Türk Eğitim-Sen Tokat Şube Başkanı Hakan Akkaya 2018-2019 eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla yaptığı açıklamada, hem eğitim hayatı hem de eğitim çalışanları için önemli değişimlerin yaşanacağı, hak kayıplarının olmayacağı, ülkenin dünya ülkeleri ile yarışmasını sağlayacak dönüşümlerin gerçekleşeceği bir yıl temenni ettiklerini ifade etti.
Türk Eğitim-Sen Tokat Şube Başkanı Hakan Akkaya, yeni eğitim-öğretim yılının başlaması dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada yeni eğitim-öğretim yılına yeni Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ile balanıldığını belirterek, "Umuyoruz ki, Sayın Selçuk döneminde geçtiğimiz eğitim-öğretim yıllarındaki hatalar tekrarlanmaz, hem eğitim hayatımız hem de eğitim çalışanları için önemli değişimlerin yaşanacağı, hak kayıplarının olmayacağı, ülkemizin dünya ülkeleri ile yarışmasını sağlayacak dönüşümlerin gerçekleşeceği bir yıl olur." ifadelerini kullandı.
Yeni eğitim-öğretim yılı başında eğitimde tespit ettikleri bazı eksikleri Milli Eğitim Bakanlığı ile paylaşmak istediklerini belirten Akkaya, şöyle devam etti: "2018 yılı sonuna kadar toplam 40 bin atama daha ve 2019 yılında da 100 bin atama istiyoruz. Milli Eğitim Bakanlığı 2018 yılı içinde 20 bin atama gerçekleştirdi. Bunun üzerine sendikamız bu atama sayısının yetersiz olacağını dile getirerek, ek 40 bin atama talep etti. Milli Eğitim Bakanlığı hem atama bekleyen öğretmenlerin hem de sendikamızın taleplerine duyarsız kalmadı ve 2018 yılı içinde 20 bin atama daha yapılacağını açıkladı. Öncelikle Milli Eğitim Bakanı Sayın Ziya Selçuk'u bu hassas tavrından dolayı tebrik ediyoruz. Ancak ek atama ile birlikte 2018 yılı için toplam 40 bin atama eğitimimizin ihtiyaç duyduğu atama sayısının gerisinde kalmaktadır. Temmuz ayı sonunda yapılan 20 bin atamaya ilaveten 40 bin ek atama isteyen sendikamızın talebinin yarısının yerine getirilecek olması okullardaki öğretmen açığı sorununu çözmeye yetmeyecektir. Milli Eğitim Bakanlığı'nın yapacağı ilave atama sayısının 20 bin daha artırılarak, toplam 40 bin olmasını istiyoruz. Ayrıca KPSS sonuçlarının iki yıl geçerli olmasından dolayı yapılacak 20 bin atamaya hem 2017 hem de 2018 KPSS sonuçlarıyla başvuru yapılacaktır. Eğer 2018 yılı için atama sayısı artırılmaz ise 2017 ve 2018 KPSS'de yüksek puan almış arkadaşlarımız mağdur olacaklardır.
OCED ortalaması baz alındığında ülkemizde ilkokulda öğretmen açığı 43 bin 130, ortaokulda 75 bin 452'dir. Dolayısıyla 2019 yılında hem ihtiyaçlar hem de beklentiler göz önüne alındığında 100 bin atama yapılması gerekliliktir. Bu konuda tasarruf yapılmamalı, eğitim hizmetleri kesintiye uğratılmamalı, Türkiye'de artık öğretmensiz okul kalmamalıdır. Derslik açığı da çözülmesi gereken en önemli sorunlardandır.
Sözleşmeli ve mülakatlı öğretmen alımı kaldırılmalıdır
Sözleşmeli ve mülakatlı öğretmen alımı 2016 yılında getirilmiş, o tarihten bugüne kadar hiç kadrolu atama yapılmamıştır. 2011 yılında kaldırılan sözleşmeli öğretmenliğin yeniden üstelik bu kez mülakat ile birlikte getirilmesi öğretmenlik mesleğinde derin yaralar açmıştır. Öncelikle şunu belirtmek istiyoruz. Öğretmenlik uzmanlık mesleğidir. Dolayısıyla ücretli, sözleşmeli ve kadrolu şeklinde kategorize edilmesi, öğretmenlerin öğretmenler odasında bölük pörçük edilmeleri pedagojik açıdan son derece yanlıştır. Mülakatla öğretmen alımı da tamamen hak gaspının yaşandığı, emek ve alın terinin hiçe sayıldığı bir atama yöntemidir. Mülakat komisyonlarında 5 dakika içerisinde öğretmenlere puan verilmektedir. Üstelik aynı KPSS puanına sahip olmasına rağmen her komisyonun puan takdiri farklı olduğundan adaylara farklı puanlar verilmektedir. Dolayısıyla tamamen sübjektif yaklaşımlara dayanan, alın terini yok sayan mülakat uygulaması kaldırılmalıdır. Talebimiz ivedilikle sözleşmeli öğretmen alımının iptal edilmesi, tüm öğretmenlerin kadrolu olarak ve sadece KPSS puan üstünlüğüne göre istihdam edilmesi ve öğretmenlik mesleğinin rencide edilmesine daha fazla müsaade edilmemesidir. Eşler birleştirilmeli, aileler parçalanmamalıdır
Bilindiği gibi Milli Eğitim Bakanlığı her ikisi de sözleşmeli öğretmen olarak görev yapanlara eş durumuna bağlı atama başvurusu yapabilmelerine olarak tanımıştır. Bu, olumlu bir gelişme olmasına rağmen eşi öğretmen olmayan sözleşmelilerin aileleri ne yazık ki birleşememiştir. Sayın Milli Eğitim Bakanı Selçuk'tan istirhamımız, bu çocuklarımızın boynu bükük kalmaması, anne babalarına özlem duymaması, aile bütünlüğünün bozulmaması için il-ilçe emri getirmesidir.
