Son yıllarda teknoloji baş döndürücü bir hızla ilerliyor. Özellikle yapay zekâ uygulamaları hayatımızın birçok alanına girmiş durumda. İnsanlar artık sorularını, problemlerini ve hatta duygusal sıkıntılarını bile yapay zekâ sistemlerine sorabiliyor. Ancak burada çok önemli bir noktayı net biçimde ifade etmek gerekiyor: Yapay zekâ bir psikolog değildir.
Bir klinik psikolog olarak sahada her gün insanların hikâyelerine tanıklık ediyorum. Travmalar, kayıplar, ilişkisel sorunlar, çocukluk deneyimleri ve insan ruhunun son derece karmaşık yapısı… Bunların hiçbiri yalnızca bilgi üretmekle çözülebilecek meseleler değildir. Psikoterapi, yalnızca doğru cümleyi söylemekten ibaret değildir; aynı zamanda insanla kurulan güven ilişkisi, empati, etik sorumluluk ve terapötik süreçtir.
Yapay zekâ sistemleri geniş veri setlerinden öğrenir ve bu verilere dayanarak cevaplar üretir. Bu açıdan bakıldığında bilgi sunma, genel öneriler verme veya psikoloji hakkında temel bilgiler paylaşma konusunda faydalı olabilirler. Ancak bir danışanın gözlerindeki duyguyu okumak, ses tonundaki kırılmayı fark etmek ya da terapötik sessizliğin anlamını kavramak gibi insana özgü beceriler teknolojiyle ikame edilemez.
Psikoterapi aynı zamanda etik sorumluluk gerektiren bir meslektir. Bir klinik psikolog belirli bir eğitimden geçer, süpervizyon alır, meslek yasalarına ve etik ilkelere bağlı olarak çalışır. Yapay zekâ sistemlerinin ise böyle bir mesleki sorumluluğu veya hukuki bağlayıcılığı yoktur. Bu nedenle yapay zekâyı bir psikolojik destek aracı gibi görmek ciddi riskler doğurabilir.
Bu noktada teknolojiye karşı olmak gerektiğini söylemiyorum. Aksine doğru kullanıldığında yapay zekâ, psikoloji alanında eğitim materyalleri üretmek, farkındalık artırmak ve bilgiye erişimi kolaylaştırmak açısından oldukça değerli bir araç olabilir. Ancak araç ile uzmanı birbirine karıştırmamak gerekir.
Unutmamalıyız ki psikoloji bilimi insanı anlamaya dayanır. İnsanı anlamak ise yalnızca veriyle değil, deneyimle, empatiyle ve gerçek bir insan ilişkisiyle mümkündür.
Yapay zekâ güçlü bir araçtır. Fakat psikolog değildir ve insanın ruhsal dünyasının yerini tutamaz.
Uzman Klinik Psikolog
Doğukan Demirel