Niksar’da 13 Mart gecesi meydana gelen 5,5 büyüklüğündeki depremin ardından ilçedeki konutların sağlamlığı yeniden gündemin ilk sıralarına yerleşti. Deprem sonrası vatandaşlar evlerinin güvenliği konusunda daha fazla bilgi almak isterken, Niksar’da birçok projeye imza atan Dipova İnşaat’ın yetkilisi Fuat Dipova, yapı güvenliği, zemin durumu ve kentsel dönüşüm hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Deprem güvenliği konusunda vatandaşların bilinçli hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Dipova, konut satın alacak kişilerin öncelikle binanın mimari ve statik projelerini söz konusu alanlarda tecrübeli mühendislerin desteği ile incelemeleri gerektiğini söyledi.
Dipova, “Bir daire satın alırken müteahhit firmadan mimari ve statik projeyi talep edebilirsiniz. Bu projeyi tecrübeli bir inşaat mühendisi ve mimar ile paylaşarak projedeki donatıların sahada doğru uygulanıp uygulanmadığı konusunda görüş alabilirsiniz. Böylece yapının deprem yönetmeliğine uygunluğu hakkında daha sağlıklı bir kanaate varabilirsiniz” dedi.

“Niksar’da bina yapılmayacak zemin yok”
Niksar’ın zemin yapısı hakkında da değerlendirmelerde bulunan Dipova, ilçenin imar planlaması içerisinde bulunan hiçbir parselde bina yapılamayacak nitelikte bir zemin bulunmadığını belirtti. Niksar’daki zemin etüt değerlerinin genellikle ZE ile ZC aralığında değiştiğini ifade eden Dipova, bu değerlerin jeoloji mühendislerinin yaptığı sondaj çalışmaları ve sondajdan aldıkları numuneler laboratuvarda yapılan testler ile belirlenir ve ‘’Üzerine bina yapacağımız yer ne kadar yükü taşıyabilir ve deprem anında zemin nasıl tepkiler verebilir?’’ sorularının cevapları alınır.
ZE sınıfının en zayıf zemin türlerinden biri olduğuna dikkat çeken Dipova, bunun binaların güvensiz olduğu anlamına gelmediğini belirterek şu bilgileri verdi: “Zemin değerlerine göre ivme katsayısı hesaplanır ve statik projeler buna göre hazırlanır. Örneğin zemin daha zayıfsa, binada kullanılan taşıyıcı sistem çapları ve demir donatı oranı artırılarak yapı güvenli hale getirilir. Bu nedenle zemin etüt raporu bir projede hayati önem taşır, doğru ve tecrübeli yapılması, yorumlanması gerekir. Çok önemlidir.

“Depreme kimse garanti veremez”
Deprem konusunda kesin bir garanti vermenin mümkün olmadığını da vurgulayan Dipova, depremin yönü, süresi ve stresinin verebileceği hasarı belirlediğini ancak tarihimiz boyunca bölgemizde meydana gelmiş depremlerde alınmış değerler baz alınarak AFAD’ın bize vermiş olduğu en üst İvmelere bile binalarımızın kesinlikle dayanıklı olduğunu söyledi.
“Depreme garanti verilemez cümlemdeki kasıt şu; Örnek verelim ki 7,6 şiddetinde bir deprem oluştu ve binamızın bulunduğu zeminin de ZE olduğunu varsayalım. 1,1’lik bir ivme oluştu mesela bu depremde bizim binamız kuşkusuz sarsıntıyı sorunsuz atlatabilir çünkü biz bu gibi zeminlerde zaten ivme kat sayımızı 2 ve 2,2 aralığında tutuyoruz. Yani kötünün kötüsünü düşünüyoruz. Niksar’da vatandaşın anlayacağı dil ile 9 şiddetinde bir depremin olmayacağının garantisini verebilir misiniz? Hayır, garantiden kastım bu. Aynı büyüklükteki iki ayrı deprem farklı etkiler yaratabilir. Aynı şiddette iki deprem iki farklı zeminde farklı ivmeler oluşturur. AFAD söz konusu zeminlerde oluşabilecek maximum ivme değerlerini bize veriyor ve bizlerde projelerimizi o ivme kat sayılarını baz alarak güvenli hale getiriyoruz. Özellikle 6 Şubat depreminden sonra bu hususlara yapı denetimlerimiz de çok dikkat ediyor.