Yönetici atamaları ve şube müdürlüğü atamaları yazılı sınav sonuçlarına göre yapılmalıdır. Mülakat her alanda adaletsizlikler doğurmaktadır. MEB'de gerçekten liyakati sağlamak, makamların ehil kişiler tarafından yönetilmesinin önünü açmak, başarılı okullar ve başarılı öğrenciler oluşturmayı hedefliyorsak, o halde yönetici atamalarında kul hakkı gözetmeliyiz. Bunun için de en başta yapılması gereken yönetici atamalarında objektiflikten uzak olan sözlü sınavı kaldırmak, yazılı sınav esasına göre yönetici atamalarının atanmasını sağlamak olmalıdır.
Geçmiş dönemde Bakan oluruyla yapılan şube müdürlüğü ve il/ilçe milli eğitim müdürü atamaları eğitim camiasında büyük bir huzursuzluğa neden olmaktadır. Bu konuyu da Sayın Ziya Selçuk ile paylaştık ve 76. Madde atamalarının iptal edilmesini istedik. Siyasi saiklerin ön planda olduğu, yandaş sendika üyelerinin kayırıldığı şube müdürlüğü atamalarında da hakkaniyet ivedilikle sağlanmalıdır. Herkes bilmelidir ki; birtakım sendika, vakıf, dernek ve cemiyetlere yakın kişilere iltimas sağlandıkça, biat edenler koruyup, kollandıkça, alın teri görmezden gelinip, torpilliler iş başına getirildikçe eğitimin hiçbir kademesinde liyakati sağlayamaz ve eğitim kurumlarının içini bir bir boşaltırsınız.
Öğrenci Andı yeniden okutulmalıdır
Tüm karşı çıkışlarımıza, yaptığımız eylem ve basın açıklamalarına rağmen Öğrenci Andı 2013 yılında kaldırılmıştı. Biz o dönemde Öğrenci Andında yer alan Türklük kavramının, Anayasa'da tanımlanan Türklük kavramı olduğunu, “Ne Mutlu Türküm Diyene” ifadesinin bir ırka mensubiyet anlamına gelmediğini, milli kimlik ifadesi olduğunu, Öğrenci Andının milletimizi birleştiren, bütünleştiren en önemli unsurlarından biri olduğunu dile getirmiştik. Nitekim 15 Temmuz felaketi göstermiştir ki, milletimizin en çok ihtiyaç duyduğu şey milli birlik ve beraberliktir. Milli birlik ve beraberlik ruhunun toplumun tüm kesimlerine sirayet etmesi sayesinde 15 Temmuz hain darbe girişimi başarıyla geri püskürtülmüştür. Bu minvalde tek bir millet olma şuurunun küçük yaşta çocuklarımıza kazandırılması gerekmektedir. Öğrenci Andı da bu ruhun kazandırılmasının mihenk taşıdır. Andımız, içeriği ve verdiği duygu bakımından bu amaca hizmet ediyordu. Dolayısıyla Öğrenci Andı 17 Eylül Pazartesi gününden itibaren ve devam eden süreçte okullarımızda yeniden okutulmalıdır.
Öte yandan;
-Bölgeler arasındaki eşitsizlikler mutlaka giderilmelidir.
-Okullaşma oranları mutlaka artırılmalıdır. 2013-2014 eğitim-öğretim yılında ilkokulda okullaşma oranı yüzde 99,57 iken, 2017-2018 eğitim-öğretim yılında ilkokulda okullaşma oranı yüzde 91,54'e düşmüştür.
-Ülkemizdeki öğretmen ve eğitim çalışanlarının maaşları artırılmalıdır. Yapılması gereken ülkemizde eğitim çalışanlarının maaşlarını insanca yaşayabilecekleri düzeye çıkarmaktır.
-Her eğitim-öğretim yılı başında verilen eğitime-öğretime hazırlık ödeneği tüm eğitim çalışanlarına verilmesi sağlanmalıdır.
-Karma eğitim ile ilgili tartışmalara üzülerek şahit oluyoruz. Bilindiği gibi 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 15. Maddesinde “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır” denilmektedir. Görüldüğü üzere okullarda karma eğitim yapılması hususu kanunda çok net olarak belirtilmiştir. Dolayısıyla karma eğitim tartışma malzemesi yapılmamalı, bu konu siyasi, ideolojik çekişmelere alet edilmemelidir.
-Okullara verilen ödenekler artırılmalı, hizmetli kadrosu güçlendirilmeli, okullar kaderleri ile baş başa bırakılmamalıdır.
-Her okulun güvenliği sağlanmalı, okullar kameralarla donatılmalı, şiddet olaylarının önüne geçilmelidir. -Eğitim sistemi, müfredat, mevzuat konuları başta olmak üzere yapılacak değişiklikler hayata geçirilmeden önce paydaşların görüşü alınmalıdır.
