29 Ağustos 2015 Cumartesi sabahı saat 07.30'da yaşama veda eden ZİÇEV'in Kurucusu ve Onursal Başkanı MAKBULE ÖLÇEN, 30 Ağustos 2015 Pazar Günü kılınan ikindi namazının ardından ailesi, akraba ve yakınları, sevenleri ve ZİÇEV'de eğitim alan özel çocuklar tarafından gözyaşlarıyla son yolculuğuna uğurlandı.
Türkiye'nin dört bir köşesinden gelen ZİÇEV Şubeleri temsilcileriyle birlikte resmi ve sivil birçok kurum ve kuruluş yöneticilerinin katıldığı cenaze töreninde, zihinsel yetersiz çocukların 'Makbule Anne'lerine hüzünlü vedası katılımcıları duygulandırdı.
Ankara, Karşıyaka Kabristanlığına defnedilen örnek ve önder insan MAKBULE ÖLÇEN'in zorluklarla geçen yaşamından kesitleri yansıtan yazarımız CİHAT TAŞKIN'ın hazırladığı MAKBULE ÖLÇEN - “İnsanlığa Adanmış Bir Yaşam” adlı yazısını paylaşıyoruz.
MAKBULE ÖLÇEN “İnsanlığa Adanmış Bir Yaşam”
Hazırlayan: CİHAT TAŞKIN
Makbule Ölçen 1927 yılının 28 Aralık gecesi Niksar'da doğdu. İlkokulu aynı ilçede, Albayrak İlkokulunda(5 yıl), ortaokulu Eskişehir, İstanbul ve Tokat'ta ve lise eğitimini de 1944 yılında İzmir'de tamamladı. Makbule Ölçen,1940-1941 yıllarında Niksar'da öğretmen yardımcılığı (Vekil Öğretmenlik) görevinde de bulundu. 14 Kasım 1946 tarihinde Ali Nejat Ölçen ile yaşamını birleştiren Makbule Ölçen,Niksar'ın öğrenim gören ilk kızlarından birisidir.
Evliliklerinin ilk 8 yılını (1952'ye kadar) Eskişehir'de, Porsuk Barajı şantiyesinde geçiren Ölçen çiftinin ilk çocukları Dumrul Ölçen 1948'de ve ikinci oğulları Demir Ölçen de 1951 yılında orada doğdular.
Demir Ölçen'in Down Sendrom olduğunu Eskişehir'de kontrol için gittiği Çocuk Hastalıkları Uzmanından öğrenen Makbule Ölçen, o günleri, yazdığı “Özürlüler Yokuşu” adlı kitabında şöyle anlatıyor: “Gözümden yaşlar boşanıyordu. Kalbime sanki ağır bir taş gelip yerleşmişti. Duyduklarıma inanamıyordum. Ne Nejat'ın ne de Doktorun yüzüne bakamıyordum. Suç işlemiş gibiydim. Biri omzumdan tutup ayağa kaldırdı, sarıldı, kendimi onun kolları arasında buldum. Beni bağrına basmıştı. 'Yalnız değilsin' diye fısıldadı.. Bu Nejat idi. Oğlumuzu kucağıma alıp, sessizce merdivenlerden indik.”
Yaşamları boyunca birbirlerini asla suçlamadılar. Düşündükleri sadece oğullarıydı.Demir için ne yapabilirler, onu yaşama nasıl kazandırabilirlerdi? ..ve doktorlarının bir sözü sürekli kulaklarında, beyinlerinde yankılanıp durdu:
“Demir'i 'Akıllı oğlum' diyerek seveceksiniz. Onun bu söze ve sevgiye ihtiyacı var.”
Bu öğüt, Makbule Ölçen'in iki yıllık öğretmenlik yaşamına yeni bir sayfa daha ekliyordu: Küçük oğlu Demir'i eğitebilmek..
