisbetinde onun razı olabileceği nisbette hakkını verirsiniz.
Böylece elinizden geleni yapmış olursunuz. Muhatabınız da sizi hoş karşılar, müsamaha ve anlayış gösterirse, mes'uliyetiniz kalkmış, hadis-i şerifte açıklandığı gibi, dünyada iken helâlleşerek âhiretteki hesaplaşma ve azaptan kurtulmuş olursunuz.
Şu mealdeki âyet-i kerime, kişinin kendi nefsine karşı işlediği günah ve kötülükler için tövbe etmenin önemine işaret eder.
"Ey kendi nefislerine karşı haddi aşan, günahlarla kendi nefsine kötülük eden kullarım! Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyiniz. Muhakkak Allah günahları affeder. O Gafur ve Rahimdir."
–Zümer, 39/534
Ya kul hakkı?
Onunla helalleşmeden olmuyor.

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 5 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400