Eğitim-Sen Tokat Şube Başkanı Hakan Gümüşdoğan, Tokat'ın, özellikle okulların fiziki durumları, bazı bölgelerde dersliklerdeki öğrenci sayıları sebebiyle eğitimde sınıfta kaldığını belirtti.
Eğitim-Sen Tokat Şube Başkanı Hakan Gümüşdoğan, MEB'in resmi verilerinin kamusal eğitimin adım adım tasfiye edilerek, özel öğretimin ve dini eğitim veren okulların teşvik edildiğini, eğitimde yaşanan ticarileşme ve dinselleştirme uygulamalarının artarak yaygınlaştığını bütün yönleriyle ortaya koyduğunu belirtti.
Gümüşdoğan, yazılı yaptığı açıklamada Milli Eğitim Bakanlığı'nın (MEB) 9 Eylül 2018 tarihinde yayınladığı 2017-2018 eğitim öğretim yılsonu örgün eğitim istatistiklerinin, eğitim sisteminin iktidar eliyle tehlikeli bir uçuruma doğru sürüklediğini açıkça gösterdiğini ifade etti.
Gümüşdoğan'ın açıklaması şöyle oldu; "Eğitim Sen'in ve bilim insanlarının bütün eleştiri ve itirazlarına rağmen eğitimde 4+4+4 dayatması ile ülkemizde yaşanan 'piyasa merkezli' ve yoğun 'inanç sömürüsüne' dayanan adımlar, eğitimde yaşanan nitelik kaybının en temel nedenleri arasındadır.
2018-2019 eğitim-öğretim yılında kamu kaynaklarının özel okullara aktarılması uygulamaları artarak devam edecektir. Bu durum iktidar ve MEB açısından büyük bir övünç kaynağı olarak görülürken, eğitim hakkından eşit koşullarda yararlanamayan, eğitimin giderek paralı hale gelmesi nedeniyle okul dışına itilen çocukların sayısının artmasına neden olmakta ve toplum içindeki sınıfsal çelişkileri daha da belirgin hale getirmektedir.
Türkiye'de okul ve derslik sayısı öğrenci sayısına paralel ve ihtiyaca yanıt veren düzeyde değildir. Okullarda ikili eğitim, birleştirilmiş sınıf ve taşımalı eğitim uygulamaları sürmektedir. Kalabalık sınıflarda eğitim hem öğretmenler hem de öğrenciler açısından önemli bir sorundur. Okulların fiziki yapı ve donanım açısından yaşadığı eksiklikler sağlıklı bir eğitim hizmetinin verilmesini güçleştiren önemli bir unsurdur.
Okulların eğitim kurumu olmaktan adım adım uzaklaştırıldığı, öğrencilerin yarış atı gibi sınavdan sınava koşturulduğu, öğretmenlerin mülakat sınavı ile sözleşmeli istihdam edilerek esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlandığı, siyasal kadrolaşmanın arttığı, eğitimde farklı dil ve kimliklerin dışlandığı, eğitimin zaten sorunlu olan niteliğinin daha da kötüleştiği bir eğitim sisteminin ülkemize ve çocuklarımıza olumlu bir katkı yapması mümkün değildir.
Eğitimde siyasal kadrolaşma uygulamalarının yukarıdan aşağıya doğru organize bir şekilde gerçekleştirilmesi, okullarda yaşanan şiddetin artması, eğitim emekçilerine yönelik çeşitli saldırı ve tehditlerin (ihraç, açığa alma, sürgün vb.) sürmesi gibi uygulamalar, tıpkı ülke genelinde olduğu gibi, okullarımızın ve üniversitelerin fiilen kışla ya da cezaevi haline getirilmesine neden olmuştur.
Okul öncesi eğitimden başlayarak eğitim yatırımlarına, ders kitaplarının hazırlanmasından eğitim yöneticilerinin belirlenmesine, sınıf mevcutlarından eğitimin laik, bilimsel ilkeler doğrultusunda verilmesine kadar her alanda eğitimin demokratik ve kamusal yönünün geliştirilmesine özen gösterilmelidir. Derslik, okul, öğretmen açıklarından eğitimin genel bütçe içindeki payına kadar, eğitimin hemen her alanında köklü bir değişime gereksinim vardır.
Tokat'taki Okullarda Fiziki Sorunlar Kısa Sürede Çözülmeyecek
Bunların yanı sıra ilimiz Tokat merkezinde neler yaşanıyor? İlimiz, özellikle okulların fiziki durumları, bazı bölgelerde dersliklerdeki öğrenci sayıları sebebiyle sınıfta kalmıştır. Liselerde Anadolu Liselerine talep sebebiyle sınıf mevcutları özellikle 9. sınıflarda 40 kişi olarak belirlenmiştir. Böyle kalabalık sınıflarda eğitimin kalitesi tartışmasız, yetersiz ve niteliksiz olacaktır. Bu sayılar İmam Hatip Liselerine ilginin bir hayli az olduğunun da birer göstergesidir. Nüfusun %70'nin yaşadığı Karşıyaka Bölgesinde, Anadolu Lisesi statüsünde sadece 15 Temmuz Şehitleri Anadolu Lisesi bulunmaktadır. Öyle ki Yazıcıoğlu Bölgesinde oturan bir öğrencinin katettiği mesafeyi bir düşününüz.
Ortaokullarımızda da sıkıntı bir hayli fazladır. Karşıyaka Bölgesindeki Atatürk Ortaokulu ve Karşıyaka Ortaokulu mecburen ikili eğitim vermeye devam etmektedir. Eski adı Fevzi Çakmak İlköğretim Okulu olan bu okulun yıkımına halen başlanamamıştır. Aynı şekilde Merkez Bölgede bulunan Yeşilbağ Ortaokulunun sadece yıkımı 1 yıl sürmüştür. Bu okul Yunus Emre İlkokulu içinde İkili eğitim vermektedir.
İlkokullarda Merkez bölgede ve Karşıyaka bulunan bazı ilkokullarda 1. Sınıf öğrenci mevcutları 40'ı bulmuştur. Yeşilırmak İlkokulumuz yıkıldıktan sonra eğitimini Fahriye Arat İmam Hatip Ortaokulu içinde ikili devam etmektedir. Ortada fiziken bir okul bile yoktur. Bu bile başlı başına bir sorundur.
Geçen Haziran ayında Valimiz SayınDr Ömer Toraman ve İl Milli Eğitim Müdürümüz Sayın Levent Yazıcı'ya bu hususlar iletilmiş ve sn Yazıcı bizlere Karşıyaka bölgesinde özellikle arsa tahsisinde sorunlar olduğunu aktarmıştır. Bu da gösteriyor ki bu fiziki sorunlar kısa sürede çözülemeyecektir.
Tüm bu sorunları yakından takip eden veliler her türlü fedakarlığı yaparak çocuklarını özel okullara göndermek istemektedirler. Halbuki nitelikli eğitim almak her öğrencimizin hakkıdır.
Kamusal, parasız, demokratik, nitelikli, bilimsel ve anadilinde eğitimin önündeki engellerin kaldırılması için somut adımlar atılmalı, eğitimde ticarileştirme ve eğitimi dinselleştirme adımlarına derhal son verilmelidir. Her geçen gün daha fazla piyasa ilişkileri içine çekilen, okul öncesinden üniversiteye kadar bilimin değil, dini inanç sömürüsünün referans alındığı bir eğitim sisteminde eğitim ve bilim emekçilerinin, öğrenci ve velilerle birlikte kamusal, bilimsel, demokratik, laik eğitim hakkı için mücadelemizi arttırarak sürdüreceğimiz bilinmelidir.