1961 yılında eşi Ali Nejat Ölçen ile birlikte gittiği Almanya'nın Kiel kentinde, Demir'in bir yıl süreyle devam ettiği zihinsel özürlü çocukları eğiten okul, Makbule Ölçen'in Türkiye'ye döndüğünde ne yapacağını, edindiği bilgi birikimini ve deneyimleri nasıl toplumsallaştıracağı kararının zihninde çözümlenmesine neden oldu.
1968 yılında Geri Zekâlı Çocukları Koruma Derneği'ne üye olmuş ve iki yıl sonra da derneğin, aileleri tedirgin ettiği için, adının 'Öğretilebilir Çocukları Koruma Derneği' olarak değiştirilmesini sağlamıştı. O yıl, 1970'te, Ankara, Sağlık sokaktaki binanın bir odasında zihinsel özürlü 4 çocuğun eğitimini üstlenerek amacını gerçekleştirmenin ilk adımını atmıştır. Aynı yıl, Aralık ayında, eğitim gören zihinsel özürlü çocuk sayısı iki ay gibi kısa bir süre sonra 7'den 24'e yükselmiştir.
O dönemde resmi makamlar, zekâ düzeyi 25-50 arasında olan “zihinsel özürlülük” tıp kapsamında değerlendirildiğinden eğitim görmelerinin olanaksızlığı ileri sürülüyordu. Makbule Ölçen, yaptığı özverili çalışmalarla ülkemizde ilk kez zekâ düzeyi 50'nin altındaki zihinsel özürlülüğün de eğitilebilirliğini kanıtlamış oldu.
Bu alanda teorik bilgi edinmek amacıyla Hacettepe Üniversitesi'nde Prof. Dr. Hüsnü Arıcı ve Dr. Shirley Epir'in derslerine devam etmeye başlayan anne Ölçen,iki yılı aşan süre içinde edindiği teorik bilgileri kendi uygulama sonuçlarıyla karşılaştırarak aradaki uyumu kendisi sağlamaya çalışıyordu.
“Zekâ düzeyi 50'nin altında zihinsel yetersiz çocukların kendilerine yeterli olabilmesi, aileye ve çevreye yük olmaktan kurtulabilmesi için uygulanan eğitim yeterli miydi?”
Bu sorunun yanıtı Makbule Ölçen'i bir vakıf kurarak çözüleceği düşüncesine yöneltti. 18 yaş sonrası zihinsel özürlü yetişkinlerin, dernekteki eğitimleri sonrasında, vakıftaki iş eğitim atölyelerinde üretken olabilmelerini olanaklı görüyordu. Bu düşünce ile kendisine destek olan eşi ve yakın çalışma arkadaşlarıyla birlikte 8 Mart 1982 tarihinde ZİÇEV - Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı'nın kuruluşunu gerçekleştirdi.
***
Emekli Yazın Öğretmeni Hami Karslı, Ölçen Ailesi ile Çamiçi Yaylası'nda tanıştığını, kısa sürede kaynaştığını ve onlardan çok şey öğrendiğini anlatıyor; “İçinde yaşadığımız toplumda sadece güzel olan çok kadın vardır. Sadece zeki olan kadın da çoktur. Ama hem güzel, hem zeki, hem de sosyal ilişkileri mükemmel olan kadın sayısı çok azdır. Makbule abla böyle bir kadın tipidir.
O, yaşamında birbirine zıt bazı duyguları bir arada yaşamıştır. Kendisini çok seven bir eşin ona verdiği mutluluğun yanı sıra, yaşıtlarından bir fazla kromozomu olan oğlu Demir'in farklı yaşamının acılarıyla yoğrulmuştur.Eşine iyi bir yoldaş, çocuklarına iyi bir anne, yakınlarına müşfik ve yardımsever bir dost olmuştur. Yoksulluk ve varsıllık, acı ve sevinç karşısında hep, o soylu Zarakolların bir bireyi olmanın onurlu davranışını sergilemiştir.”
Zihinsel yetersiz çocukların eğitimiyle ilgilenmenin yeterli olmadığını düşünen Makbule Ölçen'in aynı zamanda 'Uyanış' adında bir dergiyi yayınlamaya başladığını görüyoruz. Dergi, zihinsel özürlülük alanında kendi sınırlarını aşarak, akademik çevrelerle ilişki kurmaya yardımcı olmaya başlamış ve daha sonraki yıllarda öğrenim üyelerinin pek çoğu, derneğin eğitim merkezindeki çalışmalardan yararlanma olanağına kavuşmuştu. Ankara'nın Etlik semtinde derneğin eğitim merkezinin açılışını onun 'Özürlüler Yokuşu' adlı kitabında şu sözlerle anlatıyor: “Etlik, Kuyuyazısı Sokağı. Binamız açık mavi renge boyanmıştı. Kapısında yazılı olan tabelaya baktım. Sonra merdivenleri yavaş yavaş çıktım., anahtar kapının üzerinde, kilidin içindeydi. Benim çevirmemi bekliyordu. Dudaklarım kapıya dokundu, onu öpmüştüm. Anahtarı çevirdim. Kapı sessizce açıldı, içeri girdim. Yandaki odanın kapısında adımın yazılı olduğunu gördüm..”
Derneğin kendine ait binası olmuş ve öğretilebilir çocuk sayısı 150'yi aşmıştı.Genç bir Alman Hanım olan Katerina Überhorst ve Hollandalı Mariken'in dernek çatısı altında Makbule Ölçen'e destek olmalarının yankısı ve yararı büyük olmuştu. Özellikle Katerina'nın katılımı, Alman Büyükelçiliği tarafından vakfın Gölbaşı'nda bir Rehabilitasyon Merkezi yapımının sağlanmasında çok önemli katkı sağlamıştır.
Kimliklerinde 'T.C.' yazılı çoğu bürokrat ve siyasilerin çıkardıkları güçlükler yanında yabancıların -özellikle Almanların- özürlü çocuklarımıza yardım amacıyla nasıl çırpındıklarını ibretle okuyoruz. Makbule Ölçen ile Ali Nejat Ölçen'in, Fedaral Almanya'da özürlülere ilişkin tesisleri ziyaret etmelerini sağlayan; Gölbaşı'nda, ZİÇEV'e ait tesislerin yapılmasına maddi ve manevi destek veren Büyükelçi Ekkehard Eickhoff ve eşinin davranışı gerçekten örnek alınasıdır.
ZİÇEV - Zihinsel Yetersiz Çocukları Yetiştirme ve Koruma Vakfı, 14 şubesi, 13 Özel Eğitim ve Rehabilitasyon Merkezi, 1 Yatılı Bakım Evi, 1 Misafirhanesiyle, 130 Öğretmen, 19 Müdür, 77 Personel ve 1 Genel Müdür ile 1200 öğrenciyi eğitiyor.
***
Emekli Yazın Öğretmeni Hami Karslı, dostu Ölçenler'le ilgili izlenimlerini şu sözlerle paylaşıyor;
“Ölçen Ailesi'nin yaşam öyküsü, Ali Nejat Ağabey'in 1958 yılında yazdığı 'Yapı Acısı' ve Makbule Abla'nın 2005 yılında yazdığı 'Özürlüler Yokuşu' adlı kitaplarda, kısmen özetlenerek anlatılmıştır.
Makbule Ölçen, okulunu yeni bitirmiş, ayda 90 lira maaşı olan genç bir su mühendisinin eşi olarak, inşaat alanında bir odada nasıl vakur bir şekilde yaşamışsa; eşinin, İstanbul Milletvekili ve CHP Grup Başkanvekili olarak T.C. Parlamentosu'nda görevli olduğu dönemlerde de aynı yaşayışını sürdürmüştür.
'Yapı Acısı' kitabında, mühendis olan eşinin çalıştığı kentte 75 kuruşa nasıl kazak sahibi olduklarını anlatan bölüm beni çok duygulandırmıştır.
“…13 kilo yün alıp şantiyeye döndük. Kirli mi kirli, pis mi pis, siyah mı siyah… Hele o koku… Sabaha kadar bu yünleri leğen leğen suyla yıkadık. Ellerimizde hal kalmayınca ayaklarımızla çiğnemeye başladık. Sonra taşlığa serdik. Kurudu. En iyi kısımlarını ayırdık. Bir tahtaya çivi çaktık, Karım bu yünleri taradı. Sonra eğirdi, iplik yaptı. Sonra da uzun kollu bir kazak… Hâlâ giyerim.”
Makbule Abla, ikinci çocuğunun, ilk evladı Dumrul gibi sağlıklı olmayacağını, gördüğü bir rüya üzerine adeta sezinlemiştir. Bunu yazdığı 'Özürlüler Yokuşu'nda şöyle anlatır:
“… Rüyamda Nejat'ın ayak seslerini duydum. Daireden gelmiş olmalıydı. Kendisini kapıda karşıladım ve 'sana çiçek topladım', dedim. Üzerimdeki beyaz önlüğün sağ cebinden bir demet mor menekşeyi uzattım. Güzel, taze, pırıl pırıl menekşe! Nejat onu aldı, kokladı ve 'çok güzel' dedi. 'Bir menekşe daha var, onu da vereceğim' dedim, sol cebimdeki öteki menekşeyi çıkardım fakat o solgundu ve diri değildi. 'Kusura bakma, solmuş bu menekşe' diyebildim. Bir sıkıntı içine düşmüş gibiydim. 'Zarar yok', demişti Nejat 'Üzülme onu ben canlandırırım'. Uyandım. Sabah olunca, Nejat'ı daireye yolcu ettim, yonca tarlasında yeşilliğin ötesinde gözden kayboluncaya kadar onu izledim ve rüyada gördüklerimi kayınpederime anlattım. Bu ikinci çocuğum, Dumrul gibi olmayacak mı, baba, dedim. Sözcükler, dudaklarımdan dökülüvermişti… Kötüye yorma rüyanı dedi. Fakat önüne baktı yüzü sararmıştı..”
Dumrul'u ve 'ışıklar içinde yatsın',24 Eylül 2013tarihinde sonsuzluğa uğurladığımız Demir'i yakından tanıyordum. Yukarıdaki bölümü okuyunca içimi anlatılması zor bir hüzün kaplamıştı.”
***
'Özürlüler Yokuşu' Türkiye'deki 'zihinsel özürlü çocukların eğitilmesiyle ilgili' belgesel bir roman gibi adeta.Kitap,Makbule Ölçen ile eşi Ali Nejat Ölçen'in sevgiyle kenetlenmiş beraberliklerini ve cehalete karşı açtıkları amansız savaşı anlatıyor. Makbule Ölçen imzalı 'Özürlüler Yokuşu' adlı yapıtı okuyanlar, eğer Ölçen Ailesi'ni yakından tanıyorlarsa, sanırım onlar da “Bu yokuşu tırmanmaya ancak Ölçenlerin soluğu yetebilirdi” diyeceklerdir.
On binlerce zihinsel yetersiz çocuğun eğitimi ve topluma kazandırılmasında başarılı eğitim, proje ve etkinlikleriyle sayısız ilk'i gerçekleştiren ZİÇEV, vakfın kurucusu ve onursal başkanı Makbule Ölçen'in aydınlattığı yolda ilerleyerek ZİÇEV ailesinin özverili çabalarıyla ülkemizde örnek ve ilk olmayı başarmıştır.
Kaynak: Phanoria Dergisi / MAKBULE ÖLÇEN - “İnsanlığa Adanmış Bir Yaşam”
