Öğretmen emeklisi anne babanın oğlu olarak genç yaşlarından itibaren Antalya’da kırtasiyecilik sektöründe sıfırdan başladığı Depo Kırtasiye ismini güvenilir bir marka haline getiren Tugay Çavuşoğlu gençlere “hedeflerinizin büyüklüğü kadar kalbinizin de temiz olmalı” mesajını veriyor.
Antalya’da Depo Kırtasiye’nin kurucusu ve sahibi Tugay Çavuşoğlu Antalya’nın önde gelen sosyal medya sitesine vermiş olduğu röportajda;

SIFIRDAN BAŞLADIM İŞİME.
“Ben sıfırdan başladım. Belli bir yaştan sonra bir seviyeye babamla beraber getirdik işi. On sene önce sıfırlayarak, ayrıldığım babamdan kendim yapacağım deyip bu yola koyuldum.

Çok küçük bir dükkan tutabildim. Sıfır sermayeyle başladım sayılabilir. On metrekare bir dükkan tuttum. On beş metrekare en fazla. On beş metrekare dükkanda kırtasiye mi yapılır diyeceksiniz? İmkanınız olmadığı zaman inanın yapılabiliyor. Bunu gördüm. Ondan sonra böyle bir küçük kırtasiye benim koyabileceğim hayallerim çok büyüktü. Hayallerim büyük olduğu için ben buraya dedim depo kırtasiye ismini koymak istiyorum. Büyük oynamak istiyorum dedim. Büyük yerlere gelmek istiyorum dedim. Hatta eşim ‘Kutu Kırtasiye’ ismini koyalım dedi böyle söylemleri falan oldu. Şakalaştık aramızda, hayallerim büyüktü. Yani Depo Kırtasiye koymamın sebebi bu benim.”

“Peki bu hayalin neresindeyiz şu anda? Bu da çok önemli.
-Bu hayali şu anda 180 metrekare büyük bir dükkana geçirdik hayalimizi. Çok çalıştık, çok gayret ettik. Bugünkü geldiğim noktada on yılda baktığım zaman çok yol kat ettik. Ama bu yolu kat ederken bir şeyler vermemiz gerekiyor kendimizden. Benim tavsiyem kendinizi yormadan inanarak yapın işinizi. Çok güzel yerlere gelinebiliyor. Ben onu gördüm yani. “

“Peki seni diğer esnaflardan ayıran yönün ne? Yani bu on yıllık süreyi böyle artıya çevirme pozitife çevirme anlamında kendinde farklı yaptığını gördün neler var mesela?
-Ben ismimin bile farkına vardım burada. Depo Kırtasiye şimdi ben yüz seksen metre kare dükkanına Depo Kırtasiye ismini koyduğum zaman benim en hoşuma giden şey dükkanıma müşterilerin çekinerek girip burada perakende var mı diye sormaları beni çok mutlu ediyor. Yani bir toptan görüntülü biz on sene önce düşünmüşüz diyorum ben. “

BİLDİKLERİNİZİ PAYLAŞIN, KENDİNİZİ GELİŞTİRİN.
“Bir de şimdi biliyorsunuz ülkemiz ekonomik zorlu bir sürecin içerisinden geçiyor.
Gerçekten hani birçok esnafa gittiğiniz zaman sizin meslektaşınız olabilir. Kırtasiyeci olabilir ya da sanayi sektöründe başka bir esnaf olabilir.
Herkesin diline pelesenk olmuş bir şey var. Doğruluk payı olanlar işinin özelinde bunu yaşayanlar olabilir ama genel manada şunu söylüyorlar. İşler çok kötü. Biz kesinlikle iş yapamıyoruz. Özellikle kendi sektörümüzde olan esnaflara ve diğer esnaflara bununla ilgili ne söylemek istersiniz? Ben bu soruyu çok duyuyorum. Ben her zaman şunu söylüyorum. Kazanan kazanıyor arkadaşlar. Ben bugün kırtasiyeciyim. BMV'ye binen o kadar çok kırtasiyeci arkadaşımız var ki. Ayrıca çiçekçilik de yapıyorum, Mercedes'e binen o kadar çok çiçekçi kardeşimiz var ki.
Yani burada yapmamız gereken kendimizde hata aramamız. Bizim meslektaşlarımız kendilerinde hata aramıyorlar. Böyle olduğu zaman da kendini yenilemeyen esnaf yavaş yavaş bitiyor.
Burada önemli olan konu kendimizi geliştireceğiz, kendimizi yenileyeceğiz, fark yaratacağız. “

GELSİNLER DANIŞSINLAR, BİLDİĞİM GÖRDÜKLERİMİ PAYLAŞIRIM.
“Şunu görüyorum, bir şey siz yapıyorsanız başkası öğrenmesin, fesatlığa kapılmayın. Dağıtın, bilgilerinizi dağıtın. Siz kendinize güveniyorsanız bu bilgiler sizin önünüzde açacaktır zaten.
Ama bakıyorum ben şimdi çok fesat meslektaşlarımız da var. İş öğretmek istemezler, şunu söylemek bana kim gelirse gelsin ben bildiğimi seve seve herkese anlatırım. Çiçekçi dükkanı mı açmak istiyorsun? Gel kardeşim bana danış. Kırtasiye mi açmak istiyorsun? Gel bana danış. Faydamız olsun insanlara.
Ya bu şekilde kendimizi yani verdiğimiz bizimdir arkadaşlar aldığımız değil. O özle düşünürseniz önünüz açılıyor inanın.

Ama yok şunu öğretmeyin. Ben kaşe makinesi alacaktım. Bütün matbaalara soruyorum. Bu dediğim on beş sene önce arkadaşlar yirmi sene önce dükkan açmadan önce. Herkes öğrenemezsin diyor bana. Ya dedim bu kaşe makinesi öğrenilmeyecek neyi var dedim ya. Ama çokta kaşe siparişi geliyor başkasına yaptırıyorum kırtasiyeci olduğum için. İnternetten araştırdım, Erol makine diye bir makine Eskişehir’de buldum. Bana burada kimse öğretmiyor. Abicim dedim bu işi bana kimse öğretmiyor. Gelip burada bana öğretebilir misiniz dedim. Abicim dedi yol paramızı verirseniz niye öğretmeyelim dediler. Kesinlikle dedim gelin dedim makineyi alıyorum ben bana öğretin dedim. Ve inanın on beş dakika sürmedi adamın bana bunu öğretmesi. On beş dakika sürmedi. Ben on beş dakika sonra kaşeci olmuştum. Yani her şey büyüttüğümüz gibi değil. Ben bugün geldiğim noktada dünyanın kaşesini yapıyorum. Çevremde arkadaşlarım çoğuna kaşe makinası aldırttım. Ama hep aldırdığım zaman benim işim ileri gitti. Kötüye gitmedi arkadaşlar.

Yani iyi niyetle yaklaşacağız her şeye. Ben bunu diyorum yani kalbin temiz olacak.
Bir şeyle kapatmak istiyorum. Genç arkadaşlar ayağınızı suya sokun. Soğuk da olsa. Soğuk da olsa sokun. Bazen soğuk olması faydalı da olabilir. Oturarak başarı gelmiyor. Ayağınızı soğuk suya sokun, cesur olun.”