porno diziem diziem Ücretsiz Kredi Sorgulama hizlipro

KİMSEYE “ABİ !” DEMESİNLER ! DEVLETE BABA DESİNLER !


Bu makale 2016-08-23 20:05:56 eklenmiş ve 754 kez görüntülenmiştir.
Ali BERKE berke_1958@hotmail.com

TBMM Plan ve Bütçe Komisyonu'nda önceki gün kabul edilen yasa tasarı, özel bütçeyle idare edilen devlet kurumlarının özelleştirilmesine imkan tanıyormuş.
Torba tasarının 35. maddesi, birçok devlet kurumunun Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB)'na devredilmesinin ve satılmasının önünü açıyormuş.
ÖİB Hukuk Müşaviri Mehmet Kilci'nin açıklamasına göre özelleştirilebilecek bazı kurumlar şunlarmış:
“Atatürk Orman Çiftliği Genel Müdürlüğü, Atatürk Kültür Merkezi, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Milli Piyango İdaresi Genel Müdürlüğü, Spor Toto Teşkilat Başkanlığı, TRT, Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı, Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü, Türkiye Taşkömürü Kurumu Genel Müdürlüğü, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK), GAP Başkanlığı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü, Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, TÜBİTAK, Savunma Sanayii Müsteşarlığı.”
Bu kurumların arasında benim en dikkatimi çekeni Kredi ve Yurtlar Kurumu (KYK)…
Bu kurumun özelleşmesini asla ve asla istemem.
Çocuklarımızın; beyinleri yıkanıp birer robot haline getirilmelerinin bedelini ödemedik mi?
Anadolu'nun okumaktan, devletine ve milletine hizmet etmekten başka amacı olmayan saf ve masum gençlerini yine mi ne amaca hizmet ettiği belli olmayan birilerinin kucağına itecek devlet?
Özel okullara her öğrenci için katkı payı parasını su gibi akıtan devlet; neden istikbalimizin teminatı gençlerimizi karanlık emelleri olma ihtimali yüksek tiplerin insafına bırakmaktadır.
Bakın! Devletimiz Osmangazi Köprüsü'nden  günlük 40 bin geçiş garantisi vermiş!
Yeni Şafak gazetesinin haberine göre, Osmangazi Köprüsü'nde geçiş ücretlerinin aşırı pahalılığı iki haftada anlaşılmış ama.
11-26 Temmuz tarihleri arasını kapsayan 16 günde sadece 100 bin araç geçmiş. Geçiş ücretini pahalı bulan sürücüler,  İDO seferlerini tercih etmiş. Günde 40 bin araçlık geçiş garantisi veren devletin cebinden iki haftada 60 milyon lira (yaklaşık 20 milyon dolar) çıkmış.
Peki ya üniversitelilerin barınma ihtiyacının karşılanması?
Sosyal devlet anlayışımıza ne oldu?
Bu konuda 15.08.2016 tarihli Habertürk Gazetesi'ndeki yazısında şunları yazmış Murat Bardakçı:

“Öğrenci yurdu açığı devam ettikçe, cemaatlerin bitirilmesi hayaldir!-
İlk bakışta bu noksanlarımız kadar önemli görünmese bile geleceğimiz ve güvenliğimiz bakımından belki daha da mühim ve öncelikle halletmemiz gereken bir başka mesele var: Öğrenci yurdu açığının kapatılması, yani devlete ait yurtların kapasitesinin öğrenci sayısının bir hayli altında kalmasına ve yer ihtiyacının karşılanamamasına çare bulunması...
Dikkat ederseniz, sadece 15 Temmuz'daki mel'un girişimi düzenleyen örgütün değil; devlete, rejime ve sisteme karşı olan bütün cemaatler ile grupların geniş çaplı ilk faaliyet alanlarının öğrenci yurtları olduğunu ve kanca atılanların çoğunu büyük şehirlere üniversite sınavlarını kazandıktan sonra gelmiş Anadolulu gençlerin teşkil ettiğini farkedersiniz...
Daha orta eğitim senelerinde cemaatlerin saflarına çekilmiş ve çalıntı sorular sayesinde üniversiteye yerleştirilmiş olan gençleri bir tarafa bırakalım... Cemaat yahut örgüt mensuplarının askerî öğrenciler dışında neredeyse tamamı, büyük şehirlere geldiklerinde devlet yurtlarında yer bulamadıkları için özel yurtlarda veya evlerde kalmak zorunda olan öğrencilerdir ve devşirme faaliyetinin ilk merkezi hep bu mekânlardır.
GENCİN BAŞKA ÇARESİ YOK Kİ!
Öğrenci çalışmış, uğraşmış, didinmiş, üniversite sınavını kazanıp büyük şehre gelmiştir, artık senelerce şehirde yaşayacaktır ama kalacağı yeri yoktur! Zaten memur, işçi yahut çiftçi çocuğudur; ev kiralamaya maddî imkânı bulunmamaktadır. Üniversiteye koydolmak için ilk gittiğinde hemen yanında biter, “Kalacak yerin yoksa bizim evlerimiz de yurdumuz da var, zaten okuluna da yakın, oralarda rahatça yaşayabilirsin” denir ve çaresiz genç hemen kabul eder...
Her şey, işte bu kabul ile başlar... Risaleler vesaireler okutmalar, bitmeyen sohbetler, propagandalar, mükemmel bir beyin yıkama faaliyeti, yaz aylarında kampa götürülüşler ve birkaç senenin nihayetinde mükemmelen yetiştirilmiş bir “mensup”, “şakirt” yahut her neyse, iş artık tamamdır!
Bu şekilde devşirme faaliyetlerinin yapılamadığı yurtlar ise, devlete ait olanlardır. Devlet yurtlarında her türlü ideolojiden öğrenci kalmaktadır, 12 Eylül öncesindeki gibi artık tek bir ideolojinin hâkimiyeti yoktur ve hiçbir cemaat yurdun tamamında söz sahibi değildir.
DEĞİŞEN BİRŞEY OLMAZ
Sözünü ettiğim devşirme işini senelerden buyana bütün cemaatler yapıyor. Gençlik senelerinde bu evlerde veya yurtlarda yetiştirildikten sonra 15 Temmuz'daki kalkışmada görev almış olanların mensubu bulundukları örgütün yanı sıra muhafazakârından lâikine, sağcısından solcusuna kadar bütün cemaatler...
Zira, devlet üniversite üstüne üniversite açıyor, her yerde fakülteler kuruyor ama bu okullara giden öğrencinin kalabileceği yeter sayıda yurt yok! Yüksek öğretim politikasının temelini artık üniversitenin kalitesinin değil sayısının teşkil etmesi ve hem kalitenin hem de yurt meselesinin gözardı edilmesi yüzünden, artık işte bu noktadayız!
15 Temmuz'dan sonra yüzlerce öğrenci yurdu kapatıldı, sadece İstanbul'un Üsküdar semtinde kapatılan yurtların adedi de yetmişe yakın...
Ama meselenin daha tuhaf bir tarafı var: Üsküdar'da Yurtlar Kurumu'nun, yani devletin tek bir yurdu yok!
Devlet öğrencilere kalacak yer temin etmediği ve el konan yurtları da kapatmak yerine bizzat işletmediği takdirde devşirme faaliyetlerinde hiçbir değişiklik olmayacak ve ne yapılırsa yapılsın, hangi tedbir alınırsa alınsın, hepsi boşa çıkacaktır!”

Tabii ki eğer özelleştirme ihtimaline gerçekleşirse oluşacak tehlikeye dikkat çekmek için bu konuya girdik. Özelleştirmeye karşı olduğumuzdan değil.
Yani testi kırılmadan biz gereğini yapalım dedik. Yoksa özelleştirme kapsamında sayılan diğer kurumların bazılarının özelleştirilmesinde geç bile kalınmıştır. Mesela; TRT gibi…Milli Piyango gibi..Atatürk Kültür Merkezi gibi….
Ama zaten yetersiz olan Yüksek Öğrenim Yurtları bir de özelleştirilirse, bilin ki çocuklarımız yurtsuz kalmıştır.
Birilerine “Abi” birilerine “Abla” diyeceklerine devletimize “Baba” desinler!
Sonra kimse sormasın; “Bu çocuklar nasıl böyle oldu ?” diye!

Yorumlar
Adınız :
E-Mail :
Başlık :
Yorumunuz :
Güvenlik :
Değiştir  
Toplam 0 yorum. Tüm yorumları okumak için tıklayın.
Diğer yazıları...
Köşe Yazarları
 ‹ 
 › 
400