Başkan Mehmet Kaynak: “Bu kuşları korumak insan sağlığı için hayati önemde”
Yaz mevsiminin başlamasıyla birlikte doğa yürüyüşleri, piknikler ve tarımsal faaliyetlerde artış yaşanırken, kene tehlikesi de yeniden gündeme geldi. Kenelerle doğal mücadelede etkili olan keklik ve sülünlerin korunmasına yönelik çağrı ise Yeşil Niksar Avcılar ve Atıcılar Derneği’nden geldi.
Dernek Başkanı Mehmet Kaynak, Niksar, Reşadiye ve Başçiftlik bölgelerinde keklik ve sülünlerin doğadaki kene popülasyonunu azaltan önemli canlılar olduğunu belirterek, bu kuşların avlanmasının yasaklandığını vurguladı.
“Kenelerle Doğal Mücadele İçin Keklik ve Sülünlere Sahip Çıkalım”
Başkan Kaynak açıklamasında şunları söyledi: “Doğada yaşayan keklik ve sülün gibi hayvanlar, keneleri besin olarak tüketerek popülasyonun artmasını engelliyor. Yaz aylarında artan kene vakalarına karşı bu kuşların varlığı büyük önem taşıyor. Bu nedenle avlarını yasakladık, avcılarımız da bu yasağa riayet ediyor.”
Yaklaşık sekiz yıldır dernek bünyesinde keklik avına kesinlikle izin vermediklerini belirten Kaynak, koruma faaliyetlerine de aktif şekilde katıldıklarını söyledi: “Reşadiye ve Başçiftlik dahil olmak üzere geniş sorumluluk alanlarımızda keklik popülasyonunun artması için çalışıyoruz. Bin adet keklik salımı yaptık, yemleme ve gözlem faaliyetleri gerçekleştirdik. Bu bölgelere keklik avını asla açmayacağız.”

“Avcılar Sadece Avlamaz, Doğayı da Korur”
Avcıların kamuoyunda yanlış bir algıyla değerlendirildiğine dikkat çeken Kaynak, şu ifadeleri kullandı:
“Avcı denince akla sadece silah taşıyan, her gördüğünü vuran insanlar geliyor. Oysa bizler doğayı koruyan, kaçak avcılıkla mücadele eden, yemleme ve gözetleme yapan insanlarız. Halkımız bu ayrımı iyi bilmeli: Yasal, belgeli avcıyla kaçak avcı aynı değildir.”
“Avcılardan Alınan Vergiler Doğaya Harcansın”
Avcılardan alınan yüksek vergilerin yaban hayatına aktarılmadığından da şikayet eden Kaynak, şöyle konuştu: “Bu yıl sadece bir avcının yıllık ödeyeceği vergi 6.500 TL. Türkiye’de 500 binin üzerinde avcı var. Eğer bu gelir doğrudan yaban hayatı için harcansa, doğada keklik ve yabani hayvan kalmaz diye bir şey olmaz. Her yer bu canlılarla dolar. Ne yazık ki bu kaynakların tamamı doğaya aktarılmıyor.”
Kaçak Avcılara Uyarı: “Vicdanınızı Dinleyin”
Kaçak avcılıkla ilgili de uyarılarda bulunan Kaynak, şunları kaydetti: “Bu hayvanların eti için avlanmasına gerek yok. Artık hiç kimsenin keklik etiyle karnını doyurmaya ihtiyacı yok. Üstelik bu işin ciddi yasal yaptırımları var. Belgesiz avcılık, takozsuz tüfek kullanımı, av kotasına uymamak gibi nedenlerle yüklü para cezaları uygulanıyor. Gerekirse 20 bin lirayı aşan cezalarla karşılaşabilirsiniz. Ama asıl olan vicdan. Bu hayvanların nesli tükenirse, bedelini sadece doğa değil insanlık da öder.”
“Doğaseverlere ve Avcılara Çağrı”
Son olarak, hem avcılara hem doğaseverlere seslenen Başkan Kaynak, şu çağrıda bulundu:
“Lütfen bilinçli olalım. Keklik ve sülün gibi türleri korumak sadece doğa için değil, insan sağlığı için de gereklidir. Bu hayvanların yaşaması, kenelerle doğal mücadelenin sürmesi demektir. Unutmayalım ki bilinçsiz avcılık, doğrudan insan hayatını da tehlikeye atar” şeklinde konuştu.
