Anahtar Partisi Niksar İlçe Başkanı Oğuzhan Aktaş, son günlerde kamuoyunu derinden etkileyen gelişmelere ilişkin dikkat çeken bir açıklama yayımladı. Açıklamasında terörle mücadele, devlet politikası ve siyasi partilerin duruşuna ilişkin net ve sert ifadeler kullanan Aktaş, “Devletin itibarını zedeleyecek hiçbir adıma sessiz kalmayacağız. Tepkimiz, devletimize bağlılık çerçevesinde, hukuk zemininde sürecektir” dedi.
Aktaş, açıklamasının başında bu konuyu gündeme getirme sorumluluğunu bir Türk vatandaşı olarak hissettiğini ifade ederek, “Yazacaklarım siyasete temas etse de özü vatani görev bilinci ve millet vicdanıdır” vurgusu yaptı.
Aktaş açıklamasında şu ifadelere yer verdi; “Son günlerin geçmek bilmeyen sancısı üzerine, gündeme dair birkaç kelamda bulunmak Türk milletinin bir ferdi olarak bize de düşmüştür.
Bu yazıyı siyasete dokunduracak olsam da genel mahiyeti; vatani görev, fert olabilme bilinci çizgisindedir, mevcut durumun yüreğimizdeki etkilerini olabilecek en makul şekilde özetleyeceğim.
Terörizm literatürde şu şekilde tanımlanıyor. Terörizm; siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere, belirlenen hedef gruplara veya resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımını ifade eden terim. Yani ekseriyetle ülkenin anayasal düzenine aykırı, demokratik şekilde olmayan bir hak arayış yöntemi. Uzlaşı, çözüm süreci, terörsüz Türkiye ya da adına ne derseniz, sonuçta muhatap alınan bu grupla bir müzakere yapılmakta, yani bir şey alınırken bir şeyler de verilmektedir.
O vakit buradan şöyle bir sonuç çıkar, sözde ‘’ayakkabı numarasına kadar bildiğimiz’’ 100 kişi bile olmadığı söylenen bir grup 40 küsür yıllık mücadelelerinin sonuna geldiler ya istediklerini aldılar ya da almak üzereler. Şimdi soruyorum size bu aman diletmek ya da silah bıraktırmak mıdır? Yoksa gerilla usulü yıllarca çocuklarımıza, vatan evlatlarımıza kıyan bir yapılanmanın haklı başarısı mıdır? Eğer silah bıraktırdıysak, büyüklerimizin dediği gibi neden bunca sene şehit olduk, gazi olduk da bunu 1999’da yapmadık. Yok eğer pazarlıkla bir alışveriş olduysa bunun adı PKK’nn misyonunu tamamlaması ve kendini sonlandırmasıdır. Bu da devlet prestijinin boşa düşürülmesinden başka bir şekilde isimlendirilemez. Bunu da kabul etmek hangi gönülde yer bulacak, nasıl sessiz kalınacak?
Bazı büyüklerimiz bizlere, siz neden terörün bitirilmesinden bu kadar rahatsızsınız, kandan mı besleniyorsunuz diyorlar. Biz terörün bitirilmesinden rahatsız değiliz ama terörist elebaşı bir itin devlet tarafından muhatap alınarak hareket edilmesinden rahatsızız.
Ayrıca bizim için en önemli noktalardan biri de şudur ki, AKP’li siyasetçiler yıllarca terör karşıtlığı ile insanlardan oy topladılar, kurulduğu ilk gün biz terörle müzakere için kurulduk, konuşarak herşeyi aşarız, tüm problemler biter bize bu yüzden oy vermelisiniz deseydi acaba bu uzun iktidardan bahsediyor olur muyduk? İktidarın silahşörleri yine iktidarın güdümündeki kanallarda hemen her gece muhalif partiler için ; terörle irtibatlı, onların desteğini alıyor diye propaganda yaparak insanları bu şekilde iktidar partisine yanaştırmadı mı? Keza Milliyetçi Hareket Partisi takribi 56 senedir, öğrettiği uyguladığı, emek ettiği her şeyi eliyle nasıl kenara itebiliyor. Başta Başbuğ, Atsız, Dilaver Cebeci, Dündar Taşer, Galip Erdem, Gün Sazak gibi rahmetliler nasıl boşa düşürülüyor? Rahmetli Başbuğ’un ‘’Ülkücülük; MHP’de olur’’ tezi bu olan olaylarla sona ermiştir, bilakis kendisi mezarından kalksa gelse partinin üst yönetimini dakikasında lağv edeceği aşikardır.
Son olarak biz İngiliz, Fransız ya da Rus toplumlarından değiliz, biz Türkler ailemizden önde gördüğümüz vatana karşı yapılan suçları affetmez, intikam için can atarız. Öğretilen üzere ‘’Her Türk asker doğar. Bir ölür bin diriliriz. Ne mutlu Türk’üm diyene! ‘’ kültürüyle büyütülmüş bir toplumda devlet baba bugün çıkıp da biz artık mücadele etmekten yorulduk derse, bu memleketin serdengeçtilerinin hiç bitmeyeceğini hatırlatmak isteriz. Derlerse ki buyurun siz gidin mücadeleye, hem vallahi hem de billahi eşimi ve 4 yaşındaki kızımı bugün bırakıp yarın istenilen yerde olurum. Bu sözüm hamasetten uzak şehadet arzusundan kaynaklı yürekten yazılmış bir sözdür.
Velhasıl buradan AKP ve MHP tabanındaki büyüklerime, kardeşlerime seslenmek istiyorum, bulunduğunuz konum artık sizi temsil etmiyor, mevzilerinizi terk edin, yemin olsun kimse size yolundan döndü, bizi yalnız bıraktı demeyecektir. Takım tutar gibi fanatizm ile hareket etmekten ziyade elinizi vicdanınıza koyun, vebal altında olduğunuzu bilin ve buna göre bir tepki verin, unutmayın bir olaya tepki verip eleştirmek sizi davanızdan döndürmez ya da bulunduğunuz cenahtan ayrı kalmak sizi sahipsiz yapmaz, aksine sizi topyekün bu yürek hareketine dahil eder.
Haklı tepkilerimiz, her daim olduğu gibi; devletimize bağlılıkla, hukuki zeminde devam edecektir” dedi.
SİYASET
Yayınlanma: 16 Temmuz 2025 - 13:14
Anahtar Partisi Niksar İlçe Başkanı Oğuzhan Aktaş'tan Çarpıcı Açıklama: "Devletin Prestiji Ayaklar Altında"
Anahtar Partisi Niksar İlçe Başkanı Oğuzhan Aktaş, son günlerde kamuoyunu derinden etkileyen gelişmelere ilişkin dikkat çeken bir açıklama yayımladı.
SİYASET
16 Temmuz 2025 - 13:14
İlginizi Çekebilir

Yaylaya klimalı dolmuş hattı lazım, bir ön ayak ol başkanım
Yüreğimizdeki ateşe su serpmeye geliyorlar. Var olun vatanın has evlatları! Sağ olun mayası bozulmayan Türk evlatları
Gomistler moskovaya..