Beton ve demir kalitesine dikkat çekti
Projelerinde kullanılan malzeme kalitesi hakkında da bilgi veren Dipova, projelerde beton sınıfının C30 olarak hesaplandığını ancak numunelerin testlerinde beton dayanımının çoğu zaman C37 ve üzeri çıktığını, C35’in altına hiç düşmediğini ve Niksar’da ki beton santrallerinin işlerini gerçekten iyi yaptıklarını söyledi.
Çoğu temel ve kolon sistemlerinde kullanılan demir donatısının da yönetmelikte zorunlu tutulan değerlerin bile üzerinde bir yoğunlukta uyguladıklarını ifade eden Dipova, yapı güvenliğinde en az kullanılan malzeme kadar işçiliğin de hayati önem taşıdığına dikkat çekerek; “Bir binaya ne kadar demir ya da beton koyarsanız koyun, işçilik doğru yapılmadıysa bu o binanın tam anlamıyla güvenli olduğu anlamına gelmez. Beton dökümü sırasında vibrasyonun doğru yapılması, derz oluşturulmaması, betonun zamanında sulanması ve bakımının yapılması çok önemli detaylardır” dedi.
“Eski binalar için en doğru çözüm kentsel dönüşüm”
Özellikle 2007’den önce yapılmış ve üzeri yaşlardaki eski binaların ciddi risk taşıyabileceğini belirten Dipova, bu tür yapıların güçlendirilmesinin her zaman güvenli bir çözüm olmayabileceğini ifade ederek; “Eski binalarda beton dayanımı çok düşük çıkabiliyor. C16 ya da C20 gibi değerler görülebiliyor. Günümüzde ise beton sınıfları C30–C40 seviyelerine ulaşıyor. Bu nedenle eski yapıların kentsel dönüşüm kapsamında yenilenmesi çok daha doğru bir adım olacaktır.”
“Niksar birinci derece deprem bölgesi”
Niksar’ın birinci derece deprem bölgesinde bulunduğunu hatırlatan Dipova, deprem gerçeğiyle yaşamak gerekli. Deprem korkusunun tamamen ortadan kalkması mümkün değil. Niksar’ın kaderinde deprem gerçeği var. Ancak doğru mühendislik ve sağlam yapılarla bu riski en aza indirerek, en azından tarihimiz boyunca yaşanmış depremlerin benzeri depremleri güvenli bir şekilde atlatabiliriz. Bunu gönül rahatlığı ile söyleyebilirim. Ben ve ailem de kendi ürettiğimiz sitede oturuyoruz, yaptığımız işe güveniyoruz” diye konuştu.
“Biz sadece bina değil, güvenli yaşam alanları inşa ediyoruz”
Sektördeki sorumluluğun büyük olduğunu belirten Dipova, müteahhitlerin yalnızca ticaret yapmadığını, insanların yaşayacağı güvenli alanları inşa ettiğini vurguladı ve işini doğru yapan tüm müteahhit arkadaşlarına ayrıca teşekkür ettiğini belirterek; “Biz vicdanımızı ticaretimizden ayırmıyoruz. Niksar’ımızı ve işimizi seviyoruz. İnsanların yaşayacağı alanları inşaa ediyoruz. Bu yüzden işimizi en iyi şekilde yapmaya gayret gösteriyoruz. Ki, bu bizim asli görevimiz. Aynı anlayışla çalışmalarımızı sürdürmeye devam edeceğiz” dedi.