Uzmanından "kene ile mücadelede keklik fayda sağlamaz" görüş Kene ile mücadeleye yönelik çalışmalarıyla öne çıkan Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zati Vatansever, kekliklerin doğaya salınmasının sanıların aksine keneyle mücadelede etkili olmadığını belirtti. Kene ile mücadeleye yönelik çalışmalarıyla öne çıkan Kafkas Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zati Vatansever, kekliklerin doğaya salınmasının sanıların aksine keneyle mücadelede etkili olmadığını belirtti. Vatansever, artan kene vakaları nedeniyle Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından çiftçilere online eğitim verilmesi amacıyla oluşturulan Tarım Orman Akademisi'nde ders verdi. Vatansever, sunumunda daha çok kırsal alanlardaki tarla, meşelik ve meralarda rastlanan ve sadece kan emerek beslenen kenelerle mücadele konusundaki bilgilerini aktardı. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığına neden olan avcı karakterdeki kenelerin, bir taş ya da bitkinin dibinde saklanarak konak beklediğini aktaran Vatansever, "Bu keneler, titreşim, koku, vücut ısısı ya da yürüyüşünüzden gelişinizi hisseder ve sizi takip eder. 15-20 dakika takip etme kabiliyetleri vardır, çok hızlı hareket ederler." diye konuştu. Vatansever, "Keneler tükürük vererek kan çeker, tükürük bezlerinde mikrop varsa bulaştırır. Sivrisinekler 20 saniye kan emerken, keneler günlerce kan emebilir. Kenenin doğal bir düşmanı yoktur. Kenenin var olması için insan ya da hayvan gibi kan emecek bir konak olmalı." ifadelerini kullandı. "Eve gelince kene kontrolü yapın" Kenelerin mümkün olduğunca erken çıkarılması gerektiğine dikkati çeken Vatansever, sözlerini şöyle sürdürdü: "Üzerinizde durduğu sürece kene enfeksiyonu size vermeye devam eder. 6-12 saat içinde mikrobu vermeye başlar. Tarlaya ve bahçeye gidenler her akşam kıyafetlerini çıkararak kene kontrolü yapar ve bulunan kene zaman geçirilmeden çıkarılırsa enfeksiyonun bulaşması engellenmiş olur. Birkaç gün fark etmezseniz kenedeki mikrop size bulaşır." Vatansever, kenedeki KKKA virüsünün hayvanlara bir şey yapmadığını ancak insanları hasta ettiğini söyledi. Kenelerin iklim nedeniyle Türkiye'de yaygın olduğuna işaret eden Vatansever, "Türkiye'de pek çok kene türü var. Asıl yaygın olan ise KKKA hastalığını bulaştıran tür. Bu tür, daha çok yaban hayatın, sığırın olduğu ve parçalı arazi yapısındaki yerlerde yaygın. Bu keneler daha çok İç Anadolu'nun kuzeyi ve Karadeniz'in iç kesimlerinde görülüyor. Riskli bölgelerde bir kişinin üzerine saatte 20 kene gelebilir. Bu, endişe verici bir rakam." değerlendirmesinde bulundu. "Sığırlar her sene ilaçlanmalı" Hastalıklı kenenin yumurtlayarak hastalığı yavrularına da geçirdiğini anlatan Vatansever, "Yavru keneler genelde keklik, tavşan ve kirpi gibi küçük hayvanlara tutunur. Kene yavrusunu bu hayvanlar besler. Keneyle mücadele için 'doğaya keklik salalım' deniliyor ama bilinenin aksine keklikler kene yemez, tam aksine keneyi çoğaltır. Keneleri bir kanatlı, keklik ya da kuş yok edemez." dedi. Vatansever, her yıl sığırların ilaçlanması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti: "Sığırları meraya çıkarmaya başladığı gün itibarıyla ve 30 gün arayla 2-3 defa ilaçlarsak, takip eden senedeki kene sayısını azaltmış oluruz. Eğer ilaçlama eş zamanlı yapılmazsa başkasının hayvanından kene yine çoğalır. Çevre ilaçlamasının faydası yok, doğadaki canlılar ölür ama kene toprağa saklandığı için ona bir şey olmaz. Şehirlerde de kene ilaçlaması yapılmasının anlamı yok." Kaynak: AA / Ekonomi Kafkas Üniversitesi
Sülün ve keklik avlayanlara büyük para cezası verilsin.
Keneleri yiyen Kusları lütfen avlamayalım.