Tokat’ta altın ve bakır madenciliği tehdidi bu kez Almus ilçesi ve Tozanlı Vadisi’nde gündeme geldi. TEMA Tokat İl Temsilciliği, geniş bir alanı kapsayan ruhsatlandırmanın bölgenin ekosistemi, tarımı ve su kaynakları üzerinde ciddi riskler oluşturduğuna dikkat çekti.
Tokat’ta uzun süredir tartışma konusu olan altın ve bakır madenciliği tehlikesi, bu kez Almus ilçesi ve Tozanlı Vadisi’nde gündeme geldi. Birleşmiş Milletler’in “Sürdürülebilir Kalkınma için Maden Yönetimi Raporu”nda yer alan “madencilik yapılan alan bir daha geri getirilemez” uyarısı, bölge için yeniden önem kazandı.

MAPEG tarafından verilen ruhsat kapsamında, yaklaşık 1987 hektarlık (yaklaşık 2800 futbol sahası büyüklüğünde) alan IV. Grup madencilik faaliyetleri için bir firmanın kullanımına açıldı. Söz konusu alan; Çilhane, Çayköy ve Çiftlikköy yaylalarını kapsıyor ve bölgenin çatı ekosistemi olarak değerlendiriliyor.

Konuya ilişkin açıklama yapan TEMA Tokat İl Temsilcisi Ziraat Yüksek Mühendisi Oğuzhan Aydın, Tokat’ın güçlü bir tarım kenti olduğuna dikkat çekerek, “Bereketli toprakları, geniş orman, mera ve otlak varlığı ile zengin su kaynaklarına sahip Tokat’ta, toprakların yaklaşık yüzde 22’si Büyükova Koruma Yasası kapsamında tarımsal sit alanı ilan edilmiştir. Buna rağmen, bu ovaların çatı ekosistemini oluşturan dağ ve yaylaların madenciliğe açılması büyük bir risktir” dedi.
Aydın, TEMA Vakfı’nın MAPEG verilerine dayanarak hazırladığı rapora göre Tokat genelinde 937 adet IV. Grup maden ruhsatı bulunduğunu belirterek, bu durumun tarım kenti kimliği açısından ciddi bir tehdit oluşturduğunu ifade etti. Son ruhsatlandırılan alanların ise Almus ve Tozanlı yaylaları olduğunu vurguladı.

TEMA heyeti, üç köyün muhtarlarıyla Çilhane köyünde bir araya gelerek olası riskleri değerlendirdi. Altın madeni işletmeye açılması halinde; ormanların, meraların, tarım arazilerinin ve su kaynaklarının zarar görebileceği, bunun da bölge halkının yaşamını doğrudan etkileyeceği bilimsel verilerle aktarıldı.
Aydın, “Bu süreçte nasıl bir hukuki ve bilimsel mücadele yürütülmesi gerektiği konusunda muhtarlar ve bölge halkı bilgilendirildi” dedi.
Altın madenciliğinin yalnızca belirli bir alanı etkilemeyeceğini vurgulayan Aydın, “Bu sorun lokal değil, bir havza sorunudur. Bu nedenle yalnızca üç köy değil, havza üzerinde bulunan tüm yerleşimler ve Almus halkı birlikte hareket etmelidir” ifadelerini kullandı.