yeni film yeni film porno

BİR GÜNAH GİBİ !


Bu makale 2016-08-02 21:18:11 eklenmiş ve 390 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE berke_1958@hotmail.com

(“Bu millet” denilerek adı söylenmeyen bu milletin bir adı var unutmayın: Türk Milleti)
29.07.2016 Cuma günkü hutbeden söz etmek istiyorum bugün.
Mesleğimin son 4 yılını İmam Hatip Lisesi'nde yapmış olmanın verdiği bir alışkanlıkla, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın internet sayfasına girip haftanın hutbe konusuna bir bakarım. Önceden ilan edilmiş herhangi bir önemli günün arefesinde ve planlanmadan (vatandaşın önceden bilmediği) gerçekleşen önemli olaylardan sonra hutbe konusunu merak eder ve bakarım. Bu haftaki hutbenin başlığı bile çok şeyi anlatmaya yetiyordu!
Neydi başlık?
“EN BÜYÜK BOZGUNCULUK, DİNİN MUAZZEZ DEĞERLERİNİ İSTİSMAR ETMEKTİR”
Sahi sizce de öyle değil mi? Dinin ve onun mukaddes ve muazzez değerlerinin istismar edilmesinden dolayı Türk Milleti'nin canı az yanmamıştır!
Hutbenin ilerleyen kısımlarında şöyle deniyordu:
“Nitekim tarih boyunca bu değerleri ayakta tutanları Rabbimiz, mahcup, mağdur ve mahrum etmemiştir.
Zira Yüce Allah, zalime karşı mazlumun yanında duranları mahcup etmez.
Zira Yüce Allah, fakire, yoksula, ihtiyaç sahibine el uzatanları mağdur etmez.
Zira Yüce Allah, garibe, yetime, kimsesize gönlünü açanları mahrum bırakmaz.
Ve bu millet, ırk, dil, din, coğrafya ayrımı gözetmeksizin kendisine sığınanlara her daim gönül kapılarını açmış, onlara sığınak olmuştur.
Ve bu millet yetimi, garibi, kimsesizi gözetmiştir.
Ve bu millet zalime karşı mazlumun yanında durmuştur.
Ve bu millet her şart ve durumda hakkı savunmuş, medeniyetler kurmuş, dünyanın dört bir yanına medeniyetler taşımıştır.
Bizler inanıyoruz ki; Yüce Rabbimiz, milletimizi mahzun etmeyecektir.
Zira bu millet, geçmişten günümüze, imanını, vatanını, istikbal ve istiklalini en muazzez varlığı bilmiştir. Bu değerlerine namahrem ellerin değmesine izin vermemiştir.
İstiklal Şairimizin, “Âsım'ın nesli diyordum ya, nesilmiş gerçek. İşte çiğnetmedi nâmûsunu, çiğnetmeyecek.” dizelerinde dile getirdiği gibi milletimiz, toprağını, haysiyetini, izzet ve şerefini çiğnetmemiştir.
İradesini, aklını ve ruhunu başkalarına teslim etmemiştir.
Ayet-i kerimede de buyrulduğu gibi tarih boyunca yeryüzünde en büyük bozgunculuk ıslah adı altında yapılmıştır.
En büyük bozgunculuk din kisvesine bürünerek millete kötülük yapmaktır.
En büyük bozgunculuk dinin muazzez değerlerini istismar ederek insanları aldatmaktır.
Nitekim Sevgili Peygamberimiz, hutbemizin başında okuduğum hadis-i şerifte “Bizi aldatan bizden değildir”  buyurmuştur.
Milletimizin 15 Temmuz gecesindeki onurlu duruşu, şüphesiz nesiller boyu şükran ve minnetle anılacaktır. Milletin varlığına kast edenler ise elbette hüsrana uğrayacaklardır.
Ancak başımızdan geçen bu büyük badireden elbette millet olarak çıkaracağımız büyük dersler vardır. Bu aziz millete bu kötülüğü reva görenleri unutmamalıyız.
Kalbimizi, gönlümüzü, ruhumuzu, aklımızı, fikrimizi, irademizi başkalarına teslim etmemeliyiz.
Bizi Allah'a kulluk yerine kendine kul ve köle olmaya davet edenlere zerre kadar itibar etmemeliyiz. Birlik ve beraberliğimizi, huzur ve kardeşliğimizi korumalıyız.
Birbirimizin varlığını kendi varlığımız, hukukunu kendi hukukumuz saymalıyız.
Farklılıklarımızı ayrılık-gayrılık nedeni değil, zenginlik ve rahmet vesilesi görmeliyiz.
Fitne ve fesada, hile ve tuzağa karşı feraset ve basiretle davranmalıyız.
Yarınlarımızın, bugünlerimizden çok daha güzel olacağına dair inancımızı sürdürmeliyiz. Unutmayalım ki; bizi diri tutan, inancımız ve ümidimizdir.
Gelin hep birlikte Rabbimize şöyle yalvaralım: Ya Rabbi! Sana inandık, sana güvendik, sana tevekkül ettik. Bize rahmetinle muamele eyle! Her türlü inkârcı ve münafığa karşı bize yardım et! Bizleri onlar karşısında küçük düşürme! Allah'ım! Bozguncu ve fesatçılara karşı bizi her daim muzaffer eyle! Bizleri her türlü fitne ve fesattan, ikiyüzlülükten, kötü ahlaktan muhafaza eyle! Bizlere basiret ve feraset ihsan eyle!
Ya Rabbi! Asırlardır İslam'ın sancaktarlığını yapan, senin adının gök kubbede yankılanması için çabalayan bu aziz milleti sen mahcup etme! “
Gördüğümüz gibi çok güzel ve yerinde uyarılarla beraber çok güzel de bir dua ile sona eren bir hutbe. Ben bütünüyle bütün bu uyarıları dikkate almak  ve bu duaya bütün kalbimle amin demekle birlikte; hutbe içerisinde sizin de farkettiğiniz gibi bir çok yerde “Bu millet” “aziz milletimiz”, veya sadece “milletimiz” denilmesine rağmen milletin adının hiç telaffuz edilmeyişine, yani neden Türk Milleti denilemediğine kafam takıldı.
“İslam'ın sancaktarlığını yapan bu aziz milleti…..” diyoruz da?
Belki özel bir sebebi yoktur ama ! Bu milletin bir adı var! Türk Milleti!
Türk Milleti demenin, yani mensubiyetini dile getirmenin dinen bir sakıncası yoktur umarım! Ayrıca başka milletlerin adını kolayca telaffuz ederken kendi milletinin adını söylemekten neden kaçınır insan?
Bu söylemi; İslam'la irtibatlandırmak, veya dinin gereğiymiş gibi sunmak hutbenin başlığındaki bozgunculuk tanımına girmez mi? Belki ağız alışkanlığıdır diyelim.
Çünkü; biz 15 Temmuz gecesi ve sonrasında Türk Milleti olarak nasıl kenetlendiğimizi bütün dünyaya gösterdik. Bu atmosferi, bu olumlu havayı bozacak söz ve davranışlardan herkesin kaçınmasında fayda var.
Belki “Türk Milleti” demezseniz bir şey olmaz ama derseniz  daha birleştirici, daha kuşatıcı olmaz mı ?
Hutbede dile getirilen:
“Farklılıklarımızı ayrılık-gayrılık nedeni değil, zenginlik ve rahmet vesilesi görmeliyiz.” Düsturunu ve öğüdünü en güzel ifade eden kavram “Türk Milleti” kavramı değil midir?

